<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658</id><updated>2012-01-21T14:24:04.356-08:00</updated><title type='text'>doktor&amp;hesapci</title><subtitle type='html'>TGRT-FM de Cuma günleri saat  20.00 civarlarında yayına giren programın  paralelinde fikir alışverişi için yapılmış  bir  blog dur. Yorumlarınızı bırakmakta nazlanmayın.</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>59</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-4901829485421720916</id><published>2010-01-08T04:36:00.000-08:00</published><updated>2010-01-08T04:41:20.610-08:00</updated><title type='text'>Yine Hasan' dan Analiz.</title><content type='html'>&lt;dl&gt;&lt;dd&gt;Tarihi gerçekler üzerine ve de cumhuriyetin Mit Making hadisesi üzerine kafa oranlar dikkatle okumalılar... Bir kez daha çok teşekkürler Hasan...&lt;/dd&gt;&lt;dt&gt;          Doktor&lt;/dt&gt;&lt;dd&gt;*******&lt;br /&gt;&lt;/dd&gt;&lt;dd&gt;&lt;p&gt;Aslında önce Cennetmekan Abdülhamid Han, ile ilgili yazacaktım ama Mehmet Barlas'ın üçgündür yazdığı Vahideddin Han ile ilgili yazı dizisini okuyunca bir de yazacaklarım konu itibariyle; bilinenler ve bilinmeyenler ve bakış ile ile ilgili olduğundan silsilede değişiklik yapmam icabetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Memleketim insanında aldıkları eğitimden (malum zorunlu-merkezi tektipçi eğitim) kaynaklanan hadiseleri ve şahısları değerlendirme sorunu sorunsalı var. Bu hadise en faşistinde olduğu gibi en sosyalistinde de var, en laikinde olduğu gibi en dindar bilineninde de var. Çünkü hepsi aynı eğitim sisteminden geçmiş, hepsi aynı endoktrinasyona uğramış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarihi bir hadiseyi veya tarihi bir şahsiyeti değerlendirirken ve objektif yaklaştığımızı zannederken de aslında hakim ideolojinin içselleştirdiğimiz hükümleri ile değerlendiriyor ve yaklaşıyoruz. Resmi tarihimizin ululadığı onayladığı şahsiyetler ile ilgili hüküm verirken; (iç dünyamızda tüm inceliğe ve yüksek ahlaka sahip olduğunu içselleştirdiğimizden) çok hassas olduğumuz halde onaylamadığı, aşağıladığı şahsiyetlere sıra gelince (yine iç dünyamızda kişiliksiz kimliksiz hatta hain olarak içseleştirdiğimizden) ademin yapacağı ve de düşeceği her tür zilleti çok pervasızca isnad edebiliyoruz ve bunu normal doğru gibi sunuyoruz. Ve bu yaptıklarımızın muhasebesini yapmadığımızdan, toplumda da bu kabul gördüğünden böyle devam edip gidiyoruz ..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi Barlas'ın yazdıklarına bakalım :&lt;br /&gt;"Osmanlının son padişahı Vahideddin veliahtken güvendiği Mustafa Kemal'in atama önerisini reddetti. Tahta oturunca onun eleştirdiği Enver Paşa'yı başkumandan vekili yaptı.Kurşuna dizmek için getirilen adama"son olarak söyleyeceğin bir şey var mı" diye sorulunca; O da "Bu bana ders olsun" demiş ya... Olaylar zinciri ya da "Kader" denilen olgu, bazen insanların önüne karar alternatifleri sürer. Öyle bir andır ki bu yanlış karar, insanı geri dönülmesi mümkün olmayan noktalara ve onarılmaları imkânsız zararlara sürükler. Artık "Ne yaptım ben" demekten başka yapacak şey kalmamıştır. Bazıları içine düştükleri durum karşısında iş işten geçmiş olsa da "Bu bana ders olsun" diyerek özeleştiri yapmayı denerler. Bazıları ise bunu da yapamaz ve kendileri ile birlikte bilinmez bir geleceğe taşıdıkları insanları da, daha yanlış kararlarla daha da sorunlu günlere götürürler. Artık yapılabilecek çok şey kalmamıştır. Bin nasihatten daha evla olan bir musibetle yaşamak zamanıdır artık. Bizim yakın siyasal tarihimiz böyle durumlarla dolu."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diye başladığı ve özü itibariyle tercihleri hep yanlış, hep birilerinin güdümünde ve nihayetinde de ve her defasında "Bu bana ders olsun" diyemeyen bir Padişah portresi..&lt;br /&gt;Bir hadiseyi bir şahsiyeti değerlendirirken neyi merkez neyi miyar aldığınız çok önemli. Silsile de bunları takip ediyor. Temel yanlış ise binayı da bunun üzerine inşa ediyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barlas'ın yaptığı da başka birşey değil. Sen ne kadar çok bilirsen bil ne kadar donanımlı olursan ol hatta ne kadar objektife yakın olursan ol (ki barlas az çok öyle biri) tuttuğunuz miyar yanlış ise yanlışlar silsilesini devam ettiriyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nedir onlar şimdi onlara bakalım: Padişahın veliahtken M.Kemal'e güvendiğini nerden anlıyoruz? Bir Almanya ziyareti bunu anlamamıza yetiyor mu? İnsani ilişkiler denge siyaseti denen bir şey yok mu ? (Hele hele herşeyin tozduman olduğu o dönem de) Ya da dengelerin değişmesi? Hepsini geçtik, Padişah olunca Musatafa Kemalin atama önerisini kabul etme gibi ya da onun hoşlanmadığı birisi olan Enver Paşayı seçmeme gibi bir mecburiyeti mi var? Anlaşılır gibi değil. Hani neticesinde "Ben ne yaptım" ya da "Bu bana ders olsun" denilecek bir durum olsa ne ise, yok ama ortalık da ara ki insan bulabilesin. Eldeki malzeme ortada sağa dön ihanet sola dön ihanet..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve daha sonra Vahideddin Han'ın Enver Paşayı harbiye reisi yapması M.Kemal'i yapmaması Enver paşanın güdümüne mi girdiğini gösterir? Bu nasıl mantıktır? Bu mantıkla M.Kemali yapsa onun güdümüne de girmiş olmayacak mıydı?&lt;/p&gt;&lt;/dd&gt;&lt;dd&gt;           &lt;p&gt;Sonra Barlas, Prof. Metin Hülagü'den alıntı ile devam ediyor..&lt;br /&gt;"Sultan Vahdettin Milliyetçi hareketin 1922 yılında Yunanlılara karşı Anadolu'da elde etmiş olduğu başarıyı Milliyetçi liderlerle kendisi arasındaki mevcut anlaşmazlıklar dolayısıyla kutlamaktan kaçınmışsa da, Anadolu'da kazanılan zaferleri kutlamak yahut şehit olanların ruhlarına dua ve niyazda bulunmak üzere İstanbul camilerinde tertip edilen törenlere katılmaktan da geri kalmamıştır. Bu anlamda Anadolu'da şehit düşenler hatırasına olmak üzere 15 Eylül 1922'de Süleymaniye Camisi'nde ve Ayasofya Camisi bahçesinde düzenlenen törenlere iştirak etmiş, tebasıyla birlikte saf tutmuş, şehitlerin ruhu için duada bulunmuştur. Zafer karşısında suskun kalan ve 15 Eylül'de şehitler için okunan dualara katılan son padişah bundan iki ay sonra bir İngiliz gemisiyle İstanbul'u terk etmişti."diyor tarihçimiz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ezber bir yalan olduğu için ilkönce sondan başlayalım. Sultan Vahideddin Han asla ve kata, İngiliz gemisiyle kaçmamıştır.İngiliz gemisiyle cebri kaçırılmıştır. Sultan, gemiye anlaşalım yalanı ile getrilmiş, kendisine gemide söylenmiştir İstanbul'dan sürgün edileceği. Sultan da üzerinde bulunan devlete ait eşyaları (ki kendisine yedi kuşak yetecek paha da) teslim etmeden ancak ölü olarak götürebileceklerini söyler ve bunları makbuz karşılığı teslim eder.(vatanseverlere duyurulur.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani çocuklara masallar kabilinden yalanlar zırvalar..Bu tarihçi aynı zamanda; İngiliz Belgelerinden M.Kemal'i, Vahideddin Han'ın Anadoluda Milli direniş hareketini başlatmak üzere kırkbin altın ve yetkilerle gönderdiğini yazan ve dolayısıyla bunu bilen birisi. Gel görelim değişen birşey yok, sorgulama yok. Asgari akıl sahibi biri şunu sorar Madem M.Kemali, Sultan gönderdi o zaman Anadolu da kazanılan her zafere sevinir.Bu yunan zaferini (bir de varsa tabii)milliyetçiler kazandı buna sevinmeyeyim böyle bir şey yok.Çünkü Sultan bütün ümidini oraya bağlamış ve bu iş için de kendini feda etmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hakikat şu ki; Sultan Vahideddin tahta geçtiğinde ülke ateş içinde değil ateş olmuş yanmış bitmiş yangın yeri kalmıştı. İttihat ve Terakki 1908'de Cennetmekanı tahttan indirip yönetimi aldıktan sonra memleketi savaştan savaşa sokup düşmana teslim ettikten sonra yönetimi Padişahın kucağına bırakmıştır. Sanılanın aksine Vahiddeddin Han savaş filan kaybetmiş değildir, yenilmiş bir devletin başına geçirilmiştir. Ve şeklen padişahdır gücü elinde bulunduran İ.Terakkidir. (şunu getirdi şunu götürdü derken de insaflı olmak gerek) Ordusu yoktur, gücü yoktur, buna rağmen çare arar. Vahideddin Han çaresizdir, içi yanar. Nitekim yakınlarına “ben milletin közü üzerine oturmuşum, kuş tüyünden minderlere gömüldüğümü sanıyorlar.”der.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurtuluşun Anadolu’dan başlatılacak bir hareketle muvaffak olacağına inanan Padişah bu hareketin muhalif olduğuna düşmanların inanması için de uygun bir tip arar, önüne getirilen bir çok kişiye hayır olmaz der. Ta ki, M.Kemal'i huzura getirdiklerinde "tamam bu olur" der. Ve padişah: M. Kemal Paşayı fevkalade yetkilerle donatır ve Samsun’a yollar. Hazine-i hassadan verilenlerden başka, kendi şahsi parasından 30 bin altın lira katar yanına. Gidişini kolaylaştırmak için “Ordu müfettişi” gibi bir kimlik ayarlar.Ve gerektiğinde Padişahı tanımadığını söylemesini bizzat Padişahın kendisi söyler M.Kemale.. Anadolu’ya gizli gizli silah ve adam geçirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anadoluda direniş başlayınca işgalciler gelir “dağıt şunları” diye çıkışırlar. "Bu benim kontrolüm dışındaki bir halk hareketi, karışamam!"der.&lt;br /&gt;Neticesinde, Vahideddin Han "Ben bir paratonerim, Devlet ve milletin üzerine düşen yıldırımları üzerime çektim, çok kavruldum çok yandım ama kurtulduk sonunda..."demiştir.&lt;/p&gt;&lt;/dd&gt;&lt;/dl&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-4901829485421720916?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/4901829485421720916/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=4901829485421720916' title='11 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/4901829485421720916'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/4901829485421720916'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2010/01/yine-hasan-dan-analiz.html' title='Yine Hasan&apos; dan Analiz.'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-8057895519174776024</id><published>2010-01-01T02:07:00.000-08:00</published><updated>2010-01-01T02:10:41.167-08:00</updated><title type='text'>Gündemle ilgili Hasan'a Teşekkürler ederek</title><content type='html'>Doktordan Not:&lt;br /&gt;Hasan son zamanlarda öyle deruni ve net analizler, yorumlar yapıyor ki herhangi bir yazının altında kalmasına gönlüm razı olmadı. Bu haftanın blog yazısı için yazdıklarını giriyorum. Ellerine sağlık.&lt;br /&gt;*********************&lt;br /&gt;Baykal ; Arınça yönelik suikast iddiası için "eğer ordu böyle bir suikast planlıyorsa, orası lafın bittiği yerdir." demiş. Tarafın, sistemin ötelediği yazarlarından; (hoş taraf'ta olup da sistemin berilediği yazar da yok) M.Esayan'da buna "hayır, lafın bittiği değil CHP'nin bittiği yerdir." diye karşılık vermiş. Evet son günlerde ki başdöndürücü gelişmelere bitmek bilmeyen son dakika haberlerine baktığımızda sistem eşittir CHP daha doğrusu vesayet eşittir CHP'nin bittiğinin resmini görüyoruz. Ordunun sözcüsü diyebileceğimiz F.Bila'da eğer bu iddia doğru çıkarsa felaket olur demiş. Tabi ki kendi felaketini kastediyor. Bu arada M.Esayan için sistemin ötelediği demişken , O'nun, bir bayram arefesi idi sanırım yazdığı bir makalede, her bayram ailesinde anne baba arasında ve de bunlarla çocuklar arasında yaşanılan garip bir gerilimden bahseden bir makalesini okumuştum ve sistemin aşağıladığı iki farklı kültürdeki ailelerdeki (dindar ve ermeni) yaşananların yakıcı benzerliği beni şaşırtmıştı.Ondan bu yana sistem ile ilgili tespitlerini mühimsediğimi belirtmeliyim.Ne alakası var şimdi bunun sistemle CHP ile? derseniz, derimki her nerde bir arıza, anormal bir durum, bir dert, bir musıbet, melanet var ise mutlaka onda CHP'nin bir dahli bir katkısı vardır bundan hiç şüpheniz olmasın..&lt;br /&gt;Gelelim yine sistemin sonuna..Herşeyin bir ömrünün olduğu; vakti saati geldiğinde son bulduğu alemde, varlığını milletin değerlerine düşman olarak ikame etmiş bir sistemin de payidar kalmasını bekleyemeyiz herhalde. Hakim zümre, millete yapılanları, bu millete yaptıklarını ve en önemlisi millete rağmen yaptıklarını çok iyi bildiğinden sürekli bir ihanet korkusu sürekli düşman korkusu(tabii ki iç düşman) sürekli hezeyanlarla ömrünü geçiregelmiştir. Bir eli yağda bir eli balda memleketin tüm semayesini elinde bulundurduğu halde bu korku onlarda hep devam etmiştir. "Hainler korkak olur" imiş. Siz bir cana, masum bir insana kıyarsanız zulüm ederseniz; bir gün mutlaka hesabının alınacağı korkusuyla yaşarsınız. 28 Şubatın rövanşını alınacak hezeyanını hatırlayın.. Milletin anasını belleyeceksiniz ondan sonra abad ettik diyeceksiniz.Aydınlık toplum inşaası olarak nitelendireceksiniz.Tüm bunları da millet için yaptık diyeceksiniz.Madem herşeyi millet için yaptınız miletten korkunuz niye? Sırtınızı dönüp uyuyun, haa uyuyamıyorsanız yediğiniz herzeleri iyi bildiğinizdendir. Millet için birşey yapılacaksa biz yaparız diyerek onu sürekli aşağılayacak, yüzde kırksekiz değil yüzde doksansekiz oy alsanız dahi birşey değişmez diyeceksiniz, bunun adı da demokrasi olacak, hukuk devleti olacak öyle mi? .. (Kanunu sen uygularken kutsal bana geçtiğinde tehlike çünkü herşey senle selamette ama seni anlamadılar.)&lt;br /&gt;Siyasilerden bir tanesi çıkıp bu doksan sekizini de alsa farketmez diyen bu veledi muaazzamaya neden böyle dersin diye sormadan has.ktir lan p..... dese idi, yalnız yine söyliyeyim hiçbir şey sormadan girizgahı bu şekil yapsaydı nihayete daha önce ulaşılırdı olmadı. Hani insani refleksler vardır, kırılma noktaları vardır başınıza gelen birşeye o an bir karşılık vermeniz o an bir fiilde bulunmanız gerekir. Yaptınız yaptınız yapmadıysanız ne kadar çekeceğinizi Allah bilir. Netice itibariyle, M.Altan'ın dediği gibi " Bu milletin başının üzerinde seksenaltı yıldan bu yana sopa eksik edilmemiştir."&lt;br /&gt;Artık sona, CHP'nin bittiği yere gelmiş bulunmaktayız.Yine denildiği üzere CHP'nin, sözün bitti, dediği yer, sözün tam da başladığı yerdir.CHP'nin gidişi bu memlekete rahmet olarak yetecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca Doktora ve de Hesapcıya teşekkür ediyorum.. Bir de Doktordan ağustosların sayısını tekrardan nazarı dikkate almalarını rica ediyorum.&lt;br /&gt;Selamlar, hürmetler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;span style="font-size:85%;color:gray;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-8057895519174776024?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/8057895519174776024/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=8057895519174776024' title='8 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/8057895519174776024'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/8057895519174776024'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2010/01/gundemle-ilgili-hasana-tesekkurler.html' title='Gündemle ilgili Hasan&apos;a Teşekkürler ederek'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-245371137980745022</id><published>2009-10-17T04:09:00.000-07:00</published><updated>2009-10-17T04:12:20.589-07:00</updated><title type='text'>Ekim 2009</title><content type='html'>Radyo programının paralelinde bir blog olması gerektiği son yazılarla iyice ortaya çıktı. Son yazı başlıklı olana eklenen son yazılar birer harika. Öncelikle onları bir okuyalım ve her ay için açacağım yazının altına yorumları girelim.&lt;br /&gt;Mazhar&lt;br /&gt;Hasan&lt;br /&gt;Efe&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Abi  süper  yorumlar yani daha ne diyeyim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doktor&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-245371137980745022?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/245371137980745022/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=245371137980745022' title='29 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/245371137980745022'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/245371137980745022'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2009/10/ekim-2009.html' title='Ekim 2009'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>29</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-4995112920851718715</id><published>2009-02-07T07:18:00.000-08:00</published><updated>2009-02-07T07:26:37.901-08:00</updated><title type='text'>Son Yazı</title><content type='html'>Değerli Blog Sakinleri;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnceden sebeplerden, iş yoğunluğumuzun yükünden tutunda ne kadar zamana dayalı mazaret varsa "hepisinden"  ötürü, blogda bundan böyle yazamayacağım.Katılım sağlayan herkese, yazdıklarımızdan keyif alan her okura ve öncelikle imkanı sağlayan değerli dostumuz doktor'a teşekkür ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Blogu yine sahibine devrediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rastgele.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efe...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-4995112920851718715?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/4995112920851718715/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=4995112920851718715' title='16 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/4995112920851718715'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/4995112920851718715'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2009/02/son-yaz.html' title='Son Yazı'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>16</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-3157547741076403598</id><published>2009-02-02T23:27:00.000-08:00</published><updated>2009-02-02T23:33:09.462-08:00</updated><title type='text'>Radyo Aygırları</title><content type='html'>Her köyün bir delisi, her radyonun da bir aygırı olur. Gem almaz atlar gibi kişneyen, yaban tabiatlı aygırlar… Hergelesi bile bunlarla baş edememiş de salmış sokağa…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkeste var; bizim programda neden olmasın. İşte geçen hafta arka arkaya arayan iki tane fosil tip, dinledikleri herhalde şişkinlik yapmış ki, arayıp boşalma isteği duymuşlar. Haliyle doktor’da sana bana mı program yapsın yoksa bunlarla mı uğraşsın. Dinledim adamla kadını. Her halde karı kocalar. Biri kapatıp biri arayan kabileden. Ses analizi yaparsak;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam, Türki lügate uzak bir tip. Ses tonu kırçıllı cigara tüketimi çok, nefesini erken bitiriyor büyük ihtimal gerdanı var. ve konuşmasını fiziksel olarak projeksiyon edersek, vücut kıl yükünün fazla olduğunu tahmin ediyorum, sanırım bu parmaklarının ilk kıvrımında bile kıl kümeleri olan biri gibi üslubu var. Şişmancana, altın dişli bir bir kahve adamı olduğu hissine kapılıyorum. Programın ertesi günü kahvede arkadaşlarına doktora nasıl konuştuğunu anlatıp, ortam Maradonalığı kovalayan bir kişi. Harici bir inanışı ve saplantıları olduğunu sanıyorum ki bu yüzden anadan doğma chp holiganı. Bilir bilmez ama konuşur bunlar bilirsiniz. Kılıçdariev notere benzeyemez, kime benzer dürümcüye mi? Bu gibi chpli adamlarda kendilerinden olanı kutsama saplantıları vardır. İlla ondan olanın, b..kunda boncuk vardır. Mutlaka!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın tam cahil. Büyük ihtimal dogmacı,örümcek kafalı, statik beyinli chpli bir öğretmendir. Menapoz teyzelerden. Ne dedin diye iki Dakka sonra sorsanız cevap alamayacağınız şahıslardan. Yani triger’i kopuklardan, çark boşa dönüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya en çok neye hasta oluyorum biliyor musunuz, hani doktorla hesapçıyı Ak parti il başkanıyla, başkan yardımcısı bizi de il teşkilatı delegeleri zannediyorlar ya ona ayarım. Hani telefon açıp muhalefet ediyorlar, bi araba laf sayıyorlar, bi halt yaptık diye seviniyorlar. Ya kardeşim biz kendi aramızda, hani biraz eğlenelim biraz kaygısızca sağa sola veriştirelim okeye dönelim çifte gidelim diye BOUTIQUE bir program yaptık, hükümetin sesi programı değil ki baba! Git onlara muhalefet et sıkıyosa. Gelme programa, dinleme. Uza! Naş!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir defa konsepti anlamayan radyoya elleşmesin.&lt;br /&gt;Bir de içinizdeki radyo aygırını durdurun. Cello’luğa gerek yok. Hafif meşreb,mülayim ruh haliylen dinleyin birader. Programdan sonra boynuzlarını kime geçiriyorsan geçir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ondan sonra Efe bu adamlar için “Arbeit mach frei” diyo kızıyolar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;efe&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-3157547741076403598?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/3157547741076403598/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=3157547741076403598' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/3157547741076403598'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/3157547741076403598'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2009/02/radyo-aygrlar.html' title='Radyo Aygırları'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-999973433218215995</id><published>2009-01-29T08:07:00.000-08:00</published><updated>2009-01-29T08:21:40.077-08:00</updated><title type='text'>Hadi bakalım</title><content type='html'>Randall Bragg ( Eşkiya kovboy) : Sen kanunları uyguladığını söylüyorsun..&lt;br /&gt;Virgil Cole (Şerif kovboy) : Evet,aynen öyle&lt;br /&gt;Randall Bragg: Ama, kendi kanunlarını....&lt;br /&gt;Virgil Cole: İkisi aynı şey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu dolar muhabbetinden sıkıldım. Piyasa yatıyor kalkıyor dolar konuşuyor. Bir kısım aşağı diyor bir kısım yukarı diyor. Bazen aynı kişiler hem aşağı gösteriyor hem de yukarıyı.&lt;br /&gt;Adın ekonomist’e çıktıysa ve bir de meşhursan tutarlı olmak zorundasın. Dolayısıyla sonuç her ne olursa olsun haklı çıkmak ve “ben böyle demiştim” diyebilmek için, hülasası “kıçını kurtarmak” için çift yönlü konuşuyorlar. Herkesin kafası haliyle karışık. Sırf bu jigsaw’lar yüzünden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye “hükümetinin” dolar borcu yok gibi bişeydir. Dolayısıyla bu “absolute risk” yada perfect storm dedikeri piyasa sorununu ortadan kaldırır. Gerisi lakırdıdır. Amiga beşyüzlük’tür inanmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki borcu olan kim? Ensesi kalınlar. Ya da kalınlaşmaya başlayanlar. Özel sektör dedikleri kısım. Kırk milyar gibi bir rakamın altında kalan ülkemizin mersedes ve be-em-ve’nin üst serilerine binen kısmı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ağabeyler borcu ödemeye kalkarsa batacaklarını biliyorlar. Peki, ne yapmak isterler?&lt;br /&gt;Borcu devlete yıkma peşindeler. Hükümet bunu yemiyor. İşte ondan sonra hükümete ver ediyorlar ayarı. Yolsuzluk, gericilik, sahtekârlık falan… Şamandırasına gelinceye kadar hükümet susuyor, susacak… Ama sonra ne olacak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;IMF manifestosu kabul görür, kredi alınır… Bu malum olan kısmı… E peki hükümet bunu yedirecek mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında fizik kanunu aynen ekonomide de geçerli, özellikle mikro ekonomide… Türkiye 75 milyon nüfusa sahip ve devamlı talep oluşan bir ülke. Talep diyorum dikkat edin. Çünkü arz kısmı bugünkü dünya ekonomisinde belirleyici değildir teknolojik gelişmeler kısmen istisna. Talep doğrultusunda gelişir her şey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi düşünün, bir bankadan kredi çektiniz. Sonra ödeme güçlüğü çektiniz. Olasılıklar nedir?&lt;br /&gt;- Bir yerden gidip bir kaynak bulursunuz..ödersiniz…&lt;br /&gt;- Ödeyemeyeceğinizi belirtirsiniz, ya gelirler mala mülke el koyarlar, Ya da batmışsındır zaten Allah selamet versin diyip kredi bataklarına bir ilave koyarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şuan ilk olasılık cari olmuyor. Kimse malını elden çıkarmak istemiyor, çünkü şuan ucuz. İkinci olasılığı kimse düşünmüyor çünkü Tayyip sahip çıkar durumunda ahali, ama tehditkâr.&lt;br /&gt;Başbakan’ın yerinde olsam bunların birine dahi sahip çıkmam, batıl olup gitsinler… Fizik kanunu boşluklarını bir başkasının üretimi doldurur. Zenginlikler el değiştirir. Şimdi dertlerinin ne olduğunu anladınız herhalde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;IMF neden bekle babam bekle yapıyor sanıyorsunuz. Obama’nın o kadar paraya ihtiyacı olduğu bir zamanda sağa sola kredi verme peşinde kim koşar ki? Dert bu üretim pastasını kapmak! Amerikalı yatırımcıyı bu tarafta bir yerlerde kar eder hale getirmek. Aslında "ikisi aynı şey" ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Hakikat sadedir, onu biz karmaşık hale getiririz.&lt;br /&gt;Cingöz Recai filminden Ayhan Işık repliği…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;efe&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-999973433218215995?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/999973433218215995/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=999973433218215995' title='5 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/999973433218215995'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/999973433218215995'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2009/01/hadi-bakalm.html' title='Hadi bakalım'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-662924852085583823</id><published>2008-12-03T02:59:00.000-08:00</published><updated>2008-12-03T03:10:19.582-08:00</updated><title type='text'>Hırsız Polis</title><content type='html'>Polis: Kimlik lütfen..&lt;br /&gt;Şahıs: Afedersiniz memur bey, öncelikle ben kimliğinizi görebilirmiyim?&lt;br /&gt;Polis: Elbette buyrun, hatta kimlik numaramdan 155'i arayıp teyit dahi edebilirsiniz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi hemen reflekte mercekleriniz şaştı değil mi? Yok kuzum örnek Türkiyeden değil tabiki.Yine Don Kişot hayallerim kabardı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avcılar'da bir pavyona iki üç dallama polis yeleği ile girer ve sonra bir kızı saçından elli metre sürükleyerek arabaya atarlar. Kimse gıkını çıkaramaz.&lt;br /&gt;Bunun muhabbeti sürüyor günlerdir. Oradaki vatandaşlara " neden müdahale etmediniz, polis böyle yapar mı allasen!!!"gibisinden hariçten gazel okuyorlar.&lt;br /&gt;Şimdi bir defa mekanın gazino-pavyon ortamı olduğunu bilmek lazım. Gazinonun ne olduğunu bilmiyor ayağına yatıp hukukta tutuklama ve alıkoyma şartlarından bahsedenler var.&lt;br /&gt;Şimdi eskilere Emperyal zamanına dönelim. O vakitler İstanbul'un en hızlı ve muazzam mekanı. Herkes Emperyal'de. Mekanda hergünbir kilo kan akardı ve hiç kimse bunu açık etmezdi. Nedeni ise suçluluk psikolojisi. Bu tür mekanlara gelenler her daim suçludur. Ya hukuken ya da kendine doğru suçlu. Bir falso yaptıklarında dayak yiyeceklerini bilirler. Bu yüzden dayağa da razıdırlar. Çünkü kendilerini savunacak bir doğruları yoktur. Masada rakı yada elde kupa vale ile pek de konuşacak halleri yoktur. Hiç bir şey değilse bile evinin çoluk çocuğunun rızkını yediğini çok iyi biliyorlardır.İşte bu otomatik sistem frenler ister istemez onları. Racona başkaldıramazlar. Dayılığa yeltenmezler.Dolayısıyla bu tür mekanlarda kimse kimseye karışmaz. Hele polise hiç karışmaz. Çünkü o makanın adamlarının dışarıda üç beş çapulcaya sataşmaktan öte erkeklikleri yoktur.İçkili kafa, ağır abi muhabbet, çorap içinden cigara paketi. Kırbeşten omuz, ensekököne basık ayakkabı, öksürüklü burun çekme... Bunlar akşama kadar... Akşam mekanda kendi haline suçlu bir adamdır.&lt;br /&gt;Şimdi birde olayın diğer komik tarafı var. "Polise neden müdahale etmediniz? Bizim polisimiz böyle mi yapar?"&lt;br /&gt;Evet... O görüntüler yalandan vatandaşlar olmasa hakkaten polis olmaları işten bile değil. Çünkü bizde böyle. Bizde polis dövmeye kalkar,ana avrat küfür eder... Yeter ki denk getirsin. Polise soru soramazsın,sorgulama yapamazsın.&lt;br /&gt;Şimdi paradoks gibi gözüken bir durum var. Bizim polisin yetkileri daraltıldı. Hırsıza,katile yakalasa da birşey yapamıyor falan filan deniyor...Hakikat başka baba...&lt;br /&gt;Yıllardır bu ülkenin polisi dişini garibana, ya da arkası olmayana geçirdi. Suçlulara aynı "orantılı gücü" uygulamadı. Bu işkence falan mağdurlarına bakın!, gıkını çıkaramayan tipler. Hani eskiden nezarette iki tokat yedi de aklı başına geldi diye hikayeler hep halk arasındadır bilirsiniz.Böylelikle AB müktesabatı gereği ellerindeki kuvvet kuş kadar kaldı. eee alma mazlumun ahını polis kardeş.Şimdi gerçekten suçluyu bulsa dahi mühahalede sıkıntı yaşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi etti kendi buldu. Bu memleket polisine asla sahip çıkmaz. Görürse tırsar ama "kim gitsin" denilse "polis" derler.Evi polise kiraya vermezler. Kolay kolay polise kız vermezler.&lt;br /&gt;Neyse olay budur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;He orada saçından tutulan kız için ne demeli? Acıdım. Tabi hamama giren terler. Mekan pavyon ortamı. İllaki birileri musallat olacak abla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;efe&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-662924852085583823?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/662924852085583823/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=662924852085583823' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/662924852085583823'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/662924852085583823'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2008/12/hrsz-polis.html' title='Hırsız Polis'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-8971564659089170565</id><published>2008-11-24T09:11:00.000-08:00</published><updated>2008-11-24T09:12:34.286-08:00</updated><title type='text'>Osmanlı Cumhuriyeti</title><content type='html'>Passepartout yap, derinlik veriyormuş havası olsun, piyasaya pompala…&lt;br /&gt;Bir Kürt arkadaşın dediği gibi “fikir haye akıl tünne”. Olmamış Gani Müjde. Her zaman ki gibi. Yok efendim, yanlış anlaşılmasın filmde Osmanlı’ya hakaret var vs cihetinden bahsetmiyorum. Bu Sentimentallerin işi benim değil. Ben kurgu saplantısına ayar oldum. Hani Osmanlı olsaydı ne olurdu fikrini bu kadar berbat edebilirsin. Film sonunda şöyle dedirttirmeye getiriyor “Allahımıza bin şükür bugünkü durumumuz en iyisiymiş, iyi ki Osmanlı yıkılmış da cumhuriyet kurulmuş”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi ben daha marjinal senaryolar da yazarım ancak, hadi diyelim Gani Müjde’nin senaryosundan ilerleyelim. Diyelim ki 1920’de Amerikan Mandası kabul edildi.&lt;br /&gt;Saltanat ve hilafet de yerinde kaldı. Bir defa bugünkünden daha büyük bir yüzölçümü elimizde olurdu. Dikkat edin! Amasya Genelgesi tarihindeki sınırlara! Bu ilk taktik senaryo hatası. Yaklaşık olarak Gayri safi 4 trilyon dolar civarında olurdu. Nedeni de sanayinin 1950 de bugün bizim ulaştığımız seviyenin on misline ulaşmış olacağı ve tüm yer altı ve yerüstü kaynaklarının deli gibi kullanılacağı bir durum olacaktı. Asgari ücret 1500 dolar civarında olurdu. Alamancı diye bir şey olmazdı zaten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osmanlı Devleti en kötü ihtimalle İngilizlerin Avustralyası (vay be) gibi bir şey olurdu, yani gizli bir el yönetimde etkili olurdu,yoksa filmdeki gibi dört yıldız bir johnny “neapiyuuorrsın” gibi saçmalayıp padişaha el kaldırmaya yeltenmez. Öyle padişah da göstermelik kalmazdı, bugün İngiltere krallığı göstermelik gibi duruyor ama öyle mi?&lt;br /&gt;Elli çeşit dine inanan bir toplum olurdu da bir yaygara bile çıkmazdı çünkü Hilafet bu ortamı sağlayan bir makamdı. Gecekondu diye bir şey olmazdı, ne güzel kanada tipi ahşap bahçeli evimizin önüne sıteyşın vagon ahşap kapılı Fordumuzla yanaşıp, bahçemizde zenci bir ahbabımızla barbekü yapıp biraları yuvarlardık. Türk Sineması da bugünkü gibi böyle saçmalamaz hiç değilse iki üç filmde Al Pacino oynardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yok efendim Amerikalılar gelseydi kıtır kıtır doğrardı herkesi diyen iki üç röpteşembırlıya aldanmayın, Amerikalılar gelmediği haliyle 15 milyon insan öldü yahu! Amerika kesse kesse ne kadar keserdi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, koca filmi hiç etmişler ya ona üzüldüm. Bu konu çok su kaldırır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; efe&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-8971564659089170565?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/8971564659089170565/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=8971564659089170565' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/8971564659089170565'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/8971564659089170565'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2008/11/osmanl-cumhuriyeti.html' title='Osmanlı Cumhuriyeti'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-2349699884301708475</id><published>2008-11-11T01:56:00.000-08:00</published><updated>2008-11-11T10:17:26.436-08:00</updated><title type='text'>Çıtır Yazı...</title><content type='html'>Prisoners Dilemma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hapisten kaçan iki kafadarın yakalandıktan sonra sorguda birbirlerine satış koyarak düştükleri vaziyettir prisoners dilemma… “mahpuslar kıyasımukassimi” yada “tutuklular çıkmazı” diyebiliriz. Tatar Ramazan da diyebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örnek verelim anlayalım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir karı koca kavga ederler. Kadın “Allah belanı versin Recai” der babasının evine gitmeye kalkar. Adamda “ Seninle geçen yıllarıma yazık,nankör karı” diyerek ceketini alır ve kahveye arkadaşlarına doğru yola çıkar. Aradan zaman geçer. Baba evinde kadın sıkılmıştır, adam ise kahvede king batak king batak bir yere kadar diye düşünmeye koyulmuştur bile. Birden pişmanlık duyan beyinlerden garib düşünceler geçmeye başlar…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın: Yaw, Recai kaç gün oldu aramadı, Aceb yeni bir hatun mu buldu ki? Arasam mı? Yok.. Yok… Önce o arasın bir özür dilesin ben ona yapacağımı bilirim. Ben mi özür dilesem ne? Du bakalım bekleyelim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam: Ulan her gün şu Debreli Ramonun suratını görüyorum… Yeter be baba… Akşam döner sabah simit… Olmaz baba… özür mü dilesem acaba? Gidiyim getiriyim şu hatunu da tezgahı düzeltelim. …  Ama erkekliğin de bir şanı var Du bakalım… Ramo taşlama be olum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aradan zaman geçer. Ortalıkta ses seda yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın: Boyun devrilsin Recai… Bak özür dileyeceğim varsa da bitti… Hayatta özür dilemem. Kaç aydır ne arama var ne sorma. Demek bu kadar değersizmişim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkek: Vaybe hatuna bak bizim. Herhalde mutlu..Napalım… Bu saatten sonra özür falan dilenmez. Bitti. Ne olacaksa olsun. Bizde dalgamıza bakalım. Ramo al şu parayı koş büfeye..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte böylece herkes kendini düşünerek kendisi için bir karar verir. Sonra bu birbirinden habersiz verilen ortak karar ikisi açısından da “verilebilecek ortak kararların en kötüsü” (obeb okek değil onlar ayrı) olarak tanımlanır. Oysa biri özür dilese hadise bambaşka bir boyut kazanacak ve ikisi için en iyi seçim olan “yuvanın kurtulması” olasılığı gerçekleşecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güncel hayatta her daim dilemma (daylima diye okuyun okutun) yaşanır. Ne kadar kendinize fazla bir çıkar sağladığınızı düşünürseniz düşünün mutlaka bu kendinizi maksimum düşündüğünüz noktada verdiğiniz karar “çevreniz” için verebileceğiniz en kötü karar olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir toplum kendisi için en kötü olanı nasıl tayin eder ? Bu sorunun yanıtını artık Olasılık Teorisi’ne giriş dersini yukarıda aldığınızdan dolayı yanıtlayabilirsiniz herhal! Birde Oyun Teorisi var onuda başka zaman anlatırım. Nash dengeleri falan derken, zevklidir yani. Ancak şunu bilin ki "prisoners dilemma"daki denge kararlılığının gücünü Olasılık ilminin  hiç bir optimal dengesinde bulamazsınız. O kadar güçlü ve sarsılmazdır. Diplomaside yeri vardır. Savaş sanatında, seçimlerde.. Kısaca her yerde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çıtır yazı olsun bu da. Malum Okuyucu kitlemiz her daim ağır abi muhabbeti kaldırmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazıyı İnci Çayırlı "Seninle bu aşkı kaldığı yerden" eşliğinde yazdım herhalde yazının örneğinede geçti. Neyse... Şarkı iyiydi... Özür Dilemek isteyenlere:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E ne demişler: De gustibus et colorbus non es disputandum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;efe&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-2349699884301708475?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/2349699884301708475/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=2349699884301708475' title='7 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/2349699884301708475'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/2349699884301708475'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2008/11/tr-yaz.html' title='Çıtır Yazı...'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-7773335870135669935</id><published>2008-11-05T00:57:00.000-08:00</published><updated>2008-11-12T08:05:45.998-08:00</updated><title type='text'>Özel Defterler</title><content type='html'>Paris’teki Pere Lachaise’e gidip gezenler bir mezar taşının üzerinde binlerce ruj izi görürler. Tabiî ki bu öpücüklü mezar taşı Oscar Wilde’dan başkasına ait değildir.Aynı yerde birçok ünlü isim yatar (Chopin’den tut, La Fontaine,Balzac,Moliere’ e kadar ne ararsan var). Diğerlerinde böyle sıra dışı bir durum sezilmez. Tabi Chopin’in mezarı başında keman çalan bir kadını ne kadar doğal karşılayacağınıza bağlı…&lt;br /&gt;Blenheim’da Churchill’i görmek mümkündür…Bilmiyorum ama Lincoln’ün mezarıda var tabi… Napolyon’unda var… Söylemek istediğim insanlar ölüyor ve ardından onu sevenler yıllarca o mezarı ziyaret ederek sevgilerini dile getiriyorlar… Tıpkı benim Saint Marx’da Mozart’ı Requem eşliğinde aramama benziyor, adam kayıp olsa da…&lt;br /&gt;Ayrıca Stalin için “abi ben sevmiyorum deyyusu” diyen birini kolundan zorla tutup “gideceksin ulan” diyip zorla Moskova’da kimse sürüklemez. Ya da Berlin’de hislerime hakim olamayıp “Vay be Hitler,büyük adammışsın” diye Tempelhof’da yapınsam, kimseyi ırgalamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizde durum elbette ve her zamanki gibi farklıdır. Ne sevmeye müsaade vardır ne sevenin sevdiğini dilediği şekilde ifade etmesine izin vardır. Hadise sadece “El Mahkum” tarzı. Mesela Davul Eşliğinde Anadolu Halk Dansları Topluluğu mozole önünde gösteri yapamaz, ya da Devlet Opera ve Balesi de küçük bir arya ile ziyaret gerçekleştiremez, oysa bu medeniyet seviyesini bu ülkeye kazandıran Atatürk’tür. Bir mozole ve anıtkabir özel defteri… Başka bir şey yok. Hasbelkader anıtkabir ziyaretinde çişin gelse herhalde anıttepe eteklerine kadar tutman lazım olur. Çünkü hâşâ huzurdan oradaki bir helada abdest bozmanın kim bilir kaçtır had sopası…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haliyle bir "anıtkabir özel defteri" var. Her gelen oraya bir şeyler yazar. Düşünce ve duygudan uzak kitsch standartlarla dolu bu defterde üç ana bölüm vardır. Giriş gelişme ve sonuç. Giriş ve sonuç bölümleri direkt olarak dogmalarla süslü statik cümlelerdir. Katiyetle değişmez. Ey büyük ata diye başlanır ve izindeyiz diye bitirilir. Usul böyle cari olagelmiştir. İşin sırrı gelişme bölümündedir. Bu bölümün Atatürk’le hiçbir alakası yoktur. Ziyareti yapan şahsın hasmına giydirme kısmıdır bu paragraf. Tabi bu giydirmede mutlaka Atatürk’ü kendi yanında olarak lanse etmek de bu bölümün edebi cihetidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela bir üniversite rektörünün adı yolsuzluğa karışmış ise bu bölümde “hayatta en hakki mürşit olan ilmin usanmaz neferlerine irticanın kirli elleri uzanmak istemiş ancak senin ışığının bunlara mani olacağına inancımız tamdır” kabilinden bir yardırma yapar.&lt;br /&gt;Ya da seçimlerden mağlup çıkmış bir sol parti lideri ise “ gericilerin kurduğun muasır medeniyeti ele geçirme çabalarının boşa çıkacağını” belirten kuramsal ifadeler kullanır.&lt;br /&gt;Darbe gönüllüsü bir bürokrat ise “şanlı Türk ordusunun Atatürk’ün ilke ve inkilaplarına sahip çıkacağını” kasarak vurgu yapar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yurt dışından gelen resmi misafirlere de bu deftere bir şeyler yazmak zorunludur. Adamlar ne yazalım’ın derdinde değildir çünkü standart bir İngilizce metin vardır ,ceketinin iç cebinden çıkarır ve çaktırmadan onu deftere kopyalar. Onlarda böylelikle Atatürkçü olmuş ve doğru yola gelmişlerdir. Ordan çıkınca biat edip ilke ve inkilapları kabul eder sonra da “yamultay, borultay” gibi bir Türk ismi alır. Seramoni biter.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısaca bu gelişme bölümünde herkes kendi sorunlarını yazar, sömürü yapar ve mağrur edalarla kalemi bırakır çünkü sorunu çözülmüş tüm istemedikleri Atatürk tarafından o an bertaraf edilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;On kasım geliyor. Gene bu gelişme bölümleri dolacak. Dikkatle okunmasını dilerim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O değil de, bizim Lebowski olsa o ne yazardı onu merak ediyorum..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yav hangi Lebowski demeyin... Bizim Dude yahu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;efe&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-7773335870135669935?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/7773335870135669935/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=7773335870135669935' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/7773335870135669935'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/7773335870135669935'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2008/11/antkabir-zel-defteri.html' title='Özel Defterler'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-6033602796251587987</id><published>2008-10-25T06:52:00.000-07:00</published><updated>2008-10-25T06:55:39.404-07:00</updated><title type='text'>Bloglar kapatıldı</title><content type='html'>Değerli Blog Okurları,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bloglar kapalı diye bizde blogun kapısına kilit vuracak değiliz. Her pazartesi yazılara devam ediyorum. Uğrayan arkadaşlarım ses verirlerse bizde dostu düşmanı öğrenmiş oluruz:)&lt;br /&gt;Selametle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efe&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-6033602796251587987?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/6033602796251587987/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=6033602796251587987' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/6033602796251587987'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/6033602796251587987'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2008/10/bloglar-kapatld.html' title='Bloglar kapatıldı'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-4140100234986557673</id><published>2008-10-20T08:48:00.000-07:00</published><updated>2008-10-21T04:53:07.758-07:00</updated><title type='text'>Anastacia Etkisi</title><content type='html'>Bundan sekiz sene kadar önceydi herhal. İstiklal’de Random Walk halinde seyrediyorum. Her yerden “i am outta love” diye bağırıyor müzik marketler… Kıpır kıpır herkes. Sağlam ritim var, gidip alayım şu hatunun kasetini dedim ve daldım birinden içeri. Tombi kılıklı reyon elemanına “abi çalan kim” diye sordum. “anasteşya abi” dedi. Ver bakiyim kasedini dedim. Elime aldığımda kasedin üzerinde sarışın sıska bir kadın vardı. Çim adama dönüp “baba bi yanlış olmasın” dedim. “yok abi anasteşya bu” dedi. Oysa ben kemiksiz yüz okka zenci bir hatun bekliyordum. Bir yaşıma daha girdim ve “now baby come on don't claim that love you never let me feel” diyerek yoluma devam ettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu sıralar gerek ekonomi konusunda gerekse politika konusunda çok sesler duyuyoruz ve yorumlar dinliyoruz. Beylik sözler, Nostradamus kehanetleri, fortuneteller tipler. Çok şükür Anastacia Etkisi’ni erkenden öğrenmişiz ki bugün duyduklarımızın arkasının “tırt” olduğunu çabuk anlıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela önümüzde büyük bir krizin beklediği yalanını çok işitmişsinizdir. Ekonomi dediğimiz varlık tabiri caizse insan gibi bir organizmadır. Yani zaten etkilenen bir yapısı vardır. İnsan her zemin, zaman ve şartta aynı sıhhat ve aynı afiyet derecesinde olmuyor! Ekonomi de böyledir. Her an değişir. Global süreç ekonomimizi elbette etkileyecektir ancak buna kriz demek için önce sürmenaj bir beyin yapısına sahip olup olmadığınızı kendinize sormalısınız yoksa sağlıklı bir sonuca erişemezsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kriz; kaynakların kuruması ya da müdahale yeterliliği gibi onlarca parametreyle kendini iki üç sene önceden gösterebilen dinamik bir hadisedir.&lt;br /&gt;Dolar “bi buçuk lira oldu battık” demek deynekçiliktir, tombalacılıktır. Bu ülke iç ve dış borçlarını çevirebilir bir konumda. Borçsuz ülke olamaz, olursa ülke olamaz. Borcu çevirdikçe büyürsün bu da zaten ekonominin abc’si yani. Merkez Bankası 2001 krizi sonrası gerçekleştirdiği dönüşümlerle çok sağlam bir durumda. Elin Amerikalısı hisse satmış, sen aldın mı? Almadım… O zaman sana ne!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk Silahlı Kuvvetleri şu sıralar söz odağı halinde. Ancak bana göre Tsk, bunu bir avantaja çevirip önümüzdeki dönemde atılıma geçmeli ve bazı radikal kararlara imza atmalı. Profesyonel askerliğe geçiş, askerlik kanununda değişiklik, savunma bütçesinin büyük kısmının artık ar-ge’ye yönlendirilmesi gibi yeniliklerin gerçekleşmesini bekliyorum. Aslında kim ne derse desin ben, siyasete her an müdahil askerler yerine golf oynayan askerler görmek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak Can Dündar’a yeter artık demek istiyorum. Yani zengin oldu, tamam bitti dedik adam okeye dönmeye başladı. Nemalanmanın da cılkını çıkardı. Son belgesel “Mustafa”… Artık diyecek kelime dahi bulamıyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi haftalar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efe&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-4140100234986557673?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/4140100234986557673/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=4140100234986557673' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/4140100234986557673'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/4140100234986557673'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2008/10/anastacia-etkisi.html' title='Anastacia Etkisi'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-8426709289787467940</id><published>2008-10-20T06:57:00.000-07:00</published><updated>2008-10-20T07:07:22.898-07:00</updated><title type='text'>Blog'u doktordan devraldık.</title><content type='html'>Değerli Blog Sakinleri;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Blog'u Sevgili "Doktorumuz"dan devraldım. Bundan sonra ana pencerede benim yazılarımı göreceksiniz. İnşallah program tadında bir blog olur.&lt;br /&gt;Herkese Saygılar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efe&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-8426709289787467940?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/8426709289787467940/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=8426709289787467940' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/8426709289787467940'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/8426709289787467940'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2008/10/blogu-doktordan-devraldk.html' title='Blog&apos;u doktordan devraldık.'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-86657912827475412</id><published>2008-04-19T02:33:00.000-07:00</published><updated>2008-04-19T02:53:38.273-07:00</updated><title type='text'>Ölüm bahar bahçesidir kimilerine</title><content type='html'>Önce bir arkadaş aradı, sınıf arkadaşlarımızdan birinin yoğun bakımda olduğunu söyledi. Neyseki işler  yolunda gitti,  biraz üzüntümüz azaldı. Sonra çocukluğumun en önemli figürlerinden Orhan Gafa'nın vefat haberi  geldi. Cenaze yolunda iken de yine duruşu ile örnek olan bir başka ağabeyimizin vefatını öğrendik. Vehbi Arvas'ı uğurladık. Kelimeleri seçmek de , hisleri ifade etmek de çok müşkül. Zor geçen iki hafta. Tembellik de baki. Yazamadık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efe sağolsun dolu dolu yazmaya devam ediyor.  Okunuyor da. Bloga bir de  Efe köşesi  açsak olacak. İyi de olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gündem:&lt;br /&gt;Kapatma davası, AKPM bildirisi falan derken günlerin ne kadar  hızlı geçtiğini, giderek daha fazla insanın mali sıkıntıya düştüğünü,  mutsuz ve bedbin olduğunu bilmem farkediyor musunuz? Ahmet Altan ile Yasemin Çongar  Anadolu kentlerini gezmişler ve insanların gerçek gündemlerini saptamışlar. Geçen haftanın Taraf gazetelerini ille de bulup izlenimlerini okumalı derim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Radikal de Gökhan Özgün inanılmaz yazılar yazıyor. Derin etki eden yazılar. Onu da bulmalı okumalı.. Özellikle linklerini verdiğim şu iki yazıdan çok etkilendim. Bilgilerinize.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=253141&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=252533&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Israrlı tavsiyemi de sürdürüyorum. Gündemdeki hay-huy ile,  yok ergenekon, yok asena, yok demir dağlar  ilginizi kesin. Dünya şekilleniyor. Önce  petrol fiyatlarını arttırarak haraca bağladılar bizi, şimdi de  açlık korkusu ile terbiye ediyorlar. Meşhur  Şener Şen filminde olduğu gibi "bir sorun bakalım niye?" ..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıkı durun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doktor&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-86657912827475412?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/86657912827475412/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=86657912827475412' title='23 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/86657912827475412'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/86657912827475412'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2008/04/lm-bahar-bahesidir-kimilerine.html' title='Ölüm bahar bahçesidir kimilerine'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>23</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-8341364295799485111</id><published>2008-03-01T12:06:00.000-08:00</published><updated>2008-03-01T12:08:24.092-08:00</updated><title type='text'>İyi Okuyun</title><content type='html'>Blog umuzda yazılanlar öyle bir hal aldı ki bir şekilde sahibi olan bendeniz dahi okuyup anlamak ile iştigal etmekten yazmaya fırsat bulamıyorum. Bilginize.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özetle:&lt;br /&gt;1. Harita dürten emekli generallerin şaşkın kalmasına çok sevindim.&lt;br /&gt;2. Efe nin yazdıkları ile bilgimi katlıyorum.&lt;br /&gt;3. Murat Belge nin Nominalizm ve Sembolizm yazısını okumalı.. Okutmalı.&lt;br /&gt;4. Canaaaan!!&lt;br /&gt;5. Hasan Amca meraklıları bundan böyle onun sesinden ve derin yorumlarından mahrum kalacaklar üzgünüm.&lt;br /&gt;Doktor&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-8341364295799485111?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/8341364295799485111/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=8341364295799485111' title='26 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/8341364295799485111'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/8341364295799485111'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2008/03/iyi-okuyun.html' title='İyi Okuyun'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>26</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-5707736979235462269</id><published>2008-02-08T08:29:00.000-08:00</published><updated>2008-02-08T08:40:22.623-08:00</updated><title type='text'>Gündemle ilgilenmemek suç değil</title><content type='html'>Çözümsüzlükler içinde davşangulaa çözümünü bularak hediye etmeye çalışanlar aniden çark ederek sıkmabaş, yandansallama, iğneli eşarp çözümlerine de ışık yakarak hepimizi mutlandırdılar. Ve ben çok sıkıldım. Yazılanlardan, dert anlatanlardan, ama öyle ama böyle diyenlerden. Kardeşim laiklik derdimize deva olmuyor işte. Hele de bu memlekette bütün özgürlük sorunları türbana, bütün tehlikeler başörtüsüne indirgenince bende bulantı ve başdönmesi oluyor. Ben 3. sayfadan sonraki sayfalara takılıyorum, savunma sanayii ile alakalı haberleri okuyorum, yurtdışı heyet ziyaretlerini takip ediyorum. Başörtüsü falan dendiğinde sıvışıyorum. Ha bir de Amerikalılar yine bir cumhuriyetçi seçecekler diye de garip bir heyecan duyuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son yazılan yazılardan dolayı sahiplerine gönülden teşekkür ederim. Burada yakalanan bilgi ve fikir düzeyi amiyane tabir ile kralında yok. Böyle devam edelim. Başta Mazhar, Efe, Belgin ve Canan olmak üzere yazanlara gönülden sevgiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz yine de aklınıza mukayyet olun, borsada malınız varsa iyi düşünün. Okeyde iyi taş takibi yapın. Her zaman altınızdakini taşlayın. Üç çift bir per varsa çifte gitmeyin. Pişti oynarken güzel ikiliyi son kağıt yapmayın. Fiksin tuzağına düşmeyin. Bu öğütleri de bir nevi babalık olarak kabul edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doktor&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-5707736979235462269?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/5707736979235462269/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=5707736979235462269' title='21 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/5707736979235462269'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/5707736979235462269'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2008/02/gndemle-ilgilenmemek-su-deil.html' title='Gündemle ilgilenmemek suç değil'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>21</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-8243888120490876753</id><published>2008-01-21T13:37:00.000-08:00</published><updated>2008-01-21T13:50:47.516-08:00</updated><title type='text'>Yok böyle bir blog</title><content type='html'>Bundan önceki yazıya yapılan yorumları okuyunca bir  gurur duydum bir gurur duydum anlatması zor.  Öncelikle Efe'ye: "Hürmetler efendim" diyerek başlıyorum. Samimiyim  çok faydalanıyorum. Bakmayın tembelim ve yeterince cevap yazmıyorum. Hatta biraz da tercihim yorumlara az cevap vermek de denebilir. Bununla birlikte  son dönemde  Efe ve Mazhar'ın yazdıkları ile nasıl bir kalite ortamı yakaladığımızı düşündüm ve çok mutlandım. Belgin'in  bence  bir  başeser olan Gökhan Özgün yazısını yollaması da çok önemli bir katkı oldu. Canan muhalefete devam etti. Kendi bakış açısı ile oluşmuş fikirlerini  savunmasını saygıdeğer buluyorum. Tavsiyem ise mümkün olduğu kadar gönül kırıcı ve  başkaları için önemli olan değerleri hedef alıcı konuşmasın. Belki birkaç sene sonra  Canan da "keşke o kadar sert yazıp kendimi zorlamasaydım " diyecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Serender ve Fadimegül'ün yazdıkları da çok önemli. Bu denli takipçi  ve olumlu olmalarından memnunum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ha bir de fikir mi yazacam..Yok yahu.. gecen haftayı okuyup sindirmek bir ayımı alır.&lt;br /&gt;Aklınıza mukayyet olun&lt;br /&gt;Doktor&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-8243888120490876753?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/8243888120490876753/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=8243888120490876753' title='18 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/8243888120490876753'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/8243888120490876753'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2008/01/yok-byle-bir-blog.html' title='Yok böyle bir blog'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>18</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-593826451424537313</id><published>2007-12-29T07:40:00.000-08:00</published><updated>2007-12-29T08:22:16.288-08:00</updated><title type='text'>2007 biterken</title><content type='html'>Şimdilerde Radikal Cumartesi de yazan Ayça Şen bir zamanlar çalıştığı dergi için röportajlar yapar ve de sonuna 7-8 maddelik bir bölüm koyardı. Başlığı da "bu röportajdan çıkartılacak dersler" olarak belirlenmişti. En güzel kısmı da burasıydı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir aydan fazla zaman oldu tembel doktorunuz, tembel programcınız olarak iki satır yazı yazamadım. Yazamayacak kadar meşgul ya da depresif de değildim üstelik. Yine de elim varmadı. Ve bazı sonuçlara vardım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Blogu yalnız bırakma neticesinde alınacak dersler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Efe gibi bir yorumcu kazandık ki derya deniz. Umarım bir gün tartışma halimiz olmaz kendisi ile.Zira çok çalışmak gerekir sağlam bir tartışma zemini olması için.&lt;br /&gt;2. Canan yine ilgiyi çekti. Ama bu defa çok daha düzgün ve oturaklı cümleler ile yazmış yazısını. Fikri yönden aynı olmayabiliriz ama mevcut tavrını olumlu buldum. Böyle kalsın.&lt;br /&gt;3. Belgin ve Efe kendimi nasıl da fena ve küçük hissettirdiler. Abi lizst ve Chopen yorumcuları arasında tebarüz etmiş olanları bile bilmekteler ki..Anneee diye dağlara vurasım geldi.&lt;br /&gt;4. Mazhar a hak veriyorum. Sahibi blog ile ilgilenmezse o ne yapsın.&lt;br /&gt;5. Bu yazı bir dönüş sözüdür aynı zamanda. En azından 15 te bir yazı güncellenecektir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2007 den alınacak dersler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Ne dersi koçum siz sağ salim kapağı 2008 e bir atın da görüşelim.&lt;br /&gt;2. Kendi adıma, oto sansür olmadan sağlam programlar yaptığım bir yıl olarak kendini gösterdi.&lt;br /&gt;3. Demokrasi acıtır. Bazılarını daha da çok&lt;br /&gt;4. En iyi yara iyileşmesi açıkta kendine kendine bırakarak oluyormuş. Müdahale yaranın kapanmasını da geciktiriyor ve bir yandan da yanlış kaynamalara sebep oluyormuş.&lt;br /&gt;5. Malezya olunacak diye Malezya olunmuyor ama marazya olunabiliyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muşmuşları devam ettirmek de nereye kadar..&lt;br /&gt;İyi Seneler.&lt;br /&gt;Doktor&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-593826451424537313?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/593826451424537313/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=593826451424537313' title='15 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/593826451424537313'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/593826451424537313'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2007/12/2007-biterken.html' title='2007 biterken'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>15</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-5767902125723225010</id><published>2007-10-31T23:27:00.000-07:00</published><updated>2007-10-31T23:35:59.119-07:00</updated><title type='text'>Bu günlerde iyi gider</title><content type='html'>Vatan millet çığlıklanmaları ile bir ulusu kanlı bir hesaplasmaya dogru itmek medyanın işi değildir. Siyasi ve askeri kesim bu denli dengeli bir siyaset güderken kendileri askere gitmeyecek, güzel ve bakımlı çocuklarını askere yollamayacak (bedelli yollarlar 3 sene yurt dışında çalışıyor gösterip) medya elemanları habire savaş baltası çıkarma teraneleri okuyorlar. Allah gönüllerine göre versin. Aşağıdaki yazı tehlikelere işaret eden ilginç bir tesbit. Katılırız katılmayız ayrı ama ulusal delilikten ille de uzak durulması gerektiği kesin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;doktor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı aşağılamalara maruz kalmış bir kişi kendisinin İngiltere Kralı olduğuyolunda bir kuram benimser ve kendisine bu yüce konumunun gerektirdiği saygıile davranılmamasını mazur göstermek için de zekice işlenmiş birsürü açıklama icadeder. Bu örnekte, komşuları onun bu hayallerine sıcak bakmazlarve kendisini bir tımarhaneye kapatırlar. Fakat o kendi büyüklüğünü değilde ulusunun veya sınıfının veya mezhebinin büyüklüğünü ileri sürerse, görüşleri, dışarıdan bakan tarafsız bir kişiye tımarhanede karşılaşılanlarkadar abes gelse bile, birçok yandaş kazanır; bir siyasal veya dinsel önderolur. Bu yolla, kişisel delilikle benzer kuralları izleyen bir toplumsal delilik gelişir. Kendini İngiltere Kralı sanan bir deli ile tartışmanıntehlikeli olduğunu herkes bilir; fakat tek başına olduğu için onun hakkındangelinebilir. Bütün bir ulus bir kuruntuya kapıldığı zaman, savlarına karşı gelindiğinde kapıldıkları öfke tek bir delininkiyle aynıdır; fakat o ulusun aklını başına getirecek tek şey savaştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorgulayan Denemeler - Bertrand Russell&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-5767902125723225010?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/5767902125723225010/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=5767902125723225010' title='16 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/5767902125723225010'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/5767902125723225010'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2007/10/bu-gnlerde-iyi-gider.html' title='Bu günlerde iyi gider'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>16</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-3705864178975826434</id><published>2007-10-15T14:23:00.000-07:00</published><updated>2007-10-15T14:37:43.938-07:00</updated><title type='text'>Öylesine bir yazı</title><content type='html'>Derin hafriyat giderek derinleşiyor. Bölgenin hallaç pamuğu gibi atılıp yeniden sınırların düzenlenmesi işlemi sürüyor. Anneler ağlıyor, kanınız yerde kalmaz nutukları atılıyor. Kontrolden çıkmış milliyetçilik yine insanların canına maloluyor. Bu esnada akıllı olanlar ne yapıyor acaba? Bence sesleri çıkmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birileri askeri-polisiye çözümlerin işe yaramayacağını dillendirmeye başladı. Hani hamaset ile yatıp kalkanlar şimdilerde Kuzey Irak taki kürt soydaşlarımıza Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı verelim demeye başladılar. Yaradana şükür ki tam üç senedir bunu söylüyoruz. Hem de bunu söyleyene deli gözü ile bakılmasını göze alarak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Programda da söylediğim gibi tren çoktan gardan hareket etti.. Bundan sonra uygulanacak politikalar stratejik ortaklarımız ile nasıl paralel politika izleriz ve bu hengameden nasıl az zayiatla kurtuluruz noktalarından olmalı. Aman ha;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Ermeni soykırım tasarısının bu günlere gelmesini,&lt;br /&gt;2. Artan PKK terörünü&lt;br /&gt;3. ABD de icranın başındakilerin olağanüstü nezaketini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tesadüflere yormayın. Karmaşık ama neticesi hayra tebdil edilebilecek bir döneme giriyoruz ve askeri yetkililerimiz gerçekten çok iyi bir sınav veriyorlar. Darısı hey hey ci medyanın başına..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklınıza mukayyet olun..&lt;br /&gt;Doktor&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-3705864178975826434?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/3705864178975826434/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=3705864178975826434' title='5 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/3705864178975826434'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/3705864178975826434'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2007/10/ylesine-bir-yaz.html' title='Öylesine bir yazı'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-891036282775376514</id><published>2007-09-17T02:28:00.000-07:00</published><updated>2007-09-17T02:40:14.690-07:00</updated><title type='text'>7 Eylül-14 Eylül 2007 /İyi ki mazhar  var.</title><content type='html'>Mazhar hatırlatmasa bir blog sahibi olduğumuzu unutacaktım. Ve hatta program sahibi olduğumuzu da unutma eğilimindeydim Şükrü bey'in bindirmesi sonrasında. Elbette bize kızanlar olabilir, fikirleri ile uyuşmazlıklarımız olabilir. Olması da doğaldır. Lakin toplumu belli noktalardan ayırmaya çalışanlarla ve dahi toplum katmanlarından bazılarını aşağılayanlarla aynı fikirde olup da bizi bölücülükle itham etmesi hoş olmadı adı geçen sevgili dinleyicimizin. Bilerek düşük cümle kullanıyorum.. Takılmayınız, buna da..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akil adamlarla konuşacak çok şey var. Ülkenin yeni ortadoğu düzeninde nerelere çekilmek istendiğinden tutun da olası bir savaşta hangi tür silahlar kullanılabilire kadar. Onlarca konu var. Ama bir türlü buralara gelemiyoruz. Kim bilir birgün geliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağolsun Mazhar hem beni kendime getirdi hem de "ne şekilde istersen kullan" diyerek fikirlerini yolladı. Kendisi ile ilgili düşüncelerim yazısını hiç değiştirmeden koyacak kadar samimi.. Aşağıda..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgi ile&lt;br /&gt;Doktor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Merhabalar;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Mübarek Ramazan günü onca fedakarlığa katlanıp, alel acele iftarını ederek programa çıkan doktor ve hesapçı hiç de hak etmedikleri, mide bulandırıcı ithamlarla programı bitirmek zorunda kaldılar. Üzüldüm hem de çok üzüldüm. Belki dedim 100 yıl geçse aradan ülkemin insanları saygılı olmayı medeni olmayı öğrenirler de doktorlar hesapçılar yaptıkları işden hoşnut alırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani bir dönem,ellerinde çivili sopalarla gezen aczimendiler vardı. Yer yarıldı da içine girdiler. Darısı beyninde, dilinde çivili sopalarla gezenlerin başına, yer onları da yutsa da kaygısızca düşünüp, arzumuzca kendimizi ifade edebilsek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ne yapalım da makbul olalım…?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Konuşsan suç, sussan suç; kazansan suç, kaybetsen suç. Şükrü Bey’i böyle konuşturan Programın seyri değil memleketin seyri oldu… Seçimi ezici bir üstünlükle kazanmış kitlenin sesinin daha çok çıkmasından daha tabi ne olabilir. Takımı maç kazanan taraftar bile o hafta daha dik durur, daha çok konuşur. Yenilen takımın taraftarı ya efendilik yolunu tutar yada hır çıkarır, hakaret eder, küfür eder, saldırır. Taraftarlık haleti Eyvah Şükrü Bey ! Eyvah !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz biz ayrımı yapıyorsunuz diyen bu arkadaş kendini taraf olarak öylesine heykelleştirmiş ki bir anda, üç dört yılın emeğini heba etti. Az daha demokrat olacaktı, olamadı, yolda kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ordumuz elbette ki bizimdir.&lt;/strong&gt; Çocuklarımızı güle oynaya yollayacak, dönmesi için çetele tutup şafak sayacağız. Eeee bazı taleplerde de bulunacağız tabii vergisini veren vatandaş olarak. Güçlü olsun, büyük olsun bizi değil düşmanlarımızı korkutsun. İşini en iyi şekilde yapsın. Üç beş çapulcu karşısında boynumuzu büktürmesin Modernize olsun değişsin dönüşsün şartlara uyumlu hale gelsin. Siyasete bulaşmasın, muhtıra darbe planları yapmasın. Teslim aldığı evlatlarımızı kurda kuşa kaptırmasın onların güvenliğini, ülkenin güvenliğini her şeyden öncelikli bilsin. Komuta kademesi bir partinin değil, bir ülkenin ordusu gibi davransın, komutanlarına ve sivil yöneticilerine bila kaydı şart itaat etsinler. Bu beklentileri dillendirmek Düşmanlığın değil, çok büyük bir bağlılık ve muhabbetin tezahürüdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Takiyyeci, Amerikancı…&lt;/strong&gt; Kendi yaşantımda bu tip ifadeleri kullanan, başkaları adına hüküm verip kalıp oluşturan adamlara asla kıymet vermem. Değişimi dönüşümü takip edemeyen ilkel tabuları ile mutlu yaşantılarına devam etmek isteyen, insanlara denilebilecek pek bir şey yok Bol inkılaplı rüyalar dilemekten başka.&lt;br /&gt;Mazhar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-891036282775376514?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/891036282775376514/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=891036282775376514' title='5 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/891036282775376514'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/891036282775376514'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2007/09/7-eyll-14-eyll-2007-iyi-ki-mazhar-var.html' title='7 Eylül-14 Eylül 2007 /İyi ki mazhar  var.'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-8274067380469748862</id><published>2007-06-21T13:42:00.000-07:00</published><updated>2007-06-21T13:54:15.957-07:00</updated><title type='text'>Kapatıyoruz beyler, dağılalım dükkan önünden</title><content type='html'>Canım sıkkın dedim kardeşime. Sordu tabii ki sebebini. "Yoksa Hudson İnstitute de olanlar mi abi?" dedi. "Deli misin?, ne Hudson'u ne enstitüsü? Yeterince mizah dergisi okuyamıyorum ona bozuğum" dedim. "yeterince türkü de yok hiç bir kanalda!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazete okumayı da bıraktım bırakacam. Az kaldı. Bir kaç tanesi dışında köşe yazarlarının tamama yakını köşebent kadar dahi değerli değiller. Televizyon yorumcuları ise daha bir facia manzarada. Her biri ne dediğini bilmeden konuşup zaman dolduruyor. Acıklı olan ise söylediklerinin bir kısmına kendilerinin de inanmaları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçenlerde okuduğum bir yazar "münazara demokrasisi" diyordu. Haklı olmadığı kesin de olsa düzgün konuşanların galebe çaldığı bir alamet . O gün bıraktım bu işlerle derin ilgilenmeyi.. Börtü böcek. Boğaz kenarında bir ağaç altı. Demli çay. Sait Faik.. Hayat bu kadar basit.. Tavsiye ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doktor&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-8274067380469748862?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/8274067380469748862/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=8274067380469748862' title='11 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/8274067380469748862'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/8274067380469748862'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2007/06/kapatyoruz-beyler-dalalm-dkkan-nnden.html' title='Kapatıyoruz beyler, dağılalım dükkan önünden'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-2724348101660238470</id><published>2007-05-31T12:37:00.000-07:00</published><updated>2007-05-31T12:51:11.148-07:00</updated><title type='text'>Öylesine bir yazı</title><content type='html'>Yarın program var. Hani nereden başlasam bilemiyorum. Konuşulacak bunca şey arasında en güzeli çocukluk hatıralarından bahsetmek. Sizlerin de cocukluğunuzun bir yerinde sokağınızda hanımeli kokan bir evin önünden geçerken içeriden gelen bir müzik sesi duyup o anı kafanıza kazıdığınız olmuştur. İşte bunu anlatmak istiyorum. Ya da çocukluğunuzda susayıp da cami şadırvanı musluğundan su içtikten sonra oturup uzaklara dalmışlığınız..İşte bundan bahsetmek istiyorum. Aralarda da camı açıp uzaklara doğru "ne haliniz varsa görün, ben sizinle ilgilenmiyorum" diye bağırmak geliyor içimden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halikarnas balıkçısı okuyun.&lt;br /&gt;Turgenyev okuyun&lt;br /&gt;Çehov okuyun&lt;br /&gt;Behrengi okuyun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saf ve güzel insanları, basit işleri ibadet gibi severek yapanları siz de sevin. Yaşayın gitsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doktor&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-2724348101660238470?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/2724348101660238470/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=2724348101660238470' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/2724348101660238470'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/2724348101660238470'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2007/05/ylesine-bir-yaz.html' title='Öylesine bir yazı'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-6116149972457444611</id><published>2007-05-09T11:30:00.000-07:00</published><updated>2007-05-09T11:37:47.540-07:00</updated><title type='text'>4 Mayıs 2007.. Fincancı Katırları</title><content type='html'>Kimin kime hizmet ettiğini bir  türlü  ayırdedemediğim şu günlerde yazmaya çalışmak gerçek bir işkence. Alıyorum genelkurmay açıklamasını,  veriyorum  Deniz Baykal'ın tehditkar demecini. Tutuyorum Sabih Kanadoğlu'nun kanadından, bağlıyorum Necla Arat  ile Türkan Saylan 'ın fularına. Olmuyor  dolmuyor. Miting kalabalıkları ile onların şakşakçılarının ne yapmaya çalıştıklarını da,  önce  seçim isteyen sonra  vazgeçen  zahiren solcuları da anlamak mümkün değil. Sadece  süregiden mücadelenin daha sert ve kanlı olmasından korkuyorum.Uykularım kaçıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Serin duralım.  Bu da geçer  Ya Hu!  diyelim  bol bol..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doktor&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-6116149972457444611?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/6116149972457444611/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=6116149972457444611' title='8 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/6116149972457444611'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/6116149972457444611'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2007/05/4-mays-2007-fincanc-katrlar.html' title='4 Mayıs 2007.. Fincancı Katırları'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-5154098984198204698</id><published>2007-04-18T12:55:00.000-07:00</published><updated>2007-04-18T13:39:04.427-07:00</updated><title type='text'>Miting Sonrası..Papatya Falı</title><content type='html'>yazayım, yazmayayım diye papatya yaprağı kopartmaya başlamıştım. Çok da niyetli değildim aslında ama bir yerlerden gelen faşist  eğilimli mailler ve de mahut mitingde konuşan bir aklı evvel  hocamızın konuşma metnini görünce dayanamadım. Buyrun efendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle bir dezenformasyon sürecinden geçiyoruz ki,  at izi ile it izi tamamen birbirine karışmış halde. Doğru söyleyeni dokuz köyden kovmakla kalmıyorlar, namusu ve onuruna dahi laf ediyorlar. Suskun kalmak,  fazla yorum yapmak istemedim ama miting ve sonrasında konuşulanlar beni zorladı. Dalgalanak da durulak, yazıp sakinleşek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Öncelikle Miting&lt;br /&gt;Dışarıdan görüldüğü gibi çok da muhteşem olmadığı  ve  topal kalan bazı yönlerinin olduğu kanaatindeyim. Zamanında sistemle sorunu  olan Edip Akbayram gibi birisinin, zamanında dinler  üzeri bir din kurmaya çalışan asker kızı sırıtkan Nur Serter in  birarada  faşist  söylemlerle konuşmaları size de garip gelmez mi  acep? Ve  bu miting kimleri  rahatlatmıştır diye düşünüldüğünde aklımıza neler gelmektedir? Başta cumhuriyetin sistemden nemalanan eliti biraz  rahatlamıştır. Zira  çok melul mahzun idiler  son zamanlarda. Avrupa birliğine yaklaştıkça suratları  asılmaktaydı. Doğu Perinçek ve benzeri  sokma  ulusalcılar da ferahlamışlardır muhtemelen. Daha ekmek var bu memlekette demişlerdir. Sonra,  Deniz  Baykal da rahatlamıştır. Çok zengin partinin ulufe dağıtan profosyonel anamuhalefet lideri olarak. Bu miting ne için yapıldı  ve neden boyle başarılı oldu bunu düşünmek gerekli. Sivil eylemlerin aslında sivil eylemler olmadığını anlatan Nokta dergisini  de edinmeli bir yerlerden.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Mitingdeki konuşmalar bizi rahatsız etmiyorsa da oturup kendi fikri yapımız üzerinde düşünmeliyiz. Kendimizle  başbaşa kaldığımızda "yahu burada insanlar dindar cumhurbaşkanı olmasına itiraz için biraraya geldiler ama konuşulanlarla süzme faşizm ve sekter Kemalizm ile dolup taşıyoruz" diye aklımızdan geçmiyorsa sorun var demektir.&lt;br /&gt;Yahut da "burada insanlar bir adamın cumhurbaşkanı olmasına itiraz için toplandılar ama bu kalabalığın önünde mikrofonu ele geçirenler AB  ve  ABD  karsiti söylemlerle ülkemizi dünyada yanlız  bırakacak fikirlerini  ortaya saçarak bölünmüş bir Türkiye imajı yaydılar" demiyorsak da bizde problem var demektir. En tabii demokratik hak kullanılırken faşist fikirlerin yayılması nasıl bir saçmalıktır.  Hiç düşündünüz mü?  28 şubat zemininde Zülfü Livaneli'nin bir Hipodrom konseri vardı, müzik değil de laiklik gösterisi haline dönüşmüştü. Toplananlar  da bilmiyorlardı aslında orada öyle bir durum olacağını. Gerçi HBB *  abimizin detone sesini dinlemeye o kadar  kalabalığın gitmesi de ayrı  bir sosyolojik  olaydı  ya  hadi onu da irdelemeyelim.  Karlı kaayın ormaanında yuhuruyehelim geheceleyin..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve Ankara mitinginin  antidemokratik, faşizan bir  söylemle  idare  edilmediğini  bana söyleyebilecek bir Allah kulu (ya da delikanlı agnostik, şerrefli bir ateist) var  mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazar  günü yüzmeye giderken fabrika duvarlarında, direklerde  değişik pankartlar gördüm. Bunlar genelde milletin iradesine saygılı  olmayı söyleyen ve mitinge tepki mahiyetinde yazılar içeriyorlardı. Ve yanımdaki oğlum sitelerin yanından geçerken "burada çok bayrak, burada az bayrak"  diyerek kendince bir demografik çalışma yapıyordu.  Faşizan bir mitinge tepkinin bayrak asmayarak  gösterilmesi  de ancak bu ülkede  olurdu..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklınızı muhafaza etmeye çalışın&lt;br /&gt;Doktor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HBB: Her boku bilen&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-5154098984198204698?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/5154098984198204698/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=5154098984198204698' title='6 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/5154098984198204698'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/5154098984198204698'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2007/04/miting-sonraspapatya-fal.html' title='Miting Sonrası..Papatya Falı'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-3843179145812102148</id><published>2007-03-28T13:03:00.000-07:00</published><updated>2007-03-28T13:14:18.945-07:00</updated><title type='text'>Tembel doktor, çalışkan Mazhar</title><content type='html'>&lt;em&gt;Tembellik had  safhada. Haydi  itiraf edeyim dünyevi işlerimin yoğunluğu sebebi  ile yazı yazamadım. Çoğu gitti  azı kaldı. Bu hafta da mevlid yayını sebebi ile program yok, haftaya da ben yokum. İki  hafta  sonraya da teknik durumum umarım yazmaya müsait hale gelir. Buyurun sevgili  Mazhar'ın yazdıklarına. Kendisine teşekkürler.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doktorun itimat dolu taltifinden sonra yazmak artık boynuma borç oldu. Konu doğal olarak eğitim,  eğitimde ki değişiklikler olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğitim: her türlü iyiliğin ve kötülüğün kaynağı olarak görebildiğimiz,   bir şahıs olarak karşımıza dikilip bizden hesap soramayacağını bildiğimiz müddetçe de hakkında konuşacağımız bir kavram.  Eğitim,  her zaman milletlerin en vazgeçilemezidir.  Zira dünya hayatı ve hatta ötesi için neyi düşünüyor ve hedefliyorsak ancak eğitimle sağlayabiliyoruz. Hoş eğitim her zaman iyileri yetiştirmiyor. Her öğreti nesillere eğitimle aktarılıyor.  Gangster olmak da ciddi bir eğitimden geçmeyi gerektiriyor,  mühendis olmak da. Bu bağlamda eğitimin temel sorgulayıcısı hedeftir.  Yaptığınız eğitimle neyi hedefliyorsunuz. ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk Milli Eğitiminin bu soruya vereceği cevaplar malum,  malum olan bir şey daha var ki ortaya çıkan eserle bu hedefler arasında pek bir alaka yok. O zaman şu gerçekle yüzleşiyoruz ki ya milli eğitimin amaçları insanların hayattan beklentilerine cevap vermiyor,  yada milli eğitim,  amaçlarına uygun faaliyet yürütemiyor.  Doğrusu her ikisi de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk Milli eğitimi evrensellik ilkesi ile yeni yeni yüzleşiyor.   Evrenselliğin; çocuklarını,  İngilizce konuşan sürüler haline getirmek olmadığını yeni fark etti. Evrensellik hangi dilde olursa olsun düşünebilmek düşündüklerini ifade edebilmek ve uluslar arası kabul görecek her türlü üretim  faaliyetini sürdürebilmektir.  İdeolojik  takıntıların ilkellik göstergesi  olmakla birlikte diğerlerini güldürmekten başka bir işe yaramadığını fark etmektir.  Bu doğrultuda bir değişiklik oldu,  artık yabancı tabiiyeti olup Türk okullarında okuyan çocuklar Türküm doğruyum diye bağırmayacak.  Arzumuz hiç birinin bağırmaması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ecevit hükümetinin  eğitim alemine attığı büyük bir kazık vardı ki  acısı asırlarca milleti bağırtacak  türdendi.  Bazı kelimelerin okullarda kullanılmasını yasaklamışlardı. “kelime, cümle, millet, istiklal, sıfat,  v.s”   Bunların yerine sırasıyla  sözcük, tümce, ulus, bağımsızlık, önad, vs  kullanılacaktı. Hükümet değişir değişmez bu yasağı kaldırdılar da rahat bir nefes aldık. Sadece cümle sözünü dilden kaldırmakla onun üzerine bina edilmiş yüzlerce deyim ve atasözünü kaldırdığını  fark etmeyen  ve sırf İslamiyet’e olan düşmanlıklarından Arapça ve Farsça  kökenli kelimelere savaş açan bu zihniyetin  yapacağı  eğitim planlaması milli eğitimi  ne rezil  hallere düşürüyor  görelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milli Eğitimin hiç de milli olmayan, ruhuyla ve özüyle tezat bunun gibi nice tutarsızlıkları var. Hatta sistemin başına, beynine bir kurşun sıkacak kadar bunalmış bir faninin getirilmiş olmasına ne demeli. Her ne kadar kişisel bir durum olsa ve mahut çevrelerce dürüstlük timsali gibi algılansa da insan yetiştiren bir kurumun kimlere teslim edildiğini göstermesi  bakımından acı bir örnek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mevcut hükümet ve bakan sistemin açmazlarına vakıf,  bunu nerden anlıyorum,   yaptıkları değişikliklerin doğrultusundan.  Geçen dönem CHP milletvekili Berhan  Şimşek  milli Eğitim Bakanı hakkında bir soru önergesi  vermişti. Konu şu;  neden ilköğretim birinci sınıf ders kitapların da yeterince Atatürk resmi yok. Ne cevap aldı bilmiyorum ama ben söz konusu kitaplara baktım.  Evet öncekilere göre resimler daha azdı;  ama yine de çoktu. Malum birinci sınıfta çocuklar okuma yazma öğrenir kitaplarında kedi, köpek, at, top  resimleri olur. Yakından uzağa ilkesi doğrultusunda çocuk bildiklerinden, yakın çevresinden hareketle eğitilir, buna göre görsel malzeme kullanılır.  Annesini babasını kardeşlerini dedesini komşularını tanımadan  büyük kurtarıcısını tanımaya kalkması  pedagojik açıdan, fareye fil lokması  vermekten başka bir şekilde  açıklanamaz. Babasının, hatta kendisinin doğum tarihini bilmeden Atatürk’ünkini bilmesi,  hele hele beyninde zaman kavramı oluşmadan  tarih geçmiş gelecek kavramları oluşmadan bunları anlamaya çalışması  sonra da  Atatürk’ün ölmüş bir fani olduğunu öğrenmesi çocuk beyninde nasıl bir kaos ortamı oluşturur,  bilimsel açıdan düşünmek ve pedagojik gelişime uygun hale getirmek gerekir.  İşte Berhan Şimşek’in şikayeti bu  doğrultuda atılmış küçücük bir adıma tahammül edemeyişin tezahürü idi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milli  eğitimde yapılan temel değişikliklerden biride çivi (dik yazı) yazısından el yazısına geçmek oldu ki insan için en doğal olanı budur.  Biz her ne kadar Arap-Osmanlı alfabesine olan karşıtlığımızdan çivi yazısının yuvarlak hatlı yazılara göre daha kullanışlı olduğunu savunmuş olsak da yuvarlak hatlı yazılar  okuma yazma  faaliyetlerine getirdiği kolaylık ve kullanışlılık bakımından çok daha makbuldür  okurken gözü yazarken eli yormaz.  Ayrıca  kalıp dışı  bireyselliği ön plana çıkardığı ve bir kimlik kişilik belirtisi olduğu için de bu zamanda kaçınılmazdı. Yazı şeklini değiştirmeyle her şeyin hallolduğunu iddia edecek değiliz ama  Osmanlı alfabesini bırakarak çağ atladığımızı  iddia edenleri de anmadan geçmeyeceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hususta daha çok şey yazmayı yürekten istiyorum ama gel gör ki bizim evde sigarayı ancak balkonda içebiliyorsun,  bilgisayarı da alıp oraya götüremediğimden  ıkına sıkına ancak bu kadar  oldu.  Mazur görün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Programda Hasan Amcanın cezası bitti.  Hayırlı olsun. Birkaç kez firar girişiminde de bulunmuş.  Önceden öngördüğüm için  doktor  bana;  helal olsun müşteriyi de iyi tanıyor demiştir artık.  Selam ve hürmetlerimle &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mazhar .&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-3843179145812102148?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/3843179145812102148/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=3843179145812102148' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/3843179145812102148'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/3843179145812102148'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2007/03/tembel-doktor-alkan-mazhar.html' title='Tembel doktor, çalışkan Mazhar'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-1745585722800760421</id><published>2007-03-05T09:29:00.000-08:00</published><updated>2007-03-05T09:32:25.402-08:00</updated><title type='text'>2 Mart 2007.. Bu ne garabet?</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Cumhuriyet Gazetesi:&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Verdiği ilanlar ile gündemde olan bu gazetenin siyasi ağırlığı üzerinde konuşmak güzeldi. Yıllardan beri savunduğum şekli ile ismi geçen gazetenin "sağcı" olduğunu anlattım. Hitler dönemi Almanya'sına verdiği destekten tutun da günümüzdeki statüko yanlısı yayın politikasına kadar tamamı sağcılık kokan bir yapısı vardı. Ayrıca yönetim tarzı da diktatoryal bir özellik gösteriyordu. Bunları anlatmak da ayrı bir "mikrofonda olmak" hazzı verdi. Pazar sabah havuzda Nurettin "yıllardır solcu olarak bildiği gazeteye nasıl sağcı diyebildiğimi" sordu.. Eh profosyonel gevezeyiz..Anlattık..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Türk Kimliği:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Tabii ki yakından bilenler yadırgadılar (ortaya söylüyorum, Mazhar sen anla) konuşmamı. "Yahu doktor sen ne diyorsun?" diyeceksiniz ama hadiselerin gidiş yönü beni bu konuşmayı yapmaya itti. Ülkemizdeki ana kimliğin; ırki olmamak kaydı ile "Türk" kimliği olduğunu savunuyorum. Bunu yaparken de okul bahçelerinde sabi-sübyanı "Türküm, doğruyum, çalışkanım" diye bağırtmanın anlamsızlığını bilerek yapıyorum. Bizler kendimizi ne olarak tanımlarsak tanımlayalım bize başka ülkelerde verilen isim budur ve bunun gereklerini yapıp bölücü tavırlardan uzak duralım demelerdeyim. Bu topraklrda yaşayan bizler kendimizi ne olarak tanımlarsak tanımlayalım feci şekilde birbirimize benziyoruz.Bunları savunmamda iki önemli olay sebeptir: Birincisi 12 eylül ekibinin başı olan Kenan Evren'in üstü kapalı olarak federasyonu dile getirmesi, diğeri de DTP lilerin adeta "kör parmağım gözüne" tavrı ile açıklamalar yaparak ve PKK ya sahiplenerek kavga kaşımaları. Arkadaş bu memleketin bu tip karşılıklı çatışmalardan ve de bunun getireceği kötü şekillendirmelerden artık kurtulması gerekiyor. Önce hesapları bir ibra edelim. Sonra yapılanmayı düşünürüz.Şahsi fikrimi sorarsanız 90 yaşını idrak etmeye başlayacak olan cunta başımız son derece zeki ve zihni melekeleri de yerinde. Bu da biline..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Piyasalar:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Dalgalanmanın dünya genelinde bir finans krizine sebep olma ihtimali şahsen gözümü korkutuyor. Bunun er ya da geç olacağına kaniyim. Ama zaman bu zaman mıdır?.. Bilemiyorum. Bildiğim bir şey varsa dünyada ekonomik sistemin bıçak sırtında ve "devamlı büyüme" esasına göre gittiği. Sistemin havasının yavaş yavaş alınabileceğini söyleyenler olsa da ben bu konuda karamsar olanlardanım. Dünyada gerçek ve hızlı bir depresyon olma ihtimali önümüzdeki 5 yıllık dönem için çok büyüktür. Bölgesi ve özellikleri sebebiyle ülkemiz bu depresyonu diğerlerinden daha kolay atlatabilecek gibi görünmektedir. Çaresi de birarada mecburen yaşayacak olan bizlerin akıllıca davranmaya karar vermemiz ve evrensel değerleri artık uygulamaya koymamızdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ötesi mi? Kiraz bahçesi tabii ki.. Nedir ki bir ömürlük süre... Her şekilde geçer gider. Çok doyan da , yarı aç gezen de bir şekilde girer o 1x2 boyutlarındaki nihai arsasına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeter bu kadar. Aklınıza mukayyet olun. "Allah erzel ömür vermeye kimseciklere" diye de dua edin bol bol..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doktor&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-1745585722800760421?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/1745585722800760421/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=1745585722800760421' title='5 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/1745585722800760421'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/1745585722800760421'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2007/03/2-mart-2007-bu-ne-garabet.html' title='2 Mart 2007.. Bu ne garabet?'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-4583973159378041007</id><published>2007-02-25T02:16:00.000-08:00</published><updated>2007-02-25T02:45:58.610-08:00</updated><title type='text'>16 Şubat-23 Şubat.. İkisi  bir arada</title><content type='html'>Geçtiğimiz haftanın beni en fazla etkileyen konusu; genelkurmay başkanı Sn. Büyükanıt'ın Amerika'da büyükelçiliğimizde yaptığı konuşmaydı. Sn. Büyükanıt "1923 ten beri ülkemizin böyle büyük tehdit altında kalmadığı" nı söylemişti. Eh kendi fikri böyle olabilirdi. Buna da sözümüz olmazdı. Lakin asıl vahim olan Washington da oturan ve büyükelçilikteki resepsiyona katılan Türkler "kurtar bizi paşam" diye tempo tutmuşlar ve generalin konuşmasını defalarca alkışlarla kesmişlerdi. Böyle bir hal dünya tarihinde görülmüş müydü?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir diğer konu da "Milli kuvvetler" manasına gelen paramiliter örgütlenmelerin memleket sathında etkili olma çalışmalarıydı. Bunlardan medyaya yansıyan bir videoda bir emekli asker silah bayrak ve kutsal kitap üzerine "ölmeye ve öldürmeye" diye yemin ettirmekteydi. Memleketin işgal altında kaldığı özel durumlarda örgütlenmesi gereken böylesi yapılar için neden böyle bir zaman seçilmişti?(Bu emekli asker daha sonra televizyonlarda yaptığı konuşmalarda silah oyuncak idi, zaten şaka yapıyorduk mealinde kıvırmalar ile de riya tarihine geçti)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mini Test&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerikan genelkurmay başkanı ülkemize ziyarete gelse ve büyükelçilikte bir resepsiyon verse. Konuşması esnasında Türkiyede oturan amerikalılar toplu halde "kurtar bizi paşam" diye tempo tutsalar acaba ne düşünürdü?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;a. Böyle bir resepsiyon olamaz&lt;br /&gt;b. Türkiye deki Amerikalıların kurtarılmaya ihtiyacı yoktur. Kurtarılması gereken Türklerdir.&lt;br /&gt;c. Adam "herhalde şaka bu!" diyerek gizli kamera aramaya başlardı.&lt;br /&gt;d. Türkiyenin özel durumu bunu gerektirmekte, Cumhuriyetin temel ilkeleri devamlı kollanmak ve korunmak zorunda olduğundan zaman zaman ayar verilmesi uygun olmaktadır. Kendini bilmezlere Vatanımızın sahipsiz olmadığı anlatılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi de gidelim Fransa'ya ve bu defa da ikinci dünya savaşı esnasında uzun süre işgal altında kalmış olan bölgelerde emekli Fransız subaylarının paramiliter örgütlenmeler gerçekleştirdiği ortaya çıkıyor olsun. Siviller "Liberte" teşkilatları bayrağı altında toplanıyorlar haberi gazetelerde yayınlanmış olsun..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;a. Sen ne diyon ya?&lt;br /&gt;b. Fransızlar kendi ülkelerinin işgal altında olduğunu neden düşünsünler?&lt;br /&gt;c. Bu işi örgütleyenler tutuklanır.&lt;br /&gt;d. Vatanımızın özel durumu, Fransa ile kıyaslanamaz.. Zira dört tarafı düşmanlarla çevrili, herkesin bir kıstırsak da icabına baksak dediği bu demokratik laik hukuk guguk.. Adriyatikten Çin seddine şu çılgın ve kahraman Türkler, Çanakkale de sırtında mermi, hepsine cezaları verilmeli, vatana kastedenler..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet buraya kadar.. Cevaplamak zorunda falan değilsiniz. Hatta cevaplamazsanız daha da memnun olurum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazının buraya kadar olan kısmı geçen hafta ile alakalıydı.. Bu haftaki programda ise ne benim halim vardı ne de kanlı bir gündem.. Genç Parti yandaşlarının mailli tepkilerine doğrusu şaşırdım. Ben İşçi Partililerden tepki beklerken onlardan geldi. Eh dinlenme oranımız da fena değilmiş doğrusu. Mazhar'ın dediği gibi ite kaka da olsa program bir şekilde geldi geçti. Kastamonu'lu ağabeyin "Melmekedin pedrolünü sattulaa, dış borcu 400 milyar dolara çıkardulaa" muhabbeti olmasaydı tadı tuzu yoktu. Eh kanlı canlı bir gündem olaydı göbekten girerdik..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgiler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doktor&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-4583973159378041007?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/4583973159378041007/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=4583973159378041007' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/4583973159378041007'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/4583973159378041007'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2007/02/16-ubat-23-ubat-ikisi-bir-arada.html' title='16 Şubat-23 Şubat.. İkisi  bir arada'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-117131369272993477</id><published>2007-02-12T12:24:00.000-08:00</published><updated>2007-02-12T12:54:53.443-08:00</updated><title type='text'>9 şubat 2007.. İkinci dalga</title><content type='html'>İçimden geldiği gibi yazdığım bu yazıda insanları  kırar  ya da üzersem şimdiden özür dilerim. Ben öncelikle vatanseverlik tanımının yeniden yapılması yanlısıyım. Suçlayıcı ve "sev  yahut terket" temelindeki  vatanseverliğin bölücülük  olduğuna inanıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İKİNCİ DALGA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hrant  Dink cinayeti  sonrasında  bilmem farkedildi  mi;  ulusalcı ve ırkçı çevrelerde bir sessizlik hakim oldu.  Adeta  bir  omerta  hali.  Bu cinayet hiç olmamış, hiç kimse  suçlu değil gibi bir hava oluştu. Başka yönlere bakarak zaman geçirme durumu.. Ne bir ses ne de bir nefes. Sonra cep telefonlarımıza mesajlar düştü:  "Taksim' de travesti  Cansu öldürüldü, onbinler yürüdü, hepimiz Cansu yuz, hepimiz i.neyiz diye bağırdılar" mealinde.. Biliniyordu ki;  memlekette  "kardeşim ben ermeni mermeni değilim! "  diyerek feveran edecek bir büyük kalabalık vardı. İşte bu kalabalığı kullanarak  olayın vahameti  örtülmeye çalışıldı.  Bazı  ticaret odası  başkanları da da dahil olmak üzere eski askerler,  sağ parti idarecileri  (Baykal da içinde) bazı bürokratlar milliyetçi kitleye üzeri örtülü  bir destek verdiler.. Böylece halkın kanaat önderi olarak kabul ettiği bu kişiler sayesinde kendisini  yanlız  hissetmemesi sağlandı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ikinci dalga  çok tehlikeli  zira  toplumsal patlamaların oluşacağı ayrışma noktalarından geçiyor.  Bir takım paramiliter güçlerin organize  edilmeye çalışılması da bu tehlikenin ana eksenini  oluşturuyor. Devlete yardım edeceğini  söyleyen bu güçlere  ve de  bunları organize etmeye çalışan emekli bürokratlara bir içişleri  bakanı çıkıp da "kardeşim bunu yapmaya kalkanlar yakalanacak ve suçlu muamelesi  görecektir" demiyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şeyin başında gerçek vatanseverliğin ne olduğunu  belirleyip  bu topraklarda  yaşamayı bedellerine rağmen severek  isteyerek tercih eden insanlar kökenlerine bakılmaksızın  eşit ve hürmete değer  kabul edilip ayrımdan kaçınılmalıdır.  Ve bu sosyal barışı isteyen her Türk vatandaşı  önüne gelen herkese bunu  anlatmalıdır. Tabii  anlatmadan önce  içselleştirmek de gerekir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yerseniz&lt;br /&gt;Doktor&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-117131369272993477?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/117131369272993477/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=117131369272993477' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/117131369272993477'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/117131369272993477'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2007/02/9-ubat-2007-ikinci-dalga.html' title='9 şubat 2007.. İkinci dalga'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-117059812987831057</id><published>2007-02-04T06:08:00.000-08:00</published><updated>2007-02-04T07:03:19.333-08:00</updated><title type='text'>2 Şubat 2007.. bir haftalık aradan sonra</title><content type='html'>Sevgili Mazhar;&lt;br /&gt;Haklısın üretime ille de devam etmek ve her hafta yazmak gerekli. Ancak önce bu isteğin oluşması lazım. Doğrusu bu ya ; ben bazı köşe yazarları gibi içinden gelmese de yazan kişilerden değilim. Ekmek parası sözkonusu olsaydı belki, ama bugünlerde öz motivasyonum ile yazmam çok zor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Katkıda bulunanlar, özellikle yorum ya da sms ile ille de takipte olduğunu bildiren fadimegül başta olmak üzere, musa, ufuk, adnan kondak, canan, gülşen, hızır ve ismini sayamadıklarım tekraren çok teşekkürler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuzağa düşmeyelim:&lt;br /&gt;İnformasyonun yorum yapılmasını imkansız kılacak seviyede dengesiz yayıldığı bu dönemde kimselere çok fazla dost ya da düşman olmayalım. Özellikle de sessizlik döneminin arkasından gelmesini beklediğim bir aşırı milliyetçi ve ırkçı dalgaya kapılarak nihayette başkalarına hizmet etmiş olmayalım. Kimi ülkelerde dini hassasiyetler ve milliyetçi duygularla kurulan cemiyetlerin ve teşkilatların sonraları daha büyük ükelerin stratejilerine hizmet ettiklerini asla unutmayalım.. Bu dönemin hiç bir coşkun duyguya kapılmamayı şiar edinerek geçirilecek bir zaman olduğunu kabul edip gündelik hayatımızı sıradan ve risksiz yaşayalım. Aşırı nefret ve sevgiden de kaçalım. Ve en güzeli BU DA GEÇER YA HU! diyelim. Bol bol..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Program sonrası dinleyici:&lt;br /&gt;Dertleşmek babından bunu da anlatayım. Program sonrası stüdyoyu arayan kızgın bir dinleyici bana yaptığım işin yanlış olduğunu,vatanın bölünmez bütünlüğüne kast ettiğimi ve beni RTÜK e şikayet edeceğini ifade etti. Yeminli mali müşavir olduğunu ve beni vatansevmez olarak gördüğünü bağırarak anlattı. Ben de sesimi üst kattan duyulacak şekilde yükselttim. Kendisinin hadiseleri anlamaktan aciz olduğunu anlatır iken benim şerefsiz olduğumu söyleyince yapılacak tek şeyi yaptım. "Çek git" manasına gelen ve yazılması uygun olmayan kelimeyi söyleyerek telefonu kapattım. Pişman değilim. Bilip bilmeden memleketin terakkisine engel olan, insanımızın karnının doymasına engel olan ve utanmadan da bunu vatanseverlik zannedenler çekip gitsinler ya..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlıkla kalın..&lt;br /&gt;Doktor&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-117059812987831057?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/117059812987831057/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=117059812987831057' title='7 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/117059812987831057'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/117059812987831057'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2007/02/2-ubat-2007-bir-haftalk-aradan-sonra.html' title='2 Şubat 2007.. bir haftalık aradan sonra'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-116933059371984677</id><published>2007-01-20T13:17:00.000-08:00</published><updated>2007-01-20T14:03:14.013-08:00</updated><title type='text'>19 Ocak 2007... Zor Yazı</title><content type='html'>Memleket Halleri:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle günlerde kelimeleri bir araya getirip cümle kurmak çok zor.  Özellikle de zülfiyare dokunmadan yazmak müşkül. Öldürülen kişinin simgesel yönden önemi  bir yandan, vakit olarak da Irak harekatının çığırtanlığının yapıldığı döneme denk gelmesi diğer yandan yorum yapmayı güçleştiriyor. Bildiğim yegane doğru ise artık hiç bir şeyin eskisi gibi olmayacağı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Programda Konuştuklarımız:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En başta Hrant Dink cinayetinden bir hafta süre ile bahsetmeyeceğimizi, daha doğrusu yorum yapmayacağımızı bildirdik. Sivil toplum örgütlerinden bürokrasiye, vatandaştan münevverlere kadar toplumun bütün katmanlarının reflekslerini  izleyeceğimizi söyledik. Galiba iyi de ettik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En önemli konumuz Irak'a müdahale çığlıkları atanların nasıl yanlış üzere olduklarını söylemekti. Burada isteyen "entel dantel takılıyorsun", isteyen de "solcu olmus doktor" desin Bertold Brecht ten bir şiir  ile kendimi  ifade etmek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-DUVARA TEBEŞİRLE YAZILAN&lt;br /&gt;"Savaş istiyoruz!"&lt;br /&gt;En önce vuruldu&lt;br /&gt;Bunu yazan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-KARDEŞİM BİR PİLOTTU&lt;br /&gt;Bir pilottu kardeşim.&lt;br /&gt; Güzel bir günde emri geldi.&lt;br /&gt;Hazır etti çantasını,&lt;br /&gt;güneye doğru koyuldu yola.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir fatihti kardeşim.&lt;br /&gt;Yerimiz yoktu yaşamaya.&lt;br /&gt;Topraklar ele geçirmekti&lt;br /&gt;öteden beri hayalimiz.&lt;br /&gt;Kardeşimin fethettiği yer şimdi&lt;br /&gt;Guadarrama dağlarında.&lt;br /&gt; Boyu tam bir seksen,&lt;br /&gt;derinliği bir elli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3-GENERALİM TANKINIZ NE GÜÇLÜ&lt;br /&gt;Tankınız ne güçlü generalim,&lt;br /&gt;Siler süpürür bir ormanı,&lt;br /&gt;Yüz insanı ezer geçer.&lt;br /&gt; Ama bir kusurcuğu var;&lt;br /&gt; İster bir sürücü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Bombardıman uzağınız&lt;br /&gt;ne güçlü generalim,&lt;br /&gt; Fırtınadan tez gider,&lt;br /&gt; filden zorlu.&lt;br /&gt;Ama bir kusurcuğu var;&lt;br /&gt;Usta ister yapacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilir uçurmasını, öldürmesini, insan dediğin.&lt;br /&gt;Ama bir kusurcuğu var; Bilir düşünmesini de.&lt;br /&gt;BERTOLT BRECHT&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devam edelim:&lt;br /&gt;Bu ülkenin insanları yüzyıldan fazla zamandır girmemeleri  gereken savaşlara girip,  girmelerinin hayra vesile olabileceği tek savaşa girmemelerinden dolayı çok kayıplar verdiler. Şimdi de Baykal ve avanesinin başını çektiği  br güruh dünyanın en büyük gücü  ile karşı karşıya gelinecek bir savaşın çığırtkanlığını yapıyorlar. Sizi kardeş kabul etmeyen kardeşlerinizin hakkını korumaya bir kez daha gitmeyin ne olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aman kafanızı üşütmeyin.&lt;br /&gt;Doktor&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-116933059371984677?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/116933059371984677/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=116933059371984677' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/116933059371984677'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/116933059371984677'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2007/01/19-ocak-2007-zor-yaz.html' title='19 Ocak 2007... Zor Yazı'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-116845954835596666</id><published>2007-01-10T11:56:00.000-08:00</published><updated>2007-01-10T12:05:48.580-08:00</updated><title type='text'>AÇIKLAMA</title><content type='html'>Bu sütunda hack lendiği  açıklanan mail adresinin şifresi  kıran kişi tarafından bana  düzgün bir yazı eşliğinde iade edilmiştir. Bu işin uzatılmadığına ve vicdani-insani eğilimlerin baskın çıktığına memnunum. Üzüldüğüm tek şey olayın merkezindeki kişinin değil dışarıdan müdahale eden kişilerin kinlerinin varlığını görmektir. Allah islah ede. Özellikle zekası ve iyi niyetini çok yakinen bildiğim Mazhar'a söz  söylenmesine üzüldüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şeye rağmen eski adres kullanılmayacaktır ve o adresten bütün dostlara bir mail yollanarak yeni adresi listelerine eklemeleri istenmiştir. Tekraren yeni adresimizin &lt;a href="mailto:hesapci.doktor@hotmail.com"&gt;hesapci.doktor@hotmail.com&lt;/a&gt; olduğunu bildiririm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Krizin yönetilmesinde desteği olanlara da ayrıca  teşekkürler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doktor&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-116845954835596666?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/116845954835596666/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=116845954835596666' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/116845954835596666'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/116845954835596666'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2007/01/aiklama.html' title='AÇIKLAMA'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-116837785400355259</id><published>2007-01-09T13:02:00.000-08:00</published><updated>2007-01-09T13:24:14.240-08:00</updated><title type='text'>OLAĞANÜSTÜ YAZI</title><content type='html'>Sevgili arkadaşlar:&lt;br /&gt;Hacklenme süreci ve sonrasında devam edegelen yazışmalar sonrasında içimi dökmek istiyorum.  Öncelikle söylemek istediğim: Bu olay kötü bir olaydır. Hadisenin  vahameti nedense çok net kavranmamış olabilir. Ama dinleyicilerle özel yazışmaların da  olabileceği bir  adresin ele geçirilmesi ve  bundan sonra  son derece  yüzsüz bir şekilde "geri verecektim ne var ki bunda?"  tavrı ile cevap verilmesi beni gerçek manada üzdü. Ki kendimi dayanıklı ve sinirleri sağlam insanlardan sayar idim. Bazı programları kullanarak insanların maillerini, sitelerini kıran ve ortada görünmeyen kişilere karşı asla affedici olmak durumunda değilim. Kendimi de bahsedilen şahıslar gibi gizlemeyeceğim.  Yerimi, yurdumu, ad ve soyadımı telefonlarımı burada açıklamayı  ve her şekilde hodri meydan demeyi tercih ediyorum. Buyrun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmet Faruk Yağcı&lt;br /&gt;Kars 1962&lt;br /&gt;İç hastalıkları uzmanı&lt;br /&gt;Türkiye hastanesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gsm: 0505 252 80 44&lt;br /&gt;iş: 0212 314 11 89&lt;br /&gt;mua: 0212 853 15 19&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca eski adresi listelerinizden silmenizi  ve o adresten benim adıma yazışma yapılmaya kalkışılırsa itibar edilmemesini israrla rica ediyorum. Lütfen &lt;a href="mailto:hesapci.doktor@hotmail.com"&gt;hesapci.doktor@hotmail.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;adresini  listenize ekleyip buradan benimle yazışınız. Bu adrese mail atacak olursanız, güvenlik maksatlı olarak  açılmadan silinebileceğini  de bilmenizi istiyorum.  Bu da  hack lenir ise dükkanı kapatırız olur biter. msn dükkanını canım, radyo dükkanını değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgiler&lt;br /&gt;Doktor&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-116837785400355259?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/116837785400355259/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=116837785400355259' title='14 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/116837785400355259'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/116837785400355259'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2007/01/olaanst-yazi.html' title='OLAĞANÜSTÜ YAZI'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>14</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-116819609988940454</id><published>2007-01-07T10:45:00.000-08:00</published><updated>2007-01-07T10:55:00.163-08:00</updated><title type='text'>5 ocak 2007.. hacklendik..</title><content type='html'>&lt;strong&gt;HACK LENDİK!!&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Messenger üzerinden dinleyicilerimiz ile haberleşmemizi  sağlayan &lt;a href="mailto:hesapcidoktor@hotmail.com"&gt;hesapcidoktor@hotmail.com&lt;/a&gt; adresimiz maalesef fena niyetli elemanlarin eline geçmiştir. Bu işi yapanlara  sadece "buyrun tepe tepe kullanın" demekle yetiniyoruz. Sanal alemde  çok görüldüğü gibi bizden kontör ve para isteme halleri  var ise de "üzgünüz yanlış kapıdasınız" diyeceğiz.  Bundan böyle msn listenize ekleyeceğiniz ve iletişimde bulunacağınız mail adresimiz:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="mailto:hesapci.doktor@hotmail.com"&gt;hesapci.doktor@hotmail.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olarak belirlenmiştir. Kısacası eski adresin kelimelerinin ortasına bir nokta koymanız yeterlidir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;BEYNELMİLEL&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Abartısız gördüğüm en iyi yerli filmlerden birisi. Benim için ilk beşte. Yaşı 35 ve üzeri  olup 12 eylül darbesi  günlerini  hatırlayanlar için ahrika bir özet. İnanılmaz kesitler var.  İlle  de seyredin. Sonra  da oturup konuşalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selam ve sevgiler&lt;br /&gt;Doktor&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-116819609988940454?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/116819609988940454/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=116819609988940454' title='18 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/116819609988940454'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/116819609988940454'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2007/01/5-ocak-2007-hacklendik.html' title='5 ocak 2007.. hacklendik..'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>18</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-116755355385866550</id><published>2006-12-31T00:02:00.000-08:00</published><updated>2006-12-31T00:25:57.543-08:00</updated><title type='text'>29 Aralık 2006..Sene biterken</title><content type='html'>Bir senenin ardından;&lt;br /&gt;Bütün dinleyicilerimizin bayramlarını ve yeni senelerini kutlarken, yıl boyunca katkıda bulunanlara teşekkür ederiz. Bayram  ile başlayan seneniz aynı tad  ile devam etsin. Terli terli su içmeyin, soğuk havalarda ağzınızı burnunuzu kapatın, yol geçerken, önce sola, sonra sağa, sonra yeniden sola bakıp acele etmeden ama hızlı adımlarla yolu geçin (ilkokul 2.sınıf hayat bilgisi kitabı sene 1970). Tasarruf için evinizdeki her 3 lambadan birini söndürün. Ya da hayatınızda bir zamanlar  çook önemli denilen ama şimdi aklınıza  bile getirmediğiniz ayrıntıların ne kadar fazla sayıda olduğunu düşünün. Bir on sene sonra şimdi etrafında fırtınalar koparılan mevzuların esamesi bile kalmazsa da beni hatırlayın. Düşünün ki; pentium-166 pc kullandığımız günlerden dual core islemcili bilgisayarlara geçişimiz 10 sene dahi  sürmemiş. Eh bir 10 sene sonra da "çok önemli sandığımız şeyler üzerine amma boş konuşmuşuz" derseniz de beni hatırlayın. Kurulu düzenleri kişisel ve aile hayatınıza dokunmadığı sürece fazla önemsemeyin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bisiklete binin, kask ve eldiven unutmayın.&lt;br /&gt;Doktor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-116755355385866550?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/116755355385866550/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=116755355385866550' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/116755355385866550'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/116755355385866550'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2006/12/29-aralk-2006sene-biterken.html' title='29 Aralık 2006..Sene biterken'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-116698544286041744</id><published>2006-12-24T10:36:00.000-08:00</published><updated>2006-12-24T10:37:23.343-08:00</updated><title type='text'>22 Aralik 2006.. sine-i millet  ve otesi..</title><content type='html'>Öncelikle blogumuzu okuyan ve yorum yapan, buranın hayat bulmasına yardımcı olanlara gönülden teşekkürler. Hislerini  ve  fikirlerini  ifade etmede zorlanan bir milletin fertleri olduğumuzdan, nerede  güzel bir  ifade  görsem içerikten bağımsız olarak çok seviniyorum. Belgin Hanım'ın yazdıkları da  beni çok mutlu etti. İçerik yönüyle de son derece dolu ve öğretici. Tekraren eline-diline-aklına sağlık..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sine-i Millet:&lt;br /&gt;Baykal ve avanesinin yalancıktan sine-i millete  dönme numaraları da  kof çıktı. Özellikle patronlar kulübü  olan TÜSİAD ı hükümete karşı  erken seçim lehinde kışkırtmaları  da  ters tepti. Bu durum geçen haftanın en eğlenceli hadisesiydi. Peki  Baykal  ne yaptı? Suya sabuna dokunmayan bir cevap verdi ve kenara çekiliverdi. Bu şekil hareket edenlere "bal yapmaz arı" deniyor. Sadece  siyasette  degil. Her konuda. Sine-i millete  dönecek delikanlılıkta  adam patronlar kulübünün beyanatına karşı sert bir açıklama yapabilmeliydi. Efendim? Duyamadım.. Pardon..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgi ile&lt;br /&gt;doktor&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-116698544286041744?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/116698544286041744/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=116698544286041744' title='5 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/116698544286041744'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/116698544286041744'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2006/12/22-aralik-2006-sine-i-millet-ve-otesi.html' title='22 Aralik 2006.. sine-i millet  ve otesi..'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-116655715869173251</id><published>2006-12-19T11:06:00.000-08:00</published><updated>2006-12-19T11:39:18.716-08:00</updated><title type='text'>15 Aralık 2006.. Yanlış anlamayalım anlatmayalım..</title><content type='html'>Hesapçının iki hafta aradan sonra gelmesi ve radyo öncesi  muhabbete kavuşmak bünyeye iyi geldi doğrusu. Gayet güzel  ve muhabbeti  bol bir  programdı. Özellikle messenger  üzerinden katılan ve anında bilgi aktaran dinleyicilerimize teşekkürler. Elbette ki en istikrarlı ve en etkili olan Mazhar'a ekstra ekstra sevgiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söylemek isteyip de söylemediğim birşey olmadı. Bu yüzden memnunum. Yanlız  bir yanlış anlaşılmayı düzeltip blog takipçilerini de rahatlatmak isterim. Sevgili Canan aşırı alıngan olmakta devam ediyor.  Programda da yazdıklarımı beğenmediğini  inatla ifade etti. Daha sonrasında da benim omurgasını seneler önce oluşturduğum bir hikayemde kendisinden bahsedildiğini ima etti. Ayrıca kendisini ille de çok önemsememiz gerektiğini  belirtir şekilde konuştu. Yapmaya çalıştığım iş insanlara mümkün olduğunca konuşma hakkı verip kendilerini ifade etmelerine yardım etmektir. Ben sizler konuşurken susarım, az müdahale ederim. Eğer birikiminiz ya da oluşmuş fikirleriniz  var  ise kendinizi ortaya koyarsınız. Aksi takdirde kısır döngüler içinde çalkalanır gidersiniz. Buna da  ben çok müdahale etmem. Saçmalama hakkı da sabittir ultra demokrat programımızda. Cümlelerinizi doğru ve birbiri ile uyumlu kurmak kaydı ile gülünç olacak kadar da saçma konuşabilrsiniz. Gayret sizden, sizin sesinizi duyurmak benden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve  uzunca  bir yazı olmakla birlikte  bu hafta bahsedeceğim bir konuyu şimiden blogda duyurmak istiyorum. Yazarla ciddi  fikir  ayrışmamız  olmasına rağmen tesbitlerin çoğunun altına imzamı atarım. Yazı: Tanıl BORA nın "TAHSİLLİ CEHALETİN CİNNETİ"  başlıklı yazısı. Dikkatle ve lütfen sindirerek, geri dönüşlerle okuyun. İyi bir  bakış açısı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgiler. &lt;br /&gt;Neşenizi bozmayın..&lt;br /&gt;Doktor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TAHSİLLİ CEHALETİN CİNNETİ....TANIL BORA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak Orhan Pamuk’un Nobel alması (veya: “Orhan Pamuk’a Nobel verilmesi”) üzerine, hayli büyük bir milliyetçi ve ulusalcı tepki ortaya çıktı. Nobel’in Orhan Pamuk’a, bir İsviçre dergisinin kendisiyle yaptığı mülakatta sarfettiği “bu ülkede 1 milyon Ermeni, 30 bin Kürt öldürüldü” sözleri üzerine verildiğinden emin olan; ödülün ilanının, Fransız parlamentosunda Ermeni soykırımını inkâr etmeyi suç sayan kanun tasarısının kabul edilmesiyle aynı güne denk gelmesinde bu “fesadın” teyidini gören; Nobel’i önünde sonunda Türkiye’yi bölmeye veya hiç değilse destabilize etmeye yönelik tertiplerin bir manivelasına indirgeyen bir bakış açısından yapılan yorumlar, hızla yayıldı. Orhan Pamuk’un Nobeli, sadece son vesileydi aslında… Birkaç yıldır, her ‘millî’ addedilen meseleye yönelik, daha doğrusu her toplumsal sorunu bir millî mesele olarak kodlamaya yönelik, benzer tepkileri görüyoruz.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okur-yazarların fanatizmi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konu her ne olursa olsun, burada aynı zihniyet kalıbının, aynı söylemin işlediğini görüyoruz. Bulunabilecek en ileri mantık bağıntısı, komplo teoremleridir. Hedef alınan şahsiyet veya şahsiyetlerin ‘objektif’ hıyanetini, -mümkünse Kürtlük, Ermenilik, Sabetaycılık türü bir soy-sop ‘bozukluğu’ veya bir “dış mihrakla” (Amerika-Avrupa) bağı üzerinden-, ifşâ etmekten öte bir ‘argümantasyona’ ihtiyaç duyulmuyor. Herhangi bir konunun kendi bağlamı, kendi nesnelliği içinde mütalaa edilmesinin yolu baştan kapanıyor böylece. Ufûnet yüklü bir söylem bu aynı zamanda. Komplo teoremlerinin hiçbir şeyi açıkta bırakmayan kahredici kurgusu altında her türlü öznellik ve ‘yapıcılık’ ihtimalini peşinen iptal eden, ‘irade-i cüz’ü hiçleştiren bakış açısı, muazzam bir acz duygusu, ona bağlı olarak da muazzam hınç ve negatif enerji üretiyor. Bu söylem, hamâsî bir dille bütünleniyor. Savlar değil, menşei belirsiz birtakım anekdotlar veya kudsî sayılan kişilerden (başta Atatürk) alıntılar konuşuyor. Uğur Mumcu’nun ünlü “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olma” tarifini de aşan bir durum bu: İyi kötü bir “fikir” sahibi olmadan, kanaat ve tavır sahibi olanlar konuşuyor! İçeriklerden önce, bilgiyle, fikirle ve sözle kurulan ilişkide faşizan bir tutum hüküm sürüyor. Daha fiyakalı hamâset yapmanın, daha ağır konuşmanın cezbesi, fanatizmi teşvik ediyor. Bilhassa sanal âlemin yalan yanlış anekdotları, sözümona parlak habis lâfları çoğaltmaya elveren yayılma hızı ve yüz yüze iletişimin sağlayabileceği empati ihtimalini yok eden kışkırtıcılığıyla, bu fanatizm narsistik bir yankıyla pervasızlaşıyor.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada dikkat edilecek olan, sadece milliyetçi&amp;ulusalcı partilerin, yayınların, çevrelerin, kanaat önderlerinin ‘örgütlü’ tepkileri değil. Bu çevrelere angaje olanların dışında, böylesi tepkileri kendi ilişki ağları içinde –çoğunlukla internet üzerinden- dolaşıma sokmayı refleks haline getirmiş ‘münferit’ kişilerden oluşan genişçe bir ‘taban’ var… Temel vasıflarından birisi okur-yazarlık olan bir toplumsal taban bu. Okuma-yazmayla ilişkileri, ortalama “Türk insanı”ndan, “halkımız” diye anılan insanlardan biraz daha ileri.1 Söz konusu tepkilerin, –az evvel değindik-, ayrıcalıklı mecrasının internet ve elektronik posta zincirleri olmasından da çıkarsayabilirsiniz bunu. Bilgisayara âşinâlığı olan, elektronik posta yazıp yollayabilen birileri söz konusu olduğuna göre, umumiyetle ‘orta sınıf’ mensuplarından müteşekkil bir toplumsal profille karşı karşıyayız. “Elit” okulların, üniversite üyelerinin, tahsilli meslek erbâbının oluşturduğu elektronik posta gruplarının mensuplarının sürekli tecrübe ettiği gibi, en azından kültürel sermayeye temellük itibarıyla üst-orta sınıf olarak konumlandırılabilecek kesimler de, milliyetçi&amp;ulusalcı reaksiyonun etki alanında bulunuyorlar. Tahsilli meslek erbâbının korporasyon örgütlerinde son yıllarda yaşanan iklim değişikliği de, -son olarak geçen ay yapılan büyük baro seçimlerinde milliyetçi&amp;ulusalcı grupların kazandığı ağırlık-, buna delâlet ediyor. Bu okumuş-yazmış zümrelerdeki fanatizm ve medeniyetsizleşme, had safhadadır. Herhangi bir konuyu sükûnetle ve aklî savlara dayanarak tartışma girişiminin, Mustafa Kemal’den bir alıntı, bir Çanakkale anekdotu veya içinde “hain”, “aymaz”, “satılmış” kelimelerinden en az birisi geçen hamâsî efelenmelerle püskürtülme ihtimalinin bu tahsilli, ‘elit’ muhitlerde bilhassa yüksek olduğuna tanıklık edebilecek çok insan var!  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Murat Belge, 21 Ekim tarihli Radikal’deki yazısında, tahsilli “seçkinler”in, refleksleşmiş, ezberlenmiş milliyetçi replikleri, jestleri, “sıradan” halka kıyasla çok daha cân-ı gönülden sahnelediklerini, daha ‘ballandırarak’ tekrarladıklarını belirtiyordu. (Millî) Eğitim aygıtının kazandırdığı manevî donanım ve böylelikle edindikleri “seçkin” konumu, onları bu milliyetçi ezberi daha ‘duyarak’ oynamaya sevkediyordu. “Eğitim görmemişlerde hâlâ biraz umut var” diyerek bitiriyordu yazısını Murat Belge. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bunca cehalet ancak tahsil ile mümkündür” atasözünü hatırlatan bir durumla karşı karşıya olduğumuzu düşünebiliriz gerçekten. Millî-Eğitimin gerek ezberci, şabloncu öğretim formasyonu, gerekse milliyetçi zihniyet kalıplarını her bilgi alanının zeminine döşeyen içeriği, bir öğrenilmiş cehalet hâsıl ediyor. Kemalist ideoloji, eğitimle aydınlananların “topluma önderlik edeceğini, toplumu yükselteceğini” vaz’etmiş, doğrusu Türkiye’de sol dünya görüşünde olanlar da bu Aydınlanmacı iyimserliği büyük ölçüde devralmıştı. Tıpkı Kemalist/milliyetçi&amp;ulusalcı söylemin sapkın “sözde-aydınlar” hakkında serdettiği hayal kırıklığı gibi, şimdi solda da tahsilliler hakkında bir umut kırıklığı yaşanıyor, anlaşılabilir şekilde. Peki, bu tahsilli cehaletini, bu diplomalı dar görüşlülüğünü, Türkiye’de eğitimin ‘çağdaşlıktan’ uzaklığına mı bağlamalı sadece?  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Topyekûn yarı-eğitimlilik &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk millî eğitiminin özel gayretleri dışında, genel olarak eğitim-öğretim rejiminin performansından öte; bizzat ‘çağdaş’ toplumun (kapitalizmin) kültürel düzeninin, yapısal olarak yarı-eğitimlilik/yarı-cahillik ürettiği tezini hatırlatmak üzere soruyorum bu soruyu.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Theodor W. Adorno’nun 1959 yılında yayımlanan “Theorie der Halbbildung” adlı namlı makalesinin meselesi budur.2 Bu başlığı “Yarı-Eğitimlilik Teorisi” diye çevirebiliriz, ama şu şerhi düşerek: “Eğitim”e indirgeyerek çevirdiğimiz Bildung kavramı, öncelikle tahsil-ve-terbiyeyi, ama aynı zamanda, onun zımnında bütüncül bir formasyonu, kişiliğin oluşumunu ifade eder.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adorno, öncelikle eğitim (Bildung), eğitimsizlik (Unbildung), yarı-eğitimlilik (Halbbildung) arasındaki ayrımı kavramlaştırır. Eğitim, özgür ve dinamiktir, belirli bir amaç doğrultusunda araçsallaşmamış, sabitlenmemiştir. Eğitimsizlik, “salt naiflik, salt bilmemek”tir, böylelikle nesnelerle dolayımsız bir ilişkiye elverir. Dolayısıyla, eğitimin başlatılabileceği bir başlangıç noktası da sağlar. (Murat Belge’nin “Eğitim görmemişlerde hâlâ biraz umut var” deyişini hatırlayalım!) Yarı-eğitimlilik ise “eğitimden önce gelmez, onu takip eder”; sabitlenmiş, kültürel veya toplumsal bir amaca bağlanarak araçsallaştırılmıştır. “Yarım anlaşılmış ve yarı öğrenilmiş olan, eğitimin ön basamağı değil onun can düşmanıdır”, der Adorno.3 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meselenin esası, “Kültür”ün iki cepheli oluşuyla ilgilidir. Kültürün bir cephesi “tinsel kültür”dür, diğer cephesi ise “yaşamı biçimlendirmenin reel” araçları, yordamlarıdır. Yarı-eğitimlilik, kültürün bu ikili karakterinin yitirildiği noktada ortaya çıkar. Kültürün iki cepheliliğini “göz ardı ederek kendini mutlaklaştıran bir eğitim, yarı-eğitim olmuş demektir.” Adorno’nun yitirilmemesi gerektiğini söylediği şey, kültürün iki cephesi arasındaki gerilimdir. “Bu gerilim yittiğinde, uyum [konformizm- T.B.] mutlak hâkimiyetini kurar.” Gerilimin her iki kutbunun da kendi içinde donmaması gerektiğine dikkat çeker Adorno. Oysa gerek Tin ve hükümran bilinç, gerekse Doğa ve uyum sağlama yeteneği, mutlaklaşıp sabit kategorilere dönüşmüş, velhâsıl Kültürün her iki uğrağı da fetişleşmiştir. Tinin özerkleşmesi (kendi başınalaşması), başlangıçta, tinsel bağımsızlığın doğrudan doğruya egemenlerle eklemlenmiş bir azınlığın imtiyazı olarak kalmasına karşı eleştirel ve özgürleştirici bir işlev görüyordu. Bu evrede Eğitim, “statüsüz ve imtiyazsız bir insanlık” fikrini vaz’ediyordu. Ancak burjuva egemenliğinin tesisiyle, böyle bir misyondan kopmuş, reel yaşamı biçimlendirmeyle bağıntısını yitirmiş; belirli bir tatbikatın bilgisine indirgenmiş, bununla beraber –yine- bir imtiyazlı konum algısına dönüşmüştür. Kendi içine kapanıp mutlaklaşan Tin’in işlevi, ideolojidir artık. Öte tarafta, Doğa’yla ilişkiye ve “reel yaşama” baktığında, bütün beşerî münasebetlerin ekonomik mübadele ilişkilerine ve tüketime indirgendiğini görür Adorno. Bu vasatta bilgi/malûmat salt reel’in yansıması olarak algılanır, halihazırdakinin ötesine işaret etme selâhiyetinden yoksundur, böylece konformizmi pekiştirir. Öte yandan Tinsel’in kavramlarının yerini alan klişeler, reel olanla bağıntı kurmadan, her şeyi mutlaklaştırıp kendine tabi kılar. Bu şeyleşmiş bilinç, öznellikle nesnellik arasında süreçsel-diyalektik bir ilişkiye izin vermez. Eğitimin diyalektik niteliğinin feshedildiği bu durum, ‘objektif’ olarak bütün bilgiyi/öğrenmeyi/idraki eksikli, ‘yarım’ kılar; yarı-eğitimliliği süreğenleştirir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Velhâsıl yarı-eğitimlilik, “yabancılaşmış Tin”dir; “metaların fetiş karakterinin Tin’i de kavramasıdır”: “Konularının içerdiği hakikati ve canlı nesnelerle olan canlı ilişkisini yitiren eğitimin şeyleşmesidir.” Adorno, bu deformasyonun âmilleri olarak kültür endüstrisini, “bilincin sürekliliğinin” kaybını, “eleştirel bilincin” yitişini ve kolektif narsizmin hâkimiyeti görür. Bilincin sürekliliğinin kaybıyla ilgili yazdıkları bilhassa önemlidir. Bilinç ve idrakteki süreklilik kaybı, modern-öncesi toplumlarda geçerli olan otoritelerin ve geleneklerin çözülmesiyle, özne ile toplumsal gerçeklik arasındaki ilişkiyi düzenleyen yeni kalıplara ihtiyaç duyan insanların, nesneler ve diğer insanlarla aralarına bir önyargı tabakası döşemek üzere, timsallere/simgelere meyletmeleriyle kendini gösterir (millî simgeler burada işlev görür. Bu sürecin vardığı nokta, -kültür endüstrisinin belirleyici katkısıyla-, şudur: “Bilincin sürekliliği içindeki idrakin, öğrenmenin yerini, noktasal, unsurları birbiriyle bağlantısız, sürekli yeni verilerle ikame edilebilir bir haberdarlık/malûmattarlık alır… Onun kendi idrak/öğrenme sürekliliği içinde erimeden bilince sızan eğitim unsurları; bâtıl inançları eleştirdiklerinde bile bizzat bâtıl inanç halini alma eğiliminde olan zehirli maddelere dönüşürler.” Kolektif narsizmle ilgili bir cümlesini de aktarayım: “Yarı-eğitimlilikle kolektif narsizmi birleştiren; bir şeylere temellük etme, söze dahil olma, kendini uzman olarak satma ve bir yere aidiyet edâsıdır.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adorno, yarı-eğitimliliğin, “onca Aydınlanmaya ve bilginin yayılmasına inat ve bizzat bunlar sayesinde, bugün hâkim bilinç tarzı halini aldığını” söyler.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adorno’nun ‘karamsar’ eleştirisine kulak verecek olursak, yarı-eğitimlilik, veya yarı-cahillik, veya ‘Türkçesiyle’ tahsilli cehalet, eğitim formasyonunun kalitesinden bağımsız olarak, kapitalist modernleşme süreci içinde ortaya çıkan bir tarihsel-toplumsal durumdur. Ve bu “sosyalleşmiş” bilinç tarzı, eleştirel aklı dumura uğratarak, az evvel aktarıldığı üzere, bâtıl inanç formatını yeniden üretir. Bu savı hatırlayarak ve akılda tutarak, Türkiye’nin özgül koşullarına geri dönelim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tahsilli orta sınıfın krizi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tahsilli orta sınıf seçkinlerin milliyetçi&amp;ulusalcı fanatizme kapılmalarının ve bu fanatizm içinde ‘medeniyetsizleşme’ eğilimine girmelerinin, doğrudan doğruya milliyetçi endoktrinasyonla ve onun öğüttüğü millî meselelerle ilgili olmayan bir veçhesi olduğunu düşünüyorum. Bu veçhe, şehirli, tahsilli, laik orta sınıfların, iktisadî ve toplumsal statülerini kaybetme endişesi içinde bulunmalarıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neoliberal deregülasyon süreci altındaki iktisadî ve toplumsal dönüşümün tahripkâr etkilerini uzun uzadıya anlatmaya gerek yok. Gerek formel sosyal güvenlik yapılarının gitgide büzülmesi, gerek toplumsal dayanışma ilişkilerinin aşınması, topyekûn aşağıdakilerin hayatını zorlaştırıyor; alt ve orta sınıflar, yoğunlaşan bir tehdit hissediyorlar. Orta sınıfların tehdit algısının alt sınıflarınkinden (işçiler, vasıfsız işsizler, ‘deklaseler’/marjinalleştirilmişler…) farkı, onların kaybedecek bir şeyleri olması - veya kaybedecek bir şeyleri olduğunu, en azından kaybedecek bir şeye malik olabileceklerini düşünmeleridir. Mülk ve nakit cinsinden bir varlıkları olmasa bile, tahsille edindikleri donanım (“kültürel sermaye” de diyebilirsiniz) sayesinde, kendilerini mala-mülke, en önemlisi bir kariyere, bir statüye erişebilecek potansiyele sahip görürler.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tahsilli orta sınıfların kariyer beklentileri, aslında yaklaşık on yıldan ama özellikle travmatik bir etki yaratan 2001 ekonomik krizinden beri, büyük bir sarsıntıya uğradı. Bütün dünyada da olduğu gibi; tahsilin ilk basamağını oluşturduğu, insanı emekliliğe kadar taşıyacak bir iş yaşamı ve hayat akışı öngörüsünün karşılık bulması giderek istisnâîleşiyor – ayrıca tahsil yoluyla sınıf atlama ‘şansları’ da azalıyor. Buna koşut olarak, üniversiteli ve diplomalı olmanın getirdiği saygınlık, aslında çok daha uzun bir zamandır, yıpranıyor.4 Buna, zenginlik ve tüketim teşhirinin -sadece maddî değil ‘kültürel’ göstergeleriyle de- kazandığı itibarın, bir on yıl öncesine kadar ‘okumuş’ olmanın sağladığı itibardan çok daha fazlasını ve ‘ezicisini’ temin ediyor olmasının getirdiği değişimi de eklemeliyiz. Neticede, orta sınıfların önceki kuşaklardan devreden ‘huzurlu’ zihin dünyaları, güçlü bir maddî ve manevî tehdit altındadır. Kendilerini toplumun seçkin bir zümresi olarak algılamaları zorlaşıyor. Büyüyen acz duygusuyla beraber hınç üreten bu tehdit algısı, bir agresifleşme istidâdını tetikliyor. Bir mazlum söylemiyle birleşen ve yer yer “toplumsal eleştiri” kisvesi altında “yozlaşma”dan sorumlu saydığı bir düşman figürüne hınçlanarak oluşan bir agresif ruh hali bu. Daralan seçkin konumlarına tutunabilenler de, rekabetin anksiyetesi ve ‘kazanma’nın küstahlığıyla buna katkıda bulunuyorlar.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tahsilli orta sınıfların krizi konusunu açarken, “laik” sıfatını da kullanmıştım. Üzerine eğildiğimiz reaksiyoner dalganın temel bir karakteristiği, bununla ilgili. Zira söz konusu krize refakat eden elit değişiminin sancıları, “laiklik”le ilgili hassasiyetlerde ifadesini buluyor. 1990’lara kadar büyük çoğunlukla laik orta sınıfların hâkimiyeti altında olan bürokrasilerde, sinâî-ticarî iş alanlarında, akademik mevkilerde, medyadaki pozisyonlarda, bir zamandır, dindar-muhafazakâr menşelilerin ağırlığının arttığını biliyoruz. Nicel değişim, beraberinde elit olmanın kültürel müktesebatının ve ifadelerinin de değişmesini getiriyor. Bu değişim, tahsilli orta sınıfların şehirli ve laik zümrelerinin hissettiği tehdit algısının derinleşmesine yol açıyor; zira sadece liyakat ölçüleri veya rekabet nedeniyle değil, kültürel-ideolojik nedenlerle de dışlandıkları veya dışlanabilecekleri endişesini duyuyorlar. Bu zümrelerin, reaksiyoner bir Atatürkçülüğe meyletmelerinin ardındaki temel saik, budur. Atatürkçülüğün otoriter ve ‘intizamlı’ modernleşme tahayyülünde (“bağımsızlığın” da bu tahayyüle uyan bir çağırışımı var), özledikleri istikrarın vaadini okuyorlar. Atatürkçü söylemin erken Cumhuriyet dönemini yitik altın çağ olarak yücelten imgelemi, laik orta sınıfların kendi mevkilerini yitirme kaygılarına tekabül ediyor. Nitekim onların bölücülük, terör, Kıbrıs, AB, emperyalizm vb. âlî millî meselelerle ilgili reaksiyonları ve genel olarak milliyetçilikleri&amp;ulusalcılıkları, mutlaka Atatürkçü referanslara dayanıyor ve mutlaka AKP iktidarına (genel olarak “şeraitçilere”) yönelik şedit bir nefret içeriyor. Daha önceleri İslâmcı siyasal partiler ve kadrolarla alışveriş içinde olmasına, onlara servis vermesine alıştığımız milliyetçi-muhafazakâr entelijensiyanın da, bir elit olarak dışlanma endişesi içinde bu reaksiyoner dalgaya katıldığını eklemeliyiz. Buna 18 Eylül’de Radikal Gazetesinde yer alan söyleşisinde Yüksel Taşkın işaret etmişti: “Türkiye'de ne zaman AKP gibi bir sağcı parti iktidara gelse, hepsi daima Türk Ocakları ve Aydınlar Ocağı gibi kendi mensubu olmayan milliyetçi çevrelerdeki entelektüellerden yararlandılar. Onları, devletteki kadrolara yerleştirdiler. Ama AKP'yle bu ilişki koptu. Çünkü onun 1980'lerde devleti İslamlaştırma iddiasıyla ortaya çıkan ve sonra yavaş yavaş sisteme katılan kendi entelektüel aydın fidanlığı vardı. Ve Ak Parti merkez sağda bildiğimiz ilişkileri yenilemedi, Aydınlar Ocağı, Türk Ocağı gibi yapıları hiç kale almadı ve RTÜK'ten TMSF'ye, bütün görevlere kendi organik entelektüellerini getirdi. İlk defa bir sağ iktidarın bu milliyetçi gruplarla hiç dirsek teması kurmadan kendi kadrolarıyla hareket etmesi milliyetçi kesimde çok ciddi bir kriz yarattı.”  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tahsilli laik orta sınıfların içine düştüğü acz duygusunun ve hıncın, kolayca, “Batı”ya ilişkin hasetle ve AB’yle ilgili öfkelerle titreşime girebildiğini düşünüyorum. Okullarını bitirmiş, ‘müsbet ilmi’ öğrenmiş, diplomalarını almış, velhâsıl iyi (ve “modern”) bir kariyer için gereken adımları atmış birisinin işsizlikle veya kendisine reva görmediği nafile meşguliyetlerle boğuşurken kapılacağı değersizlik ve aşağılanma duygusu ile, “AB kapısında bekletilen Türkiye” imgesi ve “ne yaparsak yapalım bizi almayacaklar” sinizmi, coşkuyla kucaklayabiliyor birbirini.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                  *** &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milliyetçi&amp;ulusalcı fanatizmin toplumun okur-yazarlarını, tahsilli zümrelerini tesiri altına almasının görünümlerini, üç ayrı düzeyde tartışmaya çalıştım. Tartışmanın, adı üstünde, ucu açıktır. Kesin olduğunu söyleyebileceğimiz bir şey varsa, o da, okumuşların fanatizminin ve ‘cehaletinin’, maalesef o kadar da şaşırtıcı bir şey olmadığıdır… &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Ama sadece biraz daha ileri… “Ulusalcı duyarlılık” gösterenlerin doçent/profesör/mühendis ünvanlı olanlarının mektupları/mesajları arasında dahi, bitişik yazılmış “ki” ve “de/da” ekleri, anlatım bozuklukları, mebzûl miktardadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 Soziologische Schriften 1 içinde, Suhrkamp, Frankfurt a.M. 1997, s. 93-121. Makalenin geniş bir tartışması için: Stefan Müler-Doohm, Die Soziologie Theodor W. Adornos: Eine Einführung, Campus, Frankfurt a.M./New York 2001.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 Bu bölümde çift tırnak içinde verilen alıntılar hep Adorno’nun anılan makalesindendir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 ‘Akademik proleterleşme’, başlıbaşına ilgiye değerdir. Üniversitelerin öğrenci alımları ‘kitleselleşirken’, yüksek lisans programlarındaki öğrenci nüfusu da artıyor. Bu programlara yönelen üniversite mezunlarının önemli bir kısmının saiki “CV’sini geliştirmek”tir; üstelik bunların da önemli bir kısmı, gelişmiş CV’leriyle de istihdam şanslarının fazla yüksek olmayacağı kaygısını duyuyor, üniversitede bulunma sürelerini uzatarak, işsizlik kariyerlerini ertelemeye bakıyorlar. Genç akademisyenlerin konumları da, eski tabirle ‘asistan’ oldukları zenaatkâr usûlü yetişme zincirinin yerini alan ‘anonimleşmiş’ terfi-tenzil sistemi içinde, güvencesizleşiyor. Bu da global bir krizdir. Bu yılın ilk aylarında Fransa’da üniversite öğrencilerini ucuz –hatta bedava!- işgücü rezervi olarak kullanmaya dönük tasarıya karşı gelişen büyük protestoların temelinde, üniversitenin resmi işsizliğe geçişten önceki bir “ara istasyona” dönüşmesinden duyulan kaygının birikimi vardı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-116655715869173251?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/116655715869173251/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=116655715869173251' title='11 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/116655715869173251'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/116655715869173251'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2006/12/15-aralk-2006-yanl-anlamayalm.html' title='15 Aralık 2006.. Yanlış anlamayalım anlatmayalım..'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-116570193690846254</id><published>2006-12-09T13:46:00.000-08:00</published><updated>2006-12-09T14:05:36.920-08:00</updated><title type='text'>8 Aralık 2006. Orhan Pamuk ve ötesi</title><content type='html'>Şimdi  ne olacak? &lt;br /&gt;Orhan Pamuk son derece düzgün bir  Türkçe ile tane tane konuştu. Bizden, İstanbul'dan, yazmaktan, korkulardan bahsetti. Birçok büyük konuşan abiden daha sahici daha samimiydi. İngilizceye bunca hakim iken inatla Türkçe konuştu. Biraz  aklı olanın gönül telini titretti. Bunca meşhur olunduğunda dahi  korkularla hüzünle nasıl içiçe olunabileceğini anlattı. Neden yazdığını anlatırken de son derece samimiydi. İstanbul sevgisini güzel  ifade etti. Türkçe yazarak  Nobel  alan bir yazarın devletimizin büyükleri tarafından kutlanmaması  da yıllar sonra acıyla hatırlanacak bir oksimoron olarak göze çarptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve dinleyiciler:&lt;br /&gt;Mazhar, inanılmaz desteği ve pozitif katkısı ile, messenger den anında bilgi iletmesi  ile her daim teşekkürü haketmekte. Kendimi rahat ve  sağlam hissettirmekte.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Canan, ah kızım evladım, hevesin kırılmasın tamam da nereye kadar  bu "şey" lemek ve bir  konu üzerinde iki laf edememek. Hazırlanarak gelmek ayıp değil. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fadimegül, sevginiz  daim olsun efendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adil, baban kimi  kızdırdıysa zamanında birisinden "hiperaktif oğlun olsun" bedduası almış olmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hasan amca,Hurmets..Şifalar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca  ismini zikredemediklerim.. Kısa mesaj ile  katılanlar..sevgiler  cümleten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selam ile..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doktor&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-116570193690846254?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/116570193690846254/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=116570193690846254' title='9 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/116570193690846254'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/116570193690846254'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2006/12/8-aralk-2006-orhan-pamuk-ve-tesi.html' title='8 Aralık 2006. Orhan Pamuk ve ötesi'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-116384204093459957</id><published>2006-11-18T01:06:00.000-08:00</published><updated>2006-11-18T01:27:20.946-08:00</updated><title type='text'>17 Kasım 2006. İnternet ahalisine teşekkürler</title><content type='html'>İnteraktif  dinleyici  sen bir tanesin.&lt;br /&gt;Programın yeni aldığı şekilde msn-messenger programı üzerinden katılanların ve kısa  mesajların  etkisi  büyük. Eskisi gibi uzun konuşmalar yapamıyoruz belki. Bir konu üzerinde odaklanma halimiz de olmuyor. Ancak hepsinin ötesinde  program çok dinamik bir hale dönüştü. Bir elimde  mouse, bir  gözüm messenger ekranında,  diğer  gözüm sms  leri takipte. Hani dur durak olmadan vakit  doluyor. Devamlı  katılımcılarımıza,  yeni katılmaya başlayanlara  ayrı  ayrı teşekkür ederim. Sanırım bu şekilde bir ortak akıl yakalama durumumuz  da olabilir. Dinleyicilerden "en" seçimi yapacağım yakında biline. Mesela "en tacizkar" seçimi şimdiden belli: Adil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hasan amca:&lt;br /&gt;Umumiyetle kişi odaklı olmadığımı, yaradılan herkesi  ve herşeyi yaradana hürmetten hoş görme eğiliminde  olduğumu söylemek isterim. Ancak  son zamanlarda dinleyicilerin de  farkettiği şekilde  bir  patolojik  durum  söz konusu. Hasan amcamız inad  ile ve bıkmadan, usanmadan meşum cümlelerini arka arkaya sıralıyor. Beni arayıp  bulması,  hastanede  ziyaret etmesi,  cep telefonumu edinmesi, evden arayıp konuşması ve ille de Türk fikir hayatının önemli bir elemanı olduğunu isbata çalışması da bünyemi fazlasıyla yordu. Hani  dinleyicilerimizden bazıları  kısa mesaj yollayarak kendisinden ne kadar  bunaldıklarını ifade ettiler de,  bendeki durum bilinsin istiyorum. Kararım ise şimdilik  heybede  neler  var  ise anlatmaya  devam etmesine izin vermek. Sınırlarını merak ediyorum. Bu merakımın geçmesi için sizler de katlanacaksınız. Üzgünüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söyleyemediklerim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yahu hiç bir askeri yetkilinin "bir ülke  ile  ilişkileri askıya aldık" açıklaması olabilir mi? Hangi sivil irade bunu kabul eder? Tabii ki generaller konuşunca  da uyanık Fransızlar "askeri dinledik ama hükümetiniz  ne diyor?"  manasına gelen laflar  söyleyip  bizi açık düşürürler. Vatanseverligin nasıl olacağını bir  öğrenemedik gitti. Ve şahsi olarak da çok beğendiğim bir  asker  olan İlker Başbuğ'un "şahinleşme" tuzağına düşmesini  kafam çok almıyor. Böylesi  "umur görmüş"  askerlerin sivil irade ile ilişkilerinin çok daha iyi olması beklenir iken ve başka bir çıkış  yolu da  yok iken. Heyhat.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ecevitlerin ilişkisini "aşk" değil "anti aşk"  bir patolojik ilişki olarak  görüyorum. Rahşan hanımın ölüme hiç kendini ve etrafı hazırlamamasından tutun da, akrabadan kimsenin ortalıklarda olmamasına kadar. (ha  Can Dündar vardı Rahşan hanımın doğuramadığı evladı olarak ortalıklarda yeter degil mi?)Zor  bir hayat. Çay, sigara, pöti bör bisküviler, bahçeyi seyretmek, periyodik olarak Bülent beyin saçlarının boyanması. Böyle yazık bir  durum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgi  ile&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;doktor&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-116384204093459957?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/116384204093459957/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=116384204093459957' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/116384204093459957'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/116384204093459957'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2006/11/17-kasm-2006-internet-ahalisine.html' title='17 Kasım 2006. İnternet ahalisine teşekkürler'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-116336232500867136</id><published>2006-11-12T12:01:00.000-08:00</published><updated>2006-11-12T12:12:05.020-08:00</updated><title type='text'>3 kasım-10 kasım 2006..kısa  kısa</title><content type='html'>Memnundum programın gidişinden. Dinleyicilerin  ve katılımcıların bolluğundan. Havamız da iyiydi. Hani olsa bir saat daha giderdi. Ara  başlıklara  geçelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafa karışık:&lt;br /&gt;insanımızın kafası gerçekten karışık. Ya  da derin dondurucunda uzun süre kalmış gibi katılaşmış. Avrupa birliği ya da komşularımızla ilişkileri bir dereceye anlarım da Ecevit konusunda  bile doğruyu seçememe durumu  belirgin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ecevit: &lt;br /&gt;Her insanın neticede  gideceği yere gitti. Sağcıydı, demokrat  taklidiydi, şairdi. Asla devlet adamı ya da usta siyasetçi olamadı. Kısmet bu ya iktidar dönemlerinde hep  yokluklar vardı. Böyle  hatırlanacak. Tagore çevirilerinden de  bahsedilir zaman zaman.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalın sağlıkla&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-116336232500867136?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/116336232500867136/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=116336232500867136' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/116336232500867136'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/116336232500867136'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2006/11/3-kasm-10-kasm-2006ksa-ksa.html' title='3 kasım-10 kasım 2006..kısa  kısa'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-116214997136058914</id><published>2006-10-29T11:13:00.000-08:00</published><updated>2006-10-29T11:26:11.370-08:00</updated><title type='text'>20 ekim-27 ekim 2006.. yine ikisi  bir arada</title><content type='html'>Adet  olacak herhalde  iki kısım tekmili birden yazılar yazmak. Şimdilerde  anlıyorum ki gazetelerde hergün yazmak hakikaten zor bir işmiş. Hele  de haftada beş gün yazan  köşe  efendilerini  tebrik etmeli. Dönelim mevzulara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ramazan ayının son cuması İstanbul trafiğinin felç olması  ve aynı akşam bir depremle sarsılmamız, üstelik bundan da programda  önceden bahsetmiş olmamız ilginç oldu. Halen de depremi bekleyen bu şehirde bunca inşaatın ve bunca yol yapımının aynı anda olmasının cinayet olduğu düşüncesindeyim. Derdim kimseyi korkutmak degil. Ama ille de çok dikkatli olunmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;son hafya siyaset konuşmak istemedik. Büyüklerimiz  bilirler  dedik. Ama içimde kalan Erkan Mumcu'nun başbakanın hasta numarası yaptığı suçlamasına  dayanamayıp cevap verdim ferahladım..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hoş kalın&lt;br /&gt;doktor&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-116214997136058914?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/116214997136058914/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=116214997136058914' title='26 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/116214997136058914'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/116214997136058914'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2006/10/20-ekim-27-ekim-2006-yine-ikisi-bir.html' title='20 ekim-27 ekim 2006.. yine ikisi  bir arada'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>26</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-116108248032619344</id><published>2006-10-17T03:33:00.000-07:00</published><updated>2006-10-17T13:48:38.740-07:00</updated><title type='text'>6 ekim, 13 ekim 2006..iki kısım tekmili birden, mabel ve golden cikletleri..</title><content type='html'>Malumunuz  bir  türk yazarı Nobel ödülünü  aldı. Bunun üzerine edebiyat ile alakası olsun ya da  olmasın birtakım insanlar  konuşmaya başladılar. Konuşanların kahir ekseriyeti de  Orhan Pamuk kitabı okumayanlar  hatta bir tanesinin dahi ismini bilmeyenler idi. Radyoda konu üzerinde  konuşmak isteyenlere ilgili yazarın kitaplarını okuyup  okumadıklarını sordum. Ve  her  zaman olumsuz  cevap aldım. Bir Türk yazarının dünyanın en prestijli  ödüllerinden birisini almasına siyasi bir  takım söylem ile cevap verilmesini de  doğrusu  pek anlamadım. Fransa'nın soykırım ile alakalı  yasa  üzerinde  çalışması  ile  aynı güne  denk gelmesi de ayrı  bir  kısmetsizlikti. Nobel  ödüllerinin dağıtıldıgı  günün ertesinde  sabah erkenden iş yerime geldim ve aşağıdaki  yazıyı  zihnimden çıktığı  şekliyle  kaleme aldım.  Nobelse  nobel,  siyasetse  siyaset, mabel ise  mabel.. Pardon yani..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Golden ve Mabel çikletleri:&lt;br /&gt;Mabel çikletlerinin piyasada  yaygın olduğu  ve tamamının  bir defada  çiğnenmesi ile çenemizin yorulduğu zamanlardı. Mabel çikletini aldığımızda ortadan ikiye ayırırdık. Bir  tarafını  öğleden önce, diğer tarafını da öğleden sonra çiğnerdik. Çiklet imalatı esnasında kare  şekilli  cikletin ortasına yırtılmayı kolaylaştıran bir iz basılmıştı. Aluminyumlu  kağıdı  kalan yarıma  güzelce sarmaz iseniz öğleden sonraya kadar  sakızınız sertleşirdi. Bunun çaresi de  sert sakızı  ağızda  çiğnemeden  beş dakika tutup  yumuşatmaktı. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;1973 tü.. Karaoğlan ümitti.. Nobel neydi?. Kıprıs  bizim oldu olacaktı. Kırşehir'in ilçesi  Mucur'un tam ortasındaki  pastanemizde sakız  da satıyorduk. Mabel  sakızlarından  az daha  pahalı  Golden çikletleri vardı. Şekilleri  benzese de Golden sakızlarının ambalajı daha bir afiliydi. Golden Mabel'den  10  kuruş daha  pahalıydı  ve  35  kuruştu.  Aluminyumlu kağıdının dış  kısmı altın yaldız  rengindeydi. Yanında  birşey yiyip içmedikten sonra kolayına çürümezdi. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;O vakitler  ülkede  bir darbe sonrası  dönem yaşanmaktaydı. Asılan delikanlılar falan olmuştu. Ortanın solu,  siyah kasket, mavi gömlek,  güvercinler, hüzünlü  ve huzurlu bakışlarla uzaklara bakan bir hanım. Şair  başbakanın şiirleri bestelenir. Takalar  geliyor allı yeşilli.. Dedik ya karaoğlan umuttu..Kıprıs  bizim olmasına az  zaman vardı.. 11 yaşın umarsızlığında Golden ya da Mabel çikletleri çiğner top  oynardık.  Delikanlıların asılmasına da  fazla üzülmemiştik. Acar  miliyetçi ailelerin çocukları olarak,  devletin bekası için  birkaç kişinin gitmesine üzülemezdik.  Sonrasında  karaoğlan başbakan olacak, Ayşe  tatile çıkacak, tatilde  bir sürü  hata yapacak ama kimse de  üzerinde durmayacaktı. O kadarcık savaşta  kendi gemimizi batırmışız  falan. O kadar da olurdu. Kahramanlığımıza  halel gelmezdi.  Yavru vatan kurtulmuştu. Bunu yapmakla  ayağımıza  ateş ettiğimizi söylememiz  de yasaktı zaten.. Sonrasında Karaoğlan kaçacak, ve  MC ucubeleri ile idare edilme  dönemimiz başlayacaktı. Birinci  MC, ikinci  MC.. Turhan Feyzioğlu'ları,  Ferruh Bozbeyli'leri, Alpaslan Türkeşleri,  Sadettin Bilgiç leri kafamıza  kazıyan bir  dönem..  Görme kusurlu olduğumuz bir  dönem.. Milletçe. Hafıza-i  beşer  nisyan ile maluldür. Bir  de  Mustafa Timisi vardı değil mi? hani adına tekerleme yapılan. Aralarda  olaylar, yeni seçim, Karaoğlan yeniden başbakan. Halen hafızam bulanık,  Güneş  Motel,  kumar  borcu olmayanlar  felan derken. Öğrenci olayları, dev  li  bir  takım örgütler.. Kardeş  kardeşi  vurur  mu? Sonrasında  bir ara seçim ve Demirel  iktidarda. 1980 ekonomik kararları. Dübbü Kebir'in  ekonomiden sorumlu  müsteşar olması. (Dübbü kebir:  Turgut Özal, Dübbü kesir: Korkut Özal) Kardeş  kavgaları  berdevam..Konya da sarıklılar ayağa neden kalkmamıştı? Ya da ayağa kalkmayacak olanlara  cübbe-sarık  nerden temin edilmişti? Buyrun bir ihtilale daha. 13 eylül de olayların ardı kesilmiş. Sükunet  ortamı  sağlanmıştı.  Sağduyusu  dünya  durdukça durası milletim 1992  anayasasına  da  %92 oranında  kabul oyu  veriyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu aradaki  yıllarda  ülkemize  Dandy çikletleri gelip yerleşiyordu. Değişik  renk ve tada  sahip olanlardan en çok üzerinde  stimorol yazanını severdim. Dandy  sakızlarının ülkemizde yaygın satılması sanırım ikinci  MC  hükümeti  civarlarına denk gelir. Çok uzun süre  kaliteli  sakızın adı Dandy dir.  Yine o dönemlerde tadı  iğrenç, kokusu iğrenç  ve sıvaşıcı  özellikte bir  çiklet vardır ki karikatürleri  yüzü  suyu  hürmetine alınır. Bildiniz: Tipitip. Karikatürlerinde  espriler  boktan olsa  da değişiklik  getirmiştir. Alınasıdır.  50 kurustur. Yine aynı  dönemlerin ünlüler serisi  çikletlerinin içinden çıkan resimler biriktirilir,  kötü  sakızları  da mahallenin kopillerine dağıtılırdı. Bu resimleri  duvara yapıştırıp  bırakarak oynan kumar  da çok yaygındı. Nobel mi dediniz. Milliyet gazetesi  yayınlarından mavi bez  ciltli  kitap  serisi  neyinize  yetmez. Bir de Kemalettin Tuğcu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Dübbü  Kebirin  Roger amcanın atraksiyonu ile başbakan yapılması ülkemizin kaçak girmiş  Kent  ve Marlboro ihtiyacını yok ediyordu. Raflarda  envai  çeşit  sakız  yerini  alıyordu. Döviz  falan taşıyana  artık  laf edilmiyor,  enflasyon ile  kucak kucağa  yaşamak  öğreniliyordu.  Nobel  ödülleri yıllar  boyunca  dağıtılmaya devam ediyor,  Roger  amca bir yandan Özal'a  desteğe  devam ederken bir yandan da  yeşil kuşak, ılımlı  islam projesi ile  uğraşıyordu. Tam bağımsızdık. Koskoca generaller  ihtilal  yapıp  ne kadar  bağımsız  olduğumuzu dosta-düşmana göstermemişler miydi? Sonrasında  sivil idareye gecikmeden teslim etmişler, 7 sene kadar  da  beşibiryerde  konumlarını  sürdürmüşlerdi.  Ama olsundu.. Biz tam bağımsızdık. İşte o zamanlardan başlayan imam hatip lisesi  açma manyaklığının nerelere varacağını ise  20 sene sonra falan farkedecektik ki bu da  kocaman ve kahraman bir millet  için çok uzun bir  süre  sayılmazdı.Hem üzerinde tartışacak konumuz  olurdu. Eskiler  çıkar "aydın din adamı yetiştirecektik, olmadı" der, diğerleri  de "bunlar  rejimin köküne  kibrit  suyu neyim dökecek" falan diye cevaplardı. Atışırdık. Nobel neydi ki?  &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Sabi  sübyanın  okul bahçelerinde and içirilmeden içeri alınmadığı,  19  mayıslarda en yüksek kuleyi  dikenlerin kahraman olduğu, sağlam kafanın sağlam vücutta buluduğu gerçeğinin Stephen Hawking tarafından yalanlanmadığı zamanlardı. İkinci teneffüs 20 dakika olur, okulun bahçe kapısındaki hademe(hizmetli  deyip kibarlaştık sonraları)zorla  izin verir,  bir  koşu  bakkala  gidilir, Özal sayesinde envai  çeşit olan sakızlardan alınıp  bir koşu  okula geri dönülürdü. Bizler  tıp  fakültesine gidiyorduk, okul bahçelerinin yanından geçerken gülümseyerek  koşuşturanlara  bakıyorduk. Alfred Nobel, İsveçli bilim adamı, patlayıcı falan bulmuş, adına değişik dallarda ödüller verilir..Ansiklopedik bilgiden özet. Bildiğimiz  buydu  ve bu  coğrafyada  birileri  Nobel Ödülünü  hayal dahi edemezdi. Yaşasak yeterdi. Zaten "asmayalım da besleyelim mi?" sorusu da  sorulmuştu.  &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;İhtilal  sonrası dönemin tıp  öğrencileri olarak ürkektik. Kendimize  benzeyenlere yakın dururduk. Okul bittikten sonra  da  çil yavrusu  gibi dağıtılan ve önce  mecburi hizmet  sonra askerlik görevlerini  ifa ederken bir  türlü belini doğrultamayan, tarihinin maddi olarak en fazla darbe yemiş  nesliydik. Saygınlığımız  öylesine ayaklar altında idi  ki,  buna bir anlam veremeyecek kadar  şaşkındık. Vatanı kurtaran, kardeşi kardeşe  kırdırmaktan koruyan bu ihtilal ekibi  ve devamı bizi sahaya mücehhez  olmadan sürmüş  ve cebimize de  harçlık kabilinden paralar  koymuştu.  Vatanseverdik. Olsundu. Bizim aşı takip kartlarımız, tembel ve tansiyon ölçmekten bihaber ebelerimiz, willys jipimiz  ve arada bir  gelip  fırça atan sağlık müdür yardımcılarımız vardı.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boş zamanlarımızda marka bağımsız  sakız  çiğniyorduk. Evlenmiş,  kilo almıştık. Şekersiz  sakızları çiğniyorduk. Özcan ya da Baycan; nasıl da  zor  yumuşardı meretler. Ders çalışırdık. İhtisas  sınavına hazırlanırdık. Özal iktidarı devam ediyordu. Bir serbestlik bir ferahlık. Deymeyin gitsin. Komisyon alır dedilerdi  rahmetli için.. Kimse de isbat edemedi. İhracatımız patladı. Yarısı  hayali. Olsun. Vatana bağlı,  Atatürk ilkelerinden ödün vermeyen gençlerdik. Zindeydik.. Vatana pek pek bağlıydık. Sabi sübyan and  içerek  başlıyordu güne. Faydası da oluyordu  mutlaka. Kulağıma birisi fısıldamıştı, beni kızdırmayı göze  alarak. "yavrum, yüce Atatürk sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim dediydi ya;  bizim sistem zekiyi  dolandırıcı,  çevik olanı hırsız, ahlaklıyı fakir  yapar.  Sporda da başarılara  imza  atmıyorduk. Ne Nobeli?... &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Seksenli yıllar  bittiğinde dünyada  nerede  ne kadar  sakız  varsa  hepsi  memleketimizdeydi.  Çiğne  dur.. Süleyman Demirel'in değişip gençleştiği  sakızını verdiler  ağzımıza. Oy verdik, iktidar  yaptık. Mutlandık.  Sonra  cumbaba yaptık. Ablamızı getirdik. Onun da  ortağı kendini beğendiremedi. Demokrasiyi az kesintiye uğratalım dedik.. Andıç felan.. Müslüm Gündüz, Ali Kalkancı. Bu arada bankalar  batmaktaymış, olsun. Atatürk ilkelerinden ödün vermedik. İktidara  ders verildi.    İnce  ayar.. Sincan..  Hey baba hey, çıkıp  şu dağlara yaslanmalıdır. Tey tey tey...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sakızlar  ve  siyaset  böyle.. İlgilisine..Hani varsa  birileri  biz  egemeniz  falan diyecek,  mutlanırım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel kalın.&lt;br /&gt;Tek parça mümkünse&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-116108248032619344?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/116108248032619344/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=116108248032619344' title='6 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/116108248032619344'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/116108248032619344'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2006/10/6-ekim-13-ekim-2006iki-ksm-tekmili.html' title='6 ekim, 13 ekim 2006..iki kısım tekmili birden, mabel ve golden cikletleri..'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-115972440330579466</id><published>2006-10-01T10:28:00.000-07:00</published><updated>2006-10-01T10:40:03.323-07:00</updated><title type='text'>29 Eylül 2006.. Güzel vakit geçirdik</title><content type='html'>Program öncesi sevgili Levent Kafadar,  ille de dinleyicilere teşekkür  edelim diye söyledi. Sebep olarak da bunca  dinlenecek, seyredilecek şey varken bizi dinlemelerinin önemi olduğunu düşündüğünü  söyledi. Ben haince  terse gittim. Biz  programı zevk için yapıyorduk ve bizden zevk alan varsa herşeyi  bir  kenara  bırakıp dinleyecekti. Bunu hak ediyorduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Programın iyi gittiğini iki şeyden anlıyorum. Birincisi  reklam kuşaklarının vaktinin geldiğini farketmiyorum, ikincisi  de program sonrasında kilometrelerce  koşmuş gibi yorgun oluyorum. Cuma günü  de Levent  Kafadar'a  fazla söz  vermemek dahil habire  konuştum. Çıktığımda dayak yemiş gibi  yorgundum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel bir  cuma akşamıydı.Zorlamadan ve zorlanmadan, konuları derinden değil eğlence  tarafları ile konuşup bitirdik. Üzerinde yeterince duramadığımız konu üniformalı bürokratların seslerini  yükseltmeleri ve  bunun nedenleri idi. Onu da haftaya konuşuruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bekleriz  düşüncelerinizi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doktor&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-115972440330579466?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/115972440330579466/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=115972440330579466' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/115972440330579466'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/115972440330579466'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2006/10/29-eyll-2006-gzel-vakit-geirdik.html' title='29 Eylül 2006.. Güzel vakit geçirdik'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-115908394207478966</id><published>2006-09-24T00:38:00.000-07:00</published><updated>2006-09-24T01:59:41.406-07:00</updated><title type='text'>22 Eylül 2006.. Hangi şeriat</title><content type='html'>Kimi  programlarda sabır taşı çatlayıveriyor. Bu cuma da öyle bir zamana denk geldi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haydi  dertleşelim. Malumunuz  artık Birol Çimen telefonla canlı yayına katılamıyor. Bu benim tercihim. Pişman da  değilim. Bazı ilişkiler  vardır  ki bir taraf "artık bitti"  dediğinde ne karşıdakinin  ne de çevredekinin "bir kez daha deneyin" demeye yüzü kalmaz. Bu durum programın devamlı katılımcısı Birol için de geçerliydi. Ne gündem,  ne de o anda konuşulmakta  olan konu ile  hiç  ilgisi   olmayan milyon  şeyi senelerce dinledik. Sonra  bir  gün geldi ve bitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son iki haftada da Hasan amca farklı bir  şekilde  programın özelliğini kaybettirdi. Konusu  ya da konumuz  olmayan bir  şeriat muhabbetinde daldık ve battık. Hele de tanım yapılırken fücceten ruhumu teslim edecektim. Kesmek  zorundaydım. Kestim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hasan amca  ile  mevcut  sorunlarımız:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Kendisini  bir dernek adına konuştuğu  için mutlaka yorumları dinlenmesi gereken birisi olarak görüyor ve vakit kuralına uyuyor gibi olsa da uymuyor. &lt;br /&gt;2. Dini  ve dünyevi ilimlerde eksper olduğunu düşünüyor.&lt;br /&gt;3. Konuşmalarında fikri  bütünlük olmadığı  halde "gerekirse  çıtayı yükseltirim"  gibi aşağılayıcı cümleler kullanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Huzurlarınızda kendisi ile ilişkilerimizin bitmesi  halinde,  yeterli sabrı gösteren ve  hatta programcılarda  olmayan bir  sabrı gösteren kişi olduğumun bilinmesini  isterim. Bayıldım pardon..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve  programdan kalan:&lt;br /&gt;Cihad  ilan ettiğini düşünen ve müslüman olduklarını  ifade  dışında temel özellikleri  ancak "eşkiya" olmakla özetlenebilecek kişilere söylediklerimden dolayı  asla  pişman değilim. İlgilisine..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hoşçakalın&lt;br /&gt;Çevreye verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı özür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doktor&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-115908394207478966?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/115908394207478966/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=115908394207478966' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/115908394207478966'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/115908394207478966'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2006/09/22-eyll-2006-hangi-eriat.html' title='22 Eylül 2006.. Hangi şeriat'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-115848739576398564</id><published>2006-09-17T02:48:00.000-07:00</published><updated>2006-09-17T03:03:15.796-07:00</updated><title type='text'>15 Eylül 2006..Memleket olay istiyor lakin..</title><content type='html'>Senelerdir söylemeye çalıştığım birşey  var, amiyane  tabirle söylendiğinde daha hoş duruyor. "Gelgele gelmeyin!" Kısaca "birileri  sizi  bağırtmak  istiyorsa bağrmayın. Aşırı tepki gözterirseniz siz kendi istediklerinizi söylemiş  olmazsınız, sadece  onların istediklerini  yapmış olursunuz" şeklinde özetleyebiliriz. Şimdilerde Papa nın demeci  üzerine provoke  olan insanlara da  bunu  söylemeli.Aman tepkinizi göstermeden önce  iyive düşünün. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Papa  nın çok önemli  bir  şahsiyet  olduğunu  düşünmekle  birlikte,  papalığın bir  holding  ya da kartel  gibi  idare  edildiğini  düşünüyorum. Yönetim kurulu  başkanları  malum, zaman zaman finans müdürlerinin gerisinde kalabiliyorlar. Sözler CEO nun ağzından çıksa da ona söyleten başkası olabiliyor. hadiseye kızmadan önce mutlaka bunu düşünmeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unutmayın "gelgele  gelen sadece saflardır",  dinini ve  milliyetini  savunuyorum zannedip de memleketine zarar  verenlerden olmayın..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pardon Hasan Amca&lt;br /&gt;doktor&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-115848739576398564?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/115848739576398564/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=115848739576398564' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/115848739576398564'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/115848739576398564'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2006/09/15-eyll-2006memleket-olay-istiyor.html' title='15 Eylül 2006..Memleket olay istiyor lakin..'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-115791363794667862</id><published>2006-09-10T11:07:00.000-07:00</published><updated>2006-09-10T11:43:04.443-07:00</updated><title type='text'>8 Eylül 2006.. Yavaş  yavaş  açılacağız.</title><content type='html'>Mikrofonla  tanışmamız  1996 senesinde sonbahar aylarında olmuştu. Tam Türk usulü  "ben yaparım abi"  demiş  ve başlamıştık. Sağolsun halen de  danışmanlığımı  yapan deneyimli radyocu, bir  yerde  yemek yerken "bu konuştuklarınızı  radyoda konuşun, çok sevilirsiniz" demişti. İlk  senemizi Müdür  ile  tamamlamış  ve tahminlerin ötesinde bir  ilgi görmüştük. Sonraki senelerde  ise değişen konuklarla  programı  sürdürme  durumunda  oldum. Son üç senemizde  ise sevgili hesapçı ile beraberiz. Her zaman farkettiğim şey ise  sene başlarında  tutuk olduğumuz. Belki yaz  aylarının rehaveti,  belki siyasetin de yaz  aylarında tatilde  olması programa asılma isteğimizi  azaltmakta. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu haftada kendimizi  yormadan,  kimseye  fazla kızmadan,  kızdırmadan programı  bitirdik. Bir Ankara'lı hanım dinleyicimiz, asla  soluk almadan  salvo seklinde  konustu.  En ilgi  çekici  olan onunla  yaptığımız muhabbet idi. Anlayamadığım  bir durum insanların minimal bilgi ile nasıl bu  kadar  büyük büyük  fikirlere sahip  oldukları. Dünyanın dengesi değişirken ve  bu denge değişikliğinde terazinin en önemli  noktası ortadoğu iken,  birisi  çıkıp da bu düzenlemeyi yapanlara  rest çekelim, gidelim İran ile  Çin ile ortaklık kuralım  derse, bu akla  şaşarım. Malum efendilik var  serde,  orantısız  güç uygulamamaya  ve mikrofon  başında olmanın avantajını kullanmamaya  niyetliyiz, fazla  üzerine gitmedik dinleyicimizin. Sonradan düşününce bunu  ille  de  blog da zikretmeliyim dedim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biiiir:  Bu ülkede  olan şeyleri küçük  görüp  gücümüzü azınsayarak bir yere  varılmadığı  gibi,&lt;br /&gt;İkiiii: Süper  güçlere  sineyi  siper  de edemezsiniz.  Yenmez, yemezler. Kahramanlık hikayelerini kimse  sizin aldığınız  gibi  alıp  kabul etmez. Çapınızı  ve direnç  noktalarınızı bileceksiniz  ve yeni olusan düzende ille  de  yerinizi akıl  ile  ve plan program ile alacaksınız. Budur..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İngilizcesi  olanlar  için çok  önemli  gördüğüm  bir  blog sitesini tavsiye ediyorum. Değerli analist Nuri Yalçın'ın makaleleri burada:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;strong&gt; www.monitor.newsvine.com&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada  usta  da sehrimize  geliyor; kendisinden feyz alıp  daha bir  canlı  olmak niyetindeyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel  kalın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doktor&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-115791363794667862?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/115791363794667862/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=115791363794667862' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/115791363794667862'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/115791363794667862'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2006/09/8-eyll-2006-yava-yava-alacaz.html' title='8 Eylül 2006.. Yavaş  yavaş  açılacağız.'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-115730444821038809</id><published>2006-09-03T10:14:00.000-07:00</published><updated>2006-09-03T10:31:59.393-07:00</updated><title type='text'>1 Eylul 2006.. İşte geldik buradayız</title><content type='html'>Ve tatil bitti. Memleketimin yaz  aylarında 8 hafta  boyunca çalışıp birer hafta tatil yaparak mikrofon başı yaptık. Hadiseler  oldu. Takmadık. Uyarı  aldık. Bozulduk. Programda  da sayın cumhurbaşkanından  özür diledik. Delikanlı özürü tabii ki. Fikrimizde  elbette israrlıyız ama  söyleme şeklimiz  incitici  idi. Pardon.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suya  sabuna  dokunmadan, fincancı katırlarını da ürkütmeden bir program yapıp  bitirdik. Telefon ile  katılanlar fazla  ilgi  göstermedi. SMS  ve messenger mesajları ise  çok boldu. Teşekkürlerimizi ifade etmek isteriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha  sonraki  yayınlarımızda  muhtemeldir  ki siyasetten, gündemden bahsederiz. Kimbilir  belki de  böyle  takılır gideriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hoşçakalın ve hoş geldiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doktor&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-115730444821038809?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/115730444821038809/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=115730444821038809' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/115730444821038809'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/115730444821038809'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2006/09/1-eylul-2006-ite-geldik-buradayz.html' title='1 Eylul 2006.. İşte geldik buradayız'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-115176920434256370</id><published>2006-07-01T08:42:00.000-07:00</published><updated>2006-07-01T08:53:24.353-07:00</updated><title type='text'>30 Haziran 2006. Tatil zamanı</title><content type='html'>Memlekette  yorum yapılacak çok şey  var, var olmasına da bun yapmaya istek yok. Haberleri dinlerken heyecan değil bıkkınlık hissediyorsanız durum fena demektir. Haziran ayı  bu şekilde  geçti. Yaz  boyunca enerji biriktirip gelmeli..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Niyetim aralıklarla  yazı yazmaktır. Özellikle  önemli hadiseler  olduğunda..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olmazsa Eylül de kavuşma niyetimiz tamdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bloga  katkıda  bulunanlar için: &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başta &lt;strong&gt;Zehra&lt;/strong&gt; olmak üzere  tüm katkıda  bulunanlara  teşekkürü  bir  borç bilirim. Elbetteki   bir&lt;br /&gt;diğer sevgili dinleyicimiz  &lt;strong&gt;Mazhar&lt;/strong&gt;.. Tabii  Mazhar  içinden "bir türlü ilgine mazhar olamadık doktor"  diye de geçiriyordur. Buna da  diyeceğim yok.. Biraz  araya gittin.. Ama hep  aklımızdasın..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaz  boyunca  da  katkıları  bekleriz.  Malumunuz marifet iltifata tabidir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutlu kalın. Yaradana emanet olun..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;doktor&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-115176920434256370?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/115176920434256370/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=115176920434256370' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/115176920434256370'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/115176920434256370'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2006/07/30-haziran-2006-tatil-zaman.html' title='30 Haziran 2006. Tatil zamanı'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-115122550111650989</id><published>2006-06-25T01:29:00.000-07:00</published><updated>2006-06-25T01:51:41.143-07:00</updated><title type='text'>16 Haziran 2006/23 Haziran 2006 iki  bölüm birarada</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Tembelik zor zenaat:&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzerimde  bir  "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" hali var  ki  anlatılması müşkül. Koskocaman bir  hafta geçip de her sabah  "bugün mutlaka blog yazısı yazacağım" diye kalkıp,  akşamına "yarın yazarım" diyerek yatmak bunun  açık alameti. Şimdi  de  ellerim iki  harf  basıp bir defa  backspace  gidiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki haftanın özetini  geçelim.. Memleketimde  ne olursa  olsun eğlenceli şeyler  eksik olmamakta. Süleyman Demirel, Mes'ud Yılmaz, Sinan Aygün gibi nadide  şahsiyetlerin biraraya  gelmesi  ve bir  milliyetçi  cephe oluşturmaları ihtimali  gönül  telimi  titretti. Eh,  AKP nin bir  dönem daha iktidarı  garantilendi gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbol ile yatıp  kalktığımdan olsa  gerek siyasete  kafamın basmadığı bir  dönem.. İlle  de Ecuador  ve  de Gana  Taraftarıyım. Hangisi  yarı finale  çıkarsa çıksın çok mutlu olacağım.  Final olursa  tadından yenmez. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Bir  dizi palavra:&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tamamen şahsımın ürünüdür.. Tutarsa  itibar getirir.. Tutmazsa  doktorun palavraları arasında yerini alır. No risk  yani..&lt;br /&gt;1. Dolar 1800  den geri  döner. 1650  lerde yataya geçer.&lt;br /&gt;2. Merkez bankası başkanı gider.&lt;br /&gt;3. Yaşar Büyükanıt bir şeklide Genkurbşk olamaz.&lt;br /&gt;4. Yeni bir  sağ  parti kurulur.&lt;br /&gt;6. Yıl  sonu gelmeden şok seçim olur.&lt;br /&gt;7. Muayenehaneye gelen hasta sayısı artar.. (bu tamamen kendime  iyi dilek şeklindedir.. Öngörülerin arasına özellikle  koydum.. Reklam mahiyetinde..)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabahki bisiklet  turumda  aklıma gelenler  bunlar. Parkurum : Yakuplu, Beylikdüzü Migros, Beykent, Büyükçekmece, Albatros, Kavaklı, Liman, Yakuplu  şeklindeydi.   28 km   2  saat  5  dakikada bitirildi. Güzel  bir  ortalama mutlandırdı şahsımı. Tavsiye olunur. İlle  de  Kask eldiven olmadan binilmemesi  de inatla  belirttiklerimdendir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlam ve güzel kalın.&lt;br /&gt;Doktor&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-115122550111650989?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/115122550111650989/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=115122550111650989' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/115122550111650989'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/115122550111650989'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2006/06/16-haziran-200623-haziran-2006-iki-blm.html' title='16 Haziran 2006/23 Haziran 2006 iki  bölüm birarada'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-115014551803084534</id><published>2006-06-12T13:14:00.000-07:00</published><updated>2006-06-12T13:51:59.930-07:00</updated><title type='text'>9 Haziran 2006. Bir  cumhurbaşkanım olsun</title><content type='html'>Şenol Günday:&lt;br /&gt;Programın  senede bir  gün katılan  konuğu olarak  bize çok değerli bilgiler  verdi. Özellikle plakçılar çarşısı  muhabbetinde  ve Amerikan düşüncesi  üzerine konuşmalarda çok iyiydi.&lt;br /&gt;Geldiği  ve bize katıldığı için gayet  memnunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir cumhurbaşkanım olsun:&lt;br /&gt;Az  daha  yapılı  olsun. En az  bir  sporu  iyi  yaptığını  bilelim. Yüzü gülsün de  kırmızı ışıkta  isterse  vızz diye geçsin. İcraata  mani olmaya niyetlenmesin. Yumuşak  görünümü  olsun.Karısı  insanlara  öğrencilere  bakan ilkokul  öğretmeni  gibi  bakmasın. Yüzü  gülsün. Gazetelere  yaptığı espriler  geçsin. Yakasını  açıp  kravatını  gevşettiği  bir  resmini, yüzerken kulaç attığı bir  anını,  karpuz  keserken bir enstantanesini  bilelim.  Cumhurbaşkanım tıpkı  bizim gibi diyelim.  Günün birinde  bir  konuşma yaparken önündeki  kağıda  hiç bakmasın. Hatalı konuşsun, özür dileyip devam etsin. Sevindiğini, üzüldüğünü,kızdığını yüz ifadesinden hissedelim. Biz  sıradan insanların arasında  da  yeri  olduğunu anlayalım. Evimize  gelse  elimiz  ayağımız  dolanmayacak bir  cumhurbaşkanımız  olsun. Terleyen, üşüyen, acıkan birisi olsun.  Ayakyoluna gitmek için izin  istesin. Elini  yıkayınca  havlu uzatalım.. Teşekkür  etsin. Cumhurbaşkanım  çok bir  vatandaş  olsun. Mümkünse  ellibir oynamayı,  okeyde  balya çalmayı, rober briçini  bilsin. Yüzü gülsün. Karısının da  yüzü gülsün. Hatta  yüzünde hinoğluhin bir gülüş de  gelip geçsin zaman zaman. Fırlamaymış ergenliğinde diye düşündürsün. Gönlümüz  onu sevsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaz  günleri  yaklaşıyor.. Niyetim yaz  boyunca  da  her  hafta  gündemle ilgili  bir  yazı yazmaktır.. Olur  olmaz  bilemem..&lt;br /&gt;Sağlam kalın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doktor&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-115014551803084534?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/115014551803084534/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=115014551803084534' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/115014551803084534'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/115014551803084534'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2006/06/9-haziran-2006-bir-cumhurbakanm-olsun.html' title='9 Haziran 2006. Bir  cumhurbaşkanım olsun'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-114940664028031044</id><published>2006-06-04T00:15:00.000-07:00</published><updated>2006-06-04T00:37:20.290-07:00</updated><title type='text'>2 Haziran 2006. Uzaklarda  aramam</title><content type='html'>Keyfimizin yerinde olduğu  bir  akşamdı.&lt;br /&gt;Bazı  günler olur; hiç birşeyi değiştiremeyeceğinize kani olursunuz da üzerinize  bir gevşeklik gelir.. İşte onlardan birisi. Sınav öncelerinde gayretinizin  neticeyi  iyileştirmeyeceğine inandığınız vakitler gibi. Tel tel dökülen bir Ankara  bürokrasisinin neresinden bahsedip neye dikkat çekeceksin? En güzeli  içinden &lt;strong&gt;&lt;em&gt;"beter  olun"&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; deyip,  dilinle &lt;strong&gt;&lt;em&gt;"kavga büyük"&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;  demek.  Tabii ki  mikrofonda böyle demedik.  Başlıklarla  ilgilenmeyin,  küçük haberlerin peşine düşün, ipuçlarını ayrıntıda arayın dedik.. İyi ettik..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müdavimlerimiz  ciğerci Cengizhan bey   ve Şükrü  bey ile güzel muhabbetler  yaptık. Akşam ezanının  hangi makamda  okunduğunu tartıştık ve  Şükrü  bey "ben hüzzam dedim "  dese  de ben inan olsun duymadım.. Cevabı kendim verdim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gezme  tozma  zamanlari yaklaşıyor.. Temmuz  ve Ağustos  aylarında radyocu izni  yapmak derdindeyiz..Eylülde geliriz.. Gelemeyiz.. Allah bilir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve tabii  programın en vurucu  olan kısmı  son 4 dakikasıydı. "Hıçkırık sesli  kadın" Esengül'den &lt;em&gt;Uzaklarda aramam, çünkü sen içimdesin, taht  kurmuşsun kalbime, en güzel yerindesin&lt;/em&gt;... diye devam eden şarkısını dinledik.. Yok yarım falan değil, tamamını.. Ve bu memlekette Esengül'ün nasıl  öldüğünü/öldürüldüğünü  anlayamadık,  gerisini  boşverin dedik..Lockheed skandalı falan aydınlanmaz,  geçin bunları..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapattık..&lt;br /&gt;Sağ ve sağlam kalın.. Bisiklete biniyorsanız  kask ve eldiven olmadan asla yola çıkmayın..&lt;br /&gt;doktor&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-114940664028031044?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/114940664028031044/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=114940664028031044' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/114940664028031044'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/114940664028031044'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2006/06/2-haziran-2006-uzaklarda-aramam.html' title='2 Haziran 2006. Uzaklarda  aramam'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-114876130994635282</id><published>2006-05-27T13:05:00.000-07:00</published><updated>2006-05-27T13:30:36.713-07:00</updated><title type='text'>26 Mayıs 2006  Alem delikanlı görsün</title><content type='html'>Bir hafta önce fincancı katırlarından bahsetmiş olsak dahi kendimizi bildik bileli doğru bellediklerimizi usulü dairesinde söyledik. Bu hafta da öyle bir haftaydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Memleketin ek yerlerini fazla kurcalamamak gerektiğini ve ille de bu kurcalamayı yapanların kendilerinin de kontrolsüz kaos korkusu yaşadıklarını anlattık. İyi güzel toplum mühendisliği yapıyorsunuz da binanın altında kalmayın mealinde konuştuk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Zülfiyare dokunma olayı:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bir gazete hakkında söylediklerim bazı dinleyicilerimize dokunmuş. sözlerimi geri almamı istediler kısa mesajlarla.. Üzgünüm almayacam. Sözlerim samimi söylenmiş sözlerdir ve inatla bize çok tatlı gelen, adeta içimizi okurmuş gibi ferahlatan yazılardan korkmalıyız diye de israr etmekteyim. Sorry guys..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Boğaç:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Devamlı dinleyicimiz ve olmazsa olmazımız Boğaç milli bayramlarla ilgili söylediklerimize bozulmuş "bu memlekette böyle olur" diyerek kestirip attı. Bizlerden oldukça genç olduğunu tepkilerinden tahmin ettiğim bu arkadaşımızın böylesi bir konuda tahammülsüz davranması da bana hüzün verdi. Ne demişiz " 1940 lı senelerin totaliter idarelerinin simgesi olan bu cins bayramlardan şeklen kurtulup daha eğlenceli kutlamalar yapalım" Peki nedir buna itiraz.. Boğaç bence kafayı açmalıyız..Pardon&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İsmail  Sert:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Askerlik görevini aslanlar gibi  ifa etmiş olarak teknik masada yerini  almıştı. Özlemişiz. Teknik elemanların  en hası ve de  bakışları ile anlaşmayı bileni. Yaptığı  1 dakikalık teaser da cana deydi. Huzurlarınızda teşekkürler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar şimdilik.&lt;br /&gt;Sağlam kalın&lt;br /&gt;Doktor&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-114876130994635282?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/114876130994635282/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=114876130994635282' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/114876130994635282'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/114876130994635282'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2006/05/26-mays-2006-alem-delikanl-grsn.html' title='26 Mayıs 2006  Alem delikanlı görsün'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-114811099875138148</id><published>2006-05-19T22:56:00.000-07:00</published><updated>2006-05-20T13:28:25.746-07:00</updated><title type='text'>19 Mayıs 2006..Fincancı Katırları</title><content type='html'>&lt;strong&gt;At izi-İt izi:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Memlekette işlerin karıştığı bir dönem. Hani bazı zamanlarda insan hadiseleri yorumlayabilir, neticesini kötü de olsa iyi de olsa tahmin edebilir. Yaşadığımız günler böylesi tahmin edilebilir günler değil. Bazı toplum mühendisliği çalışmaları yapılıyor ama bunu yapanlar da neticeleri öngöremeyecek haldeler. Danıştay saldırısı ve sonrasındaki oluşmuş-oluşturulmuş tepkiler zannediyorum planlayıcı konumundakileri de korkuttu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim acizane tavsiyem, öncelikle çok yakın dost zannedilen ve aynı jargon ile konuşanların dost olamayabileceğinin bilinmesi ve tepkilerin ertelenmesidir. Nedir: 15 gün boyunca içinizden geldiği gibi konuşmak, davranmak, tepki vermek yerine sadece susun ve hiç bir polemiğe girmeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabii ki programda burada yazmak gibi rahat hareket edilmiyor. Diyemezdik ki bu haftaki hadiseleri planlayanların da ödü koptu. Diyemezdik ki artık informasyon akışı bu denli kolay idare edilemiyor. Sustuk muhabbet ettik..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Komik haller:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Uzun aradan sonra Ayşe teyzemiz aradı.. Olana bitene bir kızdı bir kızdı ki kalkıp Dumlupınar ovasını boydan boya geçip düşmanı yeniden denize dökecek gibiydi.. Tabii Ayşe teyze ye İzmir den son düşman gemisinin 9 Eylül den 4 gün önce ayrıldığını anlatamazdık. Hatta daha da ileri gidip düşmanın yarıya yakınının Mudanya dan gemilere bindiğini hiç söyleyemezdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eh Osman Müftüoğlu'nun kimono lu resmine bulaşmasak olmazdı. Bulaştık netekim. Sağlık tüccarlarının en önde gelenlerinden olarak biraz daha farklı resimler çektirebileceğini düşündüm şahsen. Ve tabii ki kumaş pantolon beyaz gömlek üzerine kimono giyerek çekilmiş resmin üzerindeki yazı daha da ilginçti. Bunu programda söyleyemedik. Bahsedilen program ile 100 yıl yaşa 75 yıl seks yap şeklinde başlık atılmıştı. Ne sıkıcı bir 25 yıl diyerek bağladık..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve en komik hal de Laz Ali mizin hiç konuşamaması idi. Huzurlarınızda kendisinden özür dilerim. Bu hafta susturmasam ilanihaye susma ihtimali vardı malum. Ve susan bir Laz Ali nin ne demek olduğunu da ancak tanıyanlar bilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftaya bekleriz..&lt;br /&gt;Doktor&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-114811099875138148?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/114811099875138148/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=114811099875138148' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/114811099875138148'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/114811099875138148'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2006/05/19-mays-2006fincanc-katrlar.html' title='19 Mayıs 2006..Fincancı Katırları'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-114794524375826763</id><published>2006-05-18T02:27:00.000-07:00</published><updated>2006-05-18T02:44:22.536-07:00</updated><title type='text'>18 Mayıs 2005..Ara muhabbet</title><content type='html'>Malumunuz geçen hafta programda mevcut değildim. İlim irfan meseleleri ile alakalı olarak güzide başkentimizin güzide bir büyük otelinde Hepatoloji kongresindeydim. Bu kongreler hem ilme mütemayil bünyeleri tatmin eder hem de lüks otelde konaklayıp gezme ihtiyacını karşılar. Bu sebeple de Antalya yöresinde olanları tercih edilir. Bizimkisi az gariban, katılımcısı az ve lakin faidesi çok bir kongreydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Mayıs akşamı programa telefon ile katıldım. Söyleyecek pek bir şeyim yoktu. Üstelik de memlekette konuşulacak fazla bir durum da yoktu. Sokaktaydım. Kızılay'da bir ara sokak. Karşımda da bir taksi durağı. Hesapçı ile konuşurken de karşıdaki bir apartmanda asılı afişten bahsettim. Telefonu kapadıktan sonra taksi durağından bir şoför arkadaş hızla yanıma geldi. "Abi o doktor sen misin ya?" dedi. "Sıramın gelmesini beklerken sizin programı dinliyordum, sen de bizim sokaktan bahsedince fırladım geldim" diye devam etti. Ayaküstü muhabbet ettik. Ankaralı taksi şoförleri arasında da çokça dinlendiğimizi öğrenip mutlandık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu haftaya dair.&lt;br /&gt;1. Programda Laz bakkal olacak.&lt;br /&gt;2. Günceli inceden konuşacağız.&lt;br /&gt;     a. Fincancı katırlarına dikkat ederek&lt;br /&gt;     b. Neşemizi kaybetmeden&lt;br /&gt;3. Bazı şeyleri inatla es geçeceğiz. Şimdi tutup da bu hadiseler 28 şubat süreci üzerine gazetecilerin açıklamalarından sonra başladı dersek olur mu? Olmaz. Demeyeceğiz.&lt;br /&gt;4. Kimseyi korkutmayacağız ama asıl korkulacak olanın "herşey yolunda", "piyasalar rahatladi" gibi cümleler kullanmak olduğunu da söyleyeceğiz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısmet olursa tabii..&lt;br /&gt;Doktor&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-114794524375826763?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/114794524375826763/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=114794524375826763' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/114794524375826763'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/114794524375826763'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2006/05/18-mays-2005ara-muhabbet.html' title='18 Mayıs 2005..Ara muhabbet'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-114689650333151593</id><published>2006-05-05T22:35:00.000-07:00</published><updated>2006-05-06T00:49:07.280-07:00</updated><title type='text'>5 Mayıs 2006-Laz bakkal beni utandırdı</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Laz Ali:   &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;İnsan bu kadar mı efendi olur? Bu kadar mı saygılı ve güzel konuşur. Hani eşyanın tabiatına aykırı. Güzel takım elbisesi, parlak kravatı, tel cerceve gözlükleri ile ve işadamı ağırlığı ile laz Ali' den dün akşam çok memnundum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu programda değişik bir teknik denedim. Arka arkaya sıralanan kelimeler ve bunların akla getirdikleri. Eh zamanla dinleyicileri de bu şekil sorulara alıştırma durumumuz olacak. Akşamki denememizde "Demirel, türban, Arabistan, dokuzuncu, hırs" kelimelerini sıraladım. Benim ilk aklıma gelen kelime "yeter!" olurken, laz Ali nin aklına gelen ilk kelime de "fosil" oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Konuşulanlar:&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Anadol kullanıcıları ile olan muhabbetimi anlattım. Bitişik blogdaki "Anadol Tarikatı" yazısını okuyunuz. Okutunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bülent Arınç için: Diksiyonu, artikülasyonu böylesine düzgün konuşan adam az bulunur diyerek giriş yaptım ve devamında da "ama çok sıkıcı" dedim. Evet böyle bir takım insanlar var. Bir başka önemli örnek de Zülfü Livaneli. Öylesine donanımlı, öylesine güzel bir insan. Müzik, edebiyat, şiir, film yapımcılığı, köşe yazarlığı, diplomasi ondan sorulur. Ama heyhat adam cok sıkıcı ve hüzün verici. Bülent Arınç da dosyasını düzgün hazırlamış ve ne zaman sesini yükseltip, ne zaman alçaltacağını bile kararlaştırmış, kaşlarını kaldırma anlarını bile planlamış bir hatip edasıyla ve olanca düzgünlüğü ile bana sıkıntı veriyor. Üzgünüm...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Memleketin askeri-siyasi bir kriz ya da yeni bir dönem içerisine girebileceğini konuştuk. Başbakan ve etrafındakilerin giderek hırçınlaşmalarının görüntüyü bozduğunu, tabii ki usulü dairesinde anlattık. Hırçınlaşma ve alınan tepkilerin iktidarı negatif sarmala sokabilmesinin ve bir "şok seçim" kararı almasının sürpriz olmalayacağından da bahsettik. Eh bu konuda "usta" ile de iddiamız var. Bu sene içinde seçim olursa ve bir sene sürede petrol fiyatları 100 doları bulursa beni gönülden tebrik edecek. Sen de oldun evlat diyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Usta:&lt;/strong&gt; O bir gönül insanı. Yazılarımı okuyan, programları dakika dakika dinleyen, hatta bazı programların cd sini isteyip tekraren dinleyen, yanlışları düzelten, kafasına uymayanları söyleyen kişi. Biraz koruyucu melek, biraz da acımasız eleştirmen. Eh frene basma, gaza basma anlarını tayin etmede de en büyük destek. Kimi zaman da camdan bağırıp "terli terli program yapma evladım, programda soğuk su içme yavrum" diyen kişi..Hürmetlerimizi sunuyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Laz Ali ye uyumu, Usta ya yakın takibi, dinleyicilere gayretleri için teşekkürler ediyoruz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;haftaya da buyrun..&lt;br /&gt;doktor&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-114689650333151593?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/114689650333151593/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=114689650333151593' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/114689650333151593'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/114689650333151593'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2006/05/5-mays-2006-laz-bakkal-beni-utandrd.html' title='5 Mayıs 2006-Laz bakkal beni utandırdı'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-114628783950075428</id><published>2006-04-28T22:07:00.000-07:00</published><updated>2006-04-28T22:17:19.506-07:00</updated><title type='text'>28 Nisan 2006-Sıkıldım</title><content type='html'>Kendimi  çok tekdüze  bir  hayatın içinde hissettiği  günlerden biri. Gerçi  farklı  şeyler yaptık; hesapçı ile  hastanede buluştuk,  yolda geyikledik,  merter mc-Donalds da karın doyurduk ama olmuyor işte..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıkılıyorsun,  cumhurbaşkanı yasayı yine iptal  etti diyerek konuşmaya başlamaktan.&lt;br /&gt;Sıkılıyorsun, terörle  mücadele yasası üzerinde konuşmaktan.&lt;br /&gt;Sıkılıyorsun, işlerimiz  böyle bizaim demeye gelen bütün konuşmalardan.&lt;br /&gt;Sıkılıyorsun, amman RTÜK dikkat.. Fincancı katırlarını ürkütme düşüncelerinden..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitirip çıkıyorsun.. Yüzünde gülümseme.. Dinleyici katılımlarının fazlalaşmasına sevinmişsin. Dinleyiciler arasında  niza  çıkmış. Ona  da keyifle "Hadi bakalım" diyorsun..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerisi  sağlık selamet&lt;br /&gt;doktor&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-114628783950075428?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/114628783950075428/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=114628783950075428' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/114628783950075428'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/114628783950075428'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2006/04/28-nisan-2006-skldm.html' title='28 Nisan 2006-Sıkıldım'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-114572008440396911</id><published>2006-04-22T08:03:00.000-07:00</published><updated>2006-04-22T08:34:44.413-07:00</updated><title type='text'>21 Nisan 2006- Hesapçıyla sağlam muhabbet  oldu</title><content type='html'>Malumunuz program yapmaktaki  temel amacımız kendimize iyilik etmek. Öyle  faydalı olalım, insanlara mesaj verelim, iyiye doğruya güzele  doğru  yol alalım derdimiz hiç mi hiç yok.  Kendi aramızda  sıkı muhabbet  olunca,  dinleyici de keyif alıyor. Dün akşam öylesi  akşamlardandı.  Konudan konuya  atlayarak gittik (burada aklımıza ormanda hoplaya zıplaya giden, diğer hayvanlara laf atan neşeli tavşan kardeş geliyor.. cizgi filmlerin değişmeyen karakterlerinden ve salaklığına rağmen başına hiç bir şey gelmeyen tavşan kardeş). Arayanların  kahir ekseriyeti  yeni katılanlardı. Türkan hanım ve Hasan amca  gibi duayenler  elbete ki vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pijama pikniği:&lt;br /&gt;"Hasan amca  bizi diskoya götür"  muhabbeti  geçmiş haftalarda kalmıştı.. Hasan amca"buyrun gidelim" deyince, tırsak elemanlar diskoya gitmekten vazgectiler. Bir baska dinleyicinin teklifi ile piknik fikri ortaya çıktı. Nihayet bir kamyona doluşmaya ve de diskonun önünden geçip pikniğe gitmeye karar verdik. (askeri jargonda disko: disiplin koğuşu. biz  harbi disko nun önünden geçecez.. nasıl olsa girmeyeceğimize  göre  np). Piknik deyince de ille pijamalı olsun dedik. Önümüzdeki  haftadan itibaren mail yoluyla talep toplamaya başlamak dersindeyiz. Cizgili pijama (tercihan lacivert beyaz) ve beyaz  atlet (en klasiğinden erdem çamaşırları yahut bilmemkaç yıldız)  mecburi olacak. Bunu  bulamayanlar için de dinleyicilerimizden yardım isteyip  piknik günü  eksik pijama sayısı kadar getirip satmasını sağlayacağız. Unutmadan piknik üzgünüm  ama "sadece  erkek" pikniği olacak. Zira o pijamalarla top oynarken paçasına basılma ve popo çatalının açıkta kalması gibi durumlar çok olur. Bu da nazik bayan dinleyicilerimizi bozar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşamdan kalan:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Van Savcısının meslekten men edilmesini ucundan bahsederek geçistirdik. Malum öncelikle izlerin belirginleşmesini bekliyoruz.. kedi izi, dinazor izi falan birbirinden ayrılsın. Sonraya yorumlayacaz.. Ama temelde savcıların ceza isterken çok merhametsiz davrandıklarında mutabık kaldık. Şemdinli olayları  ise "baba dur bakalım hayırlısı" diyerek kafamızda nadasa bırakıldı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmedinecad  gibi  cok sivri adamların kendi ülkeleri ve fikirlerine asla faydalarının olmayacağından bahsettik.. İran da başını sıkı bağlamayana verilecek 55 dolar cezanın çok salakca (programda saçma dedim, burada rahat rahat atıyorum) olduğunu da söyledik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siyasi yorum yaparken belli bir  model üzerinde düşünmenin yanlış neticelere vardırsa  bile insana bakış açısı verebileceğinden bahsettik. Ve tabii  ki  medyada bağır çağır verilen haberlerden ziyade küçük fakat  önemli haberlerin peşinde olmayı önerdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hesapçı  formundaydı.. "artık  düzenli  gel baba ya" şeklinde ona da yaltaklandık..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve son olarak da Müslüm Gürses  in Murathan Mungan projesi  olarak ortaya çıkmasına da üzüntümüzü ifade ettik  (bu ne Müslüm baba ya? Bu ne!  Murathan Mungan elbette nazik bir agabeyimizdir lakin  biz  Müslüm baba ya harbi bozulduk).. Olmasa Mektuuubun  yazdıkkların  ollmasa... diyerek bitirdik..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hadi hayırlı işler..&lt;br /&gt;Doktor&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-114572008440396911?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/114572008440396911/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=114572008440396911' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/114572008440396911'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/114572008440396911'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2006/04/21-nisan-2006-hesapyla-salam-muhabbet.html' title='21 Nisan 2006- Hesapçıyla sağlam muhabbet  oldu'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-114513014754020790</id><published>2006-04-15T12:08:00.000-07:00</published><updated>2006-04-15T12:42:27.560-07:00</updated><title type='text'>14 nisan 2006--laz bakkal beni öldürdü</title><content type='html'>Programa  Laz bakkalla  çıkmanın komplikasyonları anlatılmakla bitmez. Fren yok, lastikler kabak. Kaymadan, savrulmadan yol almak ne mümkün. Adam önce  cumhurbaşkanına taktı. Lan oğlum sus desem de bildiğini okudu.. Haydi  konu değiştirelim dedik. Tırnaklarımızı tüccar profesör Mehmet Öz  e geçirmeye  çalışalım. O konuda da argo kullanıp beni mahvetti. Reklam arasında boğazına sarıldım. Morarana kadar sıktım. Daha sonra yanliz kalmamak icin öldürmekten vazgeçip parmaklarımı gevşettim. Çift sarı kart cezası ile bir müddet sahalardan uzakta  kalacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Nelerden bahsettik:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Cumhurbaşkanının açıklamasının borsayı etkilememesinin sağlıklı işaret olduğunu  ve bürokrasiyi temsilen yapılan bu açıklamaların fazla da yankı uyandıramayacağını anlattık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barbie operasyonunda yakalanan kadınların teşhir edilmesinin insan haklarına aykırı olduğundan da bahsettik. Fuhşu  yapan birden fazla kişi  ise neden bir taraf afişe edilsin de diğer taraf  korunsun? şeklinde sorguladık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortadoğuda ABD varlığının petrolü  kontrol amaçlı olmaktan çok dünya düzenindeki yeni dengeleri oluşturma amaçlı olduğunu anlattık. AB nin belirleyici  olmaktan çok uzak olduğundan bahsettik. Bu operasyonda da  İran Lideri Ahmedinecad'ın operasyonu yapanlar adına çok faydalı olduğu kanaatini belirttik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir hafta önceden  sarı kartlık konuşmalarımız olduğundan vatan millet mevzularına girmedik. Nadasladık. Ceza sahasına yapılan ortalara vole vurmak için az daha bekleyelim dedik. Vatana millete hizmet aşkımız berdevam lakin hepsini  tek haftada yapmak da kolay değil doğrusu.&lt;br /&gt;doktor&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-114513014754020790?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/114513014754020790/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=114513014754020790' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/114513014754020790'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/114513014754020790'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2006/04/14-nisan-2006-laz-bakkal-beni-ldrd.html' title='14 nisan 2006--laz bakkal beni öldürdü'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25664658.post-114450948436276594</id><published>2006-04-08T08:15:00.000-07:00</published><updated>2006-04-08T08:24:30.320-07:00</updated><title type='text'>Başlarken</title><content type='html'>Sevgili dostlar; &lt;br /&gt;Hesapçı ile oturup konuştuk ve her  hafta  programdan sonra radyoda  konuştuklarımız  ve konuşmadıklarımız üzerine bir yazı yazmaya karar verdik.  Yazdıklarımızı da sizlerle  paylaşıp, hem fikirlerinizi almak hem de  radyo programını dinamik hale getirmek niyetindeyiz. Katılımınızı  bekliyoruz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unutmayın Her cuma TGRT-FM  de saat 19.50 den sonra.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doktor&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25664658-114450948436276594?l=hesapcidoktor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/feeds/114450948436276594/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25664658&amp;postID=114450948436276594' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/114450948436276594'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25664658/posts/default/114450948436276594'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hesapcidoktor.blogspot.com/2006/04/balarken.html' title='Başlarken'/><author><name>doktor yagci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09286165593344402020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry></feed>
